Kuraklık yağmur duası ile baş edilecek şey değildir. Ağaç dikeceksiniz. Havayı yumuşatacaksınız. Yumuşayan hava nemi, nem yağmuru çekecek.
Öyle üç beş cami, kilise, cem evi cemaatinin duası ile bu işler olmaz. Allah koyduğu kural ile hükmeder. Ağaçlar bulutları, bulutlar yağmuru müjdeler.
Duanın yeri yok mu, var elbette...
Ağacı dikeceksin, sulayacak, bakacak ve sonunda "Allah'ım emeklerimizi zai etme, diktiğimiz fidanları ağaca, ağaçlarımızı ormanlara dönüştür, ormanlarımız yağmur taşısın, yağmur topraklarımıza bereket getirsin" diyen dualar Allah katında daha çok karşılığı olan dualardır.
Yoksa tarlayı yıllarca ek, biç, sür, savur ama tarlanın kenarına bir tek ağaç dikmek aklına gelmesin. Hatta var ise ağaç, kes eve odun diye götür.
Örnek al, bozkırın yüzündeki çölden Atatürk'ün meydana getirdiği Atatürk orman çiftliğini, Ceylanpınar üretme çiftliğini. Örnek al askeri kışların yemyeşil doğasını örnek al. yılan gibi çıplak Sipil dağını ormana çeviren Manisa tarzını Ahmet Bedeviyi.
Dağlar tepeler yamaçlar yılan gibi çıplak, tarla kenarları, yol kenarları bir metre boş yer kalmayacak şekilde ağaçlandıracaksınız.
Meralara bol ağaç dikeceksiniz ki meralar yeşillenecek toprağın nemi artacak. Hayvanlar meralara yürüyecek. Ekolojik döngü başlayacak. Hayvan gübresi toprağı, toprak ağacı, ağaç yağmuru, yağmur toprağı besleyecek.
Ağaç dikeceksiniz ki gölgesi bitkileri koruyacak, bitki örtüsü güneşin kavurucu etkisinden toprağı kavrulmaktan kurtaracak, solucanlar toprakta çalışacak, böcekler yaşam bulacak, ölen böcekler, dökülen yapraklar ile organik yaşam başlayacak.
Farkında mısınız dostlar, mülteciler ve ağaçsızlık topraklarımızın gerçek tehdidi.
Haaa bir de tabiki tarıma bakamayan, ormana bakamayan, ağaca düşman, arazideki ranta dost mevcut siyasal iktidarı unutmayalım...




























