Toplumun, bazı siyasetçilerin önünden gittiği o kadar net ki.
Bir çok farklı inanç ve kimliklerde insan koca yaşamı paylaşıyor.
Başı örtülü bir kızımız ile başı açık bir kızımız ruh ikizi olabiliyor. Yada mütedeyyin bir delikanlı yine en yakın arkadaşı deist yada ateist olabiliyor.
Sosyal demokratlar ile ülkücüler yan yana durup memleket hakkında ortak gelecek kaygılarını dillendiriliyor.
Türk, Kürt, Laz, Çerkez ve daha niceleri et tırnak gibi kaynaşarak ticari ortaklıklar yapıyor, mesai arkadaşı oluyor. Evlilikler yapıp mutluluk içinde çocuklarını büyütüyor.
Toplum zor gibi gösterilenleri kendiliğinden kolayca aşılıyor ve alevi Sünni evlilikleri, yoldaşlıkları, dostlukları uyum içerisinde yaşanıyor.
Fakat toplumun kara taassup ile beslenen kesimleri toplumu birbirine yaklaştırmayıp, kutuplarda tutarak siyasal ve dinsel varlıklarını devam ettiriyorlar.
Bu durum sadece Sünni yobazlığında değil tabi, az da olsa alevi yobazlığında da aynı ruh halini taşıyor.
Fakat insanlar yan yana geldiklerinde farklılıklardan çok benzerliklerin misli misli fazla olduğunu görüyor.
Kendi penceremden Alevilik konusuna bakarak bir kaç satır yazmak istedim.
Alevilik, Türklerin en kadim inançları arasında doğaya ve insana özel önem veren inançlarıdır.
İslam özelinde bakıldığı zaman ise sevgi, merhamet, yardım severlik her şekilde öne çıkartılarak yaşanmaktadır.
Toplum çok sayıda Alevi Sünni evliliğine şahittir. Yine çok sayıda iş ortaklığı ve ticari alışverişi her geçen gün toplum keyifle yapmaktadır.
Durup dururken tarihin kirli iftira ve sakat düşüncelerini konu etmek toplumumuza karşı en büyük sorumsuzluk örneklerinden biridir.
Anadolunun köken itibarı ile alevi bir geçmişe sahip olduğunu bilmeyen varmıdır.
Kılıç zoru ile zorla sunnileştirilen siyasal tercihler olmasaydı bugün Anadolu ve Rumelide hakim anlayış Alevi inancı olmayacak mıydı.
Bugün Anadolu kültürü içerisinde zevkle dinlediğimiz deyişler, türküler, baraklar, bozlaklar alevi tezenesi ve nefesi değilmidir. Abdal kültürüne hayran olmamak mümkün mü?
Doğaya saygı, canlıya saygı nasıl üst düzeyde yaşanır en güzel örneği tahtacı alevileri sergiler. Benim diyen çevreci ellerine su dökemez.
Gelelim siyaset safhasına.
Türkiye'de bir mağduriyet edebiyatı siyasal İslamcılar ve sağ siyaset tarafından sürekli dile getirilir.
Oysaki Aleviler, Yavuz Selim döneminde başlayan ve bir türlü bitmeyen katliam ve maduriyetlikler yaşamıştır.
Son devletimizi beraber kurarken bu güzel insanlar en az Sünniler kadar hatta belki de daha fazla emek ve can vermişken; sonrasında Maraş ta, Çorum'da, Gazi Mahallesi'nde, Sivas'ta en ağır katliamları yaşadılar. Sonra neymiş efendim alevi cumhurbaşkanı adaya sunniler oy vermezmiş.
Yapma be kardeşim yakan senin fikrin, yıkan senin fikrin, öldüren senin fikrin, iftira atan senin düşüncen, bir de tepeden bak öyle mi!!!
Biraz ahlak biraz Allah korkusu taşısan utanır bunları konuşmazsın.
Sayın Kılıçdaroğlu helallik fikri ile gündeme geldi. Senin hiç aklına alevilerden helallik almak geldimi.
Alevi vergileri ile camileri yapıp, tüm diyanet personelinin maaşlarını öderken hiç rahatsız olmuyorsun, sonra kalkıp liyakatı tecrübesi ispatlı Alevi kökenli cumhurbaşkanı adayından rahatsız ol öylemi, arkadaş samimiyetsizsin.
Tıpkı Tayyip Erdoğan kadar samimiyetten uzaksın.
Tayyip Erdoğan'ın yönetimde ki Türkiye'de bugün bir tek alevi valinin, emniyet müdürünün olmadığını biliyor musun?
Geçtim valiyi emniyet müdürünü bir genel müdür, bir il milli eğitim müdürü alevi yok, partisinde bir tek alevi milletvekili, belediye başkanı bulamazsın.
İnanç özgürlüğünü Türkiye'de sağladıklarını söyleyen Tayyip Erdoğan kadar sen de samimiyetden uzaksın.
Sn Kılıçdaroğlu aday olur veya olmaz, ama aday olmasına alevi kimliği yüzünden engel olunur ise, bu tüm Türkiye'nin telafi edilmez bir ayıbı olarak tarihe yazılır ki, tıpkı Madımak, Maraş, Çorum ve diğerlerinde olduğu gibi...




























