Telefon
WhatsApp

YÖN DUYGUSU VE DOĞRULTU TUTARLILIĞI
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Türkiye’nin her zamankinden daha fazla, güçlü bir merkez sol iktidara gereksinimi vardır.

Aslında bugünün işsizliğini, yoksulluğunu ve kültürel erozyonunu bir analitik modele yükleyip sorsak, ortaya çıkacak sonuç nettir:
Toplum, kendi refahını önceleyen bir halkçı solu işbaşına getirir.

Matematiksel ve nesnel gerçeklik bunu işaret eder.
Ancak seçmen davranışı yalnızca matematik değildir.
Toplumlar; aidiyet, itimat ve geçmiş deneyimlerle karar verir.

Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi’nin konumu tartışmasızdır.
CHP, Türkiye’de sol siyasetin kadim kalesi, ulusal ve toplumsal değerlerin en geniş şemsiyesidir.

Öyleyse mesele açıktır:
CHP ile toplum arasındaki bağ; sınıfsal, bölgesel ve sosyolojik köprülerle yeniden ve daha güçlü biçimde kurulmalıdır.

Bugün Türkiye’de 23 yaşındaki bir genç, mevcut iktidardan başka bir yönetim görmemiştir.
 

Bu gerçek bize şu soruyu sordurur:

Siyaset, başarıyı kendi programından, kendi örgütlü gücünden ve toplumla kurduğu sahici ilişkiden mi üretmektedir?

Yoksa başarı, rakibin hatalarına, konjonktürel hoşnutsuzluklara ve zaman zaman rastlantılara mı bırakılmaktadır?

Cevap nettir: Kalıcı başarı, ancak kendi doğrultusunu inşa eden siyasetle mümkündür.

Asıl olan gündem belirlemektir.

Medyanın yoğunlaştığı, siyasal alanın daraldığı, seçim sistemine ilişkin tartışmaların arttığı bir ortamda; yalnızca itiraz etmek yetmez.

Aynı zamanda yön vermek, yol göstermek gerekir.

Dünyanın karmaşık yapısı ve Türkiye’nin çetrefil sorunları, en az hata ile okunmalıdır.

Ulusal güvenlik ve savunma konularında tarihin doğru tarafında durulmalıdır.

Ekonomide ise emekle omuzdaş, bilimle “yoldaş” bir yaklaşım esas olmalıdır.

Vergi adaleti, gelir dağılımı, özelleştirme politikaları, "göç yönetimi" ve kamu yatırımlarının niteliği gibi başlıklarda;
yalnızca eleştiren değil, yol gösteren bir siyaset dili kurulmalıdır.

Tüm bunların ön koşulu ise açıktır:
Yön duygusu ve doğrultu tutarlılığı...

CHP’nin yönü bellidir.
Altı ok ile başlayan bu yönün tanımı; karma ekonomi, sosyal devlet ve bütünsel kalkınma anlayışıyla şekillenir.
Ulus-devlet yapısına ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerine bağlılıkla tamamlanır
.

Partinin anayasasında ilk ödevler açıktır; arasız devrimler adına ve uğruna çağdaş uygarlık yolunda ilkelerle yürürken..

... İşte b"ilkesellik", yalnızca söylemde değil, kadrolarda ve uygulamada hayat bulmalıdır.
CHP; bu değerleri taşıyan insanlara alan açmalı, liyakatli ve ahlaklı kadroları temsil noktalarına taşımalıdır
.

Sonuçta her siyasi parti, hele ki sol bir parti; programı, tüzüğü, kadroları ve örgüt kültürüyle bir bütündür...
Ve eğer bu yapı halkın içinde kendini “konuşlandırıyorsa” ve halk da kendini bu yapının içinde buluyorsa; başarı gelir, zafer gelir...

Kalıcı ve kurumsal başarı ve başarımlar için, “doğrultu tutarlılığı” kesin koşuldur; doğrultuda tutarlılık, o yapının harcıdır, çimentosudur.

Bu nedenle partinin tüm kademelerinde demokratik işleyiş güçlenmeli, kararlar şeffaf süreçlerle alınmalı ve her üye tarafından sahiplenilmelidir.

"CHP + halk = iktidar" denklemi, geçmiş deneyimlerin de gösterdiği gibi, bugün çok daha fazla emek ve mücadele ve özen gerektirmektedir.

Dünya demokrasisi zor bir dönemden geçse de, ülkemiz bin derdin kuşatması altında bulunuyor olsa da;
anti-emperyalist özüyle halk tarafından kurulmuş en köklü siyasal geleneklerden birine sahibiz.

Bu onurlu, bu saygın, bu biricik, bu en değerli mirasın bilinciyle;
Demokrasisi gelişmiş, ekonomisi güçlenmiş, toplumsal refahı artmış, dünyada gerçekten sözünü yükselten bir Türkiye’yi kurma yolculuğuna kararlılıkla devam edilmelidir.

-Dr. R. Bülend Kırmacı-

Lösev2
Paylaş
Arşiv R. bülend kırmacı Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği