Telefon
WhatsApp

Üç Kadim Şehir ve Obit
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Hatay-Mardin-Siirt. Anadolu coğrafyasında üç kadim şehir.

Üç şehrimiz birçok ortak özelliği barındırıyor. Ortak özellikleri, üç şehrimizi Anadolu’muzun diğer şehirlerinden ayrı bir yerde konumlandırıyor.

Yüzlerce yıldır Arap, Kürt, Türk, Süryani, Nesturi, Keldani halkları Hatay, Mardin ve Siirt’te, problem yaşamadan kardeşçe yaşıyor, sorunlarını beraberce çözüyorlar. Üç şehrimizin merkezlerinde, 35-40 yıl öncesine kadar Arap kökenlilerin çoğunlukta olduğu, Kürtlerin ilçe ve köylerde yoğun olarak yaşadığı, Nesturi ve Keldani’lerin dağlık bölgelerde yerleşik olduğu, Türk ve diğer etnik yapıların da yöneticilerden oluştuğu (memur-işçi-asker, çalışan kesim) bilinen bir gerçek. 1980 sonrası faşist Evren yönetimi ve 90’larda karanlık süreçte de bölgeden sürgünler sonucu, Güneydoğu yoğun göç vermiş, “zorunlu sürgün”ler nedeniyle üç ilimize Adana ve Mersin illerimiz de katılmıştır. Her üç ilimizde Ermeni nüfus azımsanmayacak sayıdaydı. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1914 yılında yaptırdığı nüfus sayımı resmi verilerine göre Üç ilimizin (Mardin ili Diyarbakır, Siirt ili Bitlis ve Hatay ilimiz Halep Sancaklarına bağlıydı) ve Mersin’i de kapsayan Adana Sancağı nüfus sayım sonuçları aşağıdadır* (Fuat Dündar’ın İletişim Yayınlarından çıkan Modern Türkiye’nin Şifresi kitabının 446 ve 447. Sayfalarında Osmanlı İmparatorluğu 1914 yılı resmi nüfus verileri detaylı bir şekilde verilmiştir. İlgili verileri bu kitaptan temin ettim).

 

                                    Müslüman      Ermeni         Yahudi      Süryani-Nasturi-Keldani

Halep  :                       576.320           40.843          12.193.                 3.630

Diyarbakır:                  492.101           65.850           2.085                  48.103

Bitlis:                           309.999.         117.492            -                       8.348

Adana:                        341.903           52.650            66                   1.918 

 

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi, dış müdahale olmadığı süre, adı geçen illerimizde etnik ya da dinsel anlamda, halklar arasında problem doğmamıştır.

Günümüzde, bölge ateş topuna dönmüş, değen her eli yakıyor. Bir yandan bölge halkları birbirine düşman edilmiş, bir yandan da bölgedeki petrol başta olmak üzere yeraltı zenginliklerinin yeni sahipleri deniz aşırı-okyanus ötesi ülkeler olmuştur. Bölge ülkeleri yöneticileri de etnik ve dini kavgaların görünen aktörleri olmuşlardır. Kim nasıl müdahil oldu, kim nereye girdi gibi işin siyasi analizine girmeyeceğim.

Kim söylemiş, şu anda hatırlayamıyorum, bir politikacı “Ortadoğu ve Ön Asya’nın kadim halkları, Araplar, Acemler, Kürtler ve Türkler“uyanıp” bir araya gelebilseler; dünya güllük, gülistanlık olur” demiş.

CHP’nin 26-28 Temmuz 2020 tarihinde yapılan 37. Olağan Kurultayında bir dizi karar alındı. Bana göre, oy birliği ile alınan en önemli karar, CHP iktidarında OBİT’in (Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı) kurulması kararıdır.

Ne olacak OBİT kurulursa?

Model aramamıza gerek yok. OBİT’in alt yapısı hazır. Modelimiz; üç kadim şehrimiz. Üç kadim şehrimizde yaşanan kardeşlik duygularıdır.

Öncelikle Ortadoğu’da yaşayan halklar, kadim halklardır. Tarihçiler bile tarihleme yapamamaktadırlar. Emperyalist Devletler, 20.yüzyılın başlarında Ortadoğu’da cetvel-gönye-pergel ile ülke sınırları belirler, aralarında paylaşırlarken, halkların yaşadığı bölgeler arasında değil, aynı halka mensup köyleri bile ikiye bölüp; ayrı ülke sınırları içerisinde gösterdiler. Kardeşlerin evleri bile ayrı ülke sınırları içinde kaldı. Demem o ki, Irak, Suriye, Türkiye, Ürdün ve diğer Arap ülkelerinde yaşayanların şu ya da bu şekilde birbirleriyle etnik yakınlıkları vardır. İyi niyetle soruna yaklaşılırsa, var olan sorunların çözümü halklara bırakılırsa ve OBİT veya benzeri örgütlenmelerde Kürtler-Türkler-Araplar ve diğer halklar eşit temsiliyetle  bir araya gelirlerse ve yukarıda bahsettiğim politikacının söylediği gibi, “Araplar, Acemler, Kürtler ve Türkler “uyanıp” bir araya gelirlerse”, Dünyayı bilemem ama bölgemiz yaşanabilir bir bölge olur.

OBİT’in de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun düşüncesi olduğunu biliyorum. Ortadoğu’da barış ve kardeşlik isteyen partililerimizin, derdi demokrasi olan diğer partilerin bu dileği tüm içtenlikleri ile desteklediklerini-destekleyeceklerini düşünüyorum.

SAVAŞIN, SÖMÜRÜNÜN OLMADIĞI, BARIŞ VE KARDEŞLİĞİN HAKİM OLDUĞU BİR ORTADOĞU DİLİYORUM.

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği