Kedi uyanık ya;
Ben yeni kralınızım. Size krallık etmem için tanrı beni gönderdi.
Tüm hayvanlar bir anda bu değişik canlıya biat etmeye başlamış.
Sonra zürafa gidip aslana durumu anlatmış. Aslan kedinin yanına gitmiş, bakmış bildiği emmi oğlu kedi olmasına kedi de rengi yeşil.
Dur bakalım demiş aslan, bu kadar hayvan biat etmişken reddedip bunun kedi olduğunu söylesem kimse inanmaz, bekle cibiliyetini nasıl olsa gösterir diyerek kediye biat etmiş.
Derken Mart ayı gelip çatmış. Köydeki tüm kediler mırnav mırnav diye damlara çıkıp mırnavlamaya başlamış.
Kral kedi de mırnav seslerini duydukça çıldırıyormuş. Bir durmuş iki durmuş dayanamaış koşmuş sonunda bir dam başına çıkıp başlamış uzun uzun mırnavlamaya.
Tam bu sırada aslan gelip çıkmış dam kenarına, ensesinden kediyi kaptığı gibi havaya kaldırıp diğer tüm hayvanlara göstermiş kralın cibiliyetini.
Kedi sormuş; nasıl benim gerçek yüzümü anladın emmioğlu demiş.
Aslan cevap vermiş;
Herkes sana biat etmişken senin kedi olduğunu söylesem kimse inanmazdı, bende aslına döneceğin günü bekledim, demiş
Türkiye'de siyasal İslamcılar demokrasi, insan hakları, özgürlük manzumelerini dillendire dillendire iktidara 21 yıl önce gelmişlerdi.
Bunların alnı secde görüyor, dürüst adamlardır. Namusa, beytülmala el sürmezler düşüncesi ile insanlar güvendi oy verdi, yetki verdi.
Oysaki siyasal İslamcılar dar-ül harp gördükleri ülkeyi, iktidara geldikleri günden itibaren soymaya başladı.
Sonra uçkur derdine düştüler, yetmedi birbirlerinin çoluk çocuklarını istismar etmeye başladılar. Üç erkek eskiden bir oy kabinine girerken şimdi üç erkek bir yatağa girip livata erbabı oldular.
Aksam kurt ile avlanıp gündüz çoban ile kuzunun yasını tuttular.
Sureti haktan görünüp batıla ve harama saptılar. Batılı ve haramı haktan saydılar.
Millet ise bunları mihengine vurup tartmaya geç kalarak iyice güçlenmelerine seyirci kaldı.
Azdıkça azan siyasal İslamcılar bilimden koparak, yönlerini milletten uzaklaşarak asıl mihenkleri olan tarikat ve cemaatlara dönüp milleti açlığa terk ettiler.
Şimdi sıkıştıklar hurafe ve çirkin salvolar yaparak iktidarda tutunmaya çalışıyorlar.
Bekir Bozdağ çıkıp 15 Mayıs'ta şampanya içenler ile şükür namazı kılanlar diye akıl süzgecinden uzak dayanaklar ararken daha da ahlaksızlaşıp, şehir dışına çıkıyor olsanız eşinizi Kılıçdaroğlu'na mı Erdoğan'a mı emanet edersiniz gibi hadsizliğin dibini sıyıran açıklamalar yapıyor.!
Evet Erdoğan'ın kaybettiği gün şampanya patlatan da, şükür namazları kılanlar da çok olacak. Bir avuç azınlık dışında sizden memnun olan bulamazsınız.
Hele ki her sözü facia olan, suç işleri bakanı fotoroman Süleyman ise millet ittifakını eleştirirken eşcinsel evliliklere müsade edileceğinden bahsediyor. Ama unutuyor galiba; sapık livata ilişkilerinde ne kadar mahir olduklarını.
Erdoğan ise millet ittifakının kazanması durumunda diyanetin kapatılacağı, ezanların susturulacağı iddiasında bulunuyor.
Nereden baksan tutarsızlık nereden baksan yalan ve iftira dolu bir kampanya yürütüyorlar.
Söyleyecek, vaad edecek bir sözleri kalmadı. Yalan iftiralar ile korku salarak seçmenlerini konsalide etmeye gayret ediyorlar.
Ezcümle, hiç uğraşmayın mart kedisi gibi dam size bakıyor, siz dama meyilli, şekliniz belli oldu.
Aslınız neslinize iyice döndü.
Din sömürüsü üzerinden siyaset ve siyasetin getirdiği güç ve gücün sarhoşluğu ile soygun vurgun hortum döneminiz sona eriyor.
Ve tekrar ezcümle YARGILANACAKSINIZ...
Bırakın yolsuzluk hırsızlık suçlarını, milleti ve devleti bölme parçalama suçlarından adalet önünde YARGILANACAKSINIZ...




























