Telefon
WhatsApp

Siyaset Fikre Dayanmalıdır – 4
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Türkiye’de Merkez Solun Düşünsel Yenilenme Sorunu

Bu yazı, 16 Kasım 2012 tarihli “Siyaset Fikre Dayanmalıdır” başlıklı makale temelinde geliştirilen yazı dizisinin dördüncü bölümüdür.

Türkiye’de merkez sol uzun yıllar boyunca yalnızca bir seçim tercihi değil; aynı zamanda modernleşme, kamuculuk, sosyal adalet, laiklik, eğitim, kalkınma ve toplumsal ilerleme arayışlarının da önemli taşıyıcılarından biri olarak görülmüştür.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarından başlayarak farklı dönemlerde:

  • devletçilik,
  • halkçılık,
  • sosyal demokrasi,
  • planlı kalkınma,
  • sendikal haklar,
  • kamusal eğitim,
  • sosyal devlet anlayışı

merkez sol siyasetin temel referans alanları arasında yer almıştır.

Ancak özellikle son yıllarda yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde merkez sol hareketlerin ciddi bir düşünsel yön arayışı içine girdikleri görülmektedir.

(2026 güncellemesiyle-bk: Küreselleşme, dijitalleşme, kimlik siyaseti, göç hareketleri, gelir dağılımı sorunları ve güvenlik kaygıları; klasik merkez sol siyasetlerin geleneksel söylemlerini zorlayan yeni toplumsal dinamikler yaratmıştır.)

Türkiye’de de merkez sol uzun süre:

  • kentli orta sınıflar,
  • eğitimli kesimler,
  • sendikal yapılar,
  • laiklik hassasiyeti taşıyan çevreler,
  • kamucu ekonomik yaklaşımı savunan gruplar

üzerinden şekillenmiştir.

Ancak zamanla toplumun değişen sosyolojisine yeterince uyum sağlanamaması, bazı alanlarda merkez solun daha dar bir seçmen havzasına sıkıştığı yönündeki eleştirileri de beraberinde getirmiştir.

Oysa merkez sol düşüncenin tarihsel gücü yalnızca belirli toplumsal kesimlere dayanmasından değil; aynı zamanda geniş toplum kesimlerine umut, adalet ve gelecek perspektifi sunabilmesinden kaynaklanıyordu.

Belki de bugün merkez sol açısından yeniden tartışılması gereken temel meselelerden biri; sosyal demokrasiyi, çağdaş özgürlükçü değerleri, üretim ekonomisini, sosyal devleti ve insancıl sol anlayışını yeni kuşakların diliyle yeniden buluşturabilmektir.

Bugün merkez sol açısından en önemli sorunlardan biri, yalnızca seçim kazanma stratejileri değil; aynı zamanda yeniden güçlü bir düşünsel çerçeve üretip üretemeyeceği sorusudur.

Aslında siyaset özünde bir parti konusudur.
Parti ise kitlesel olmak ve iktidar talep etmek üzere kurulu olmalıdır.

Bir siyasal partiyi gerçek anlamda “parti” yapan unsurlar yalnızca seçim başarısı değildir.
Aynı zamanda:

  • program,
  • kadrolar,
  • söylem,
  • uygulama standartları

gibi temel yapısal alanlarda oluşturduğu güven duygusudur.

Programın geçerli,
kadroların deneyimli,
söylemin tutarlı,
uygulama standartlarının ise güncel olması büyük önem taşır.

Ve bütün bunların yanı sıra toplum kesimlerinin kendilerini o yapının bünyesinde ve özünde bulabildiği bir liderlik anlayışı ile örgütsel bütünlük oluşturabilmek de çağdaş siyasal partilerin temel özelliklerinden biridir.

Çünkü siyasal partiler yalnızca yönetime talip organizasyonlar değil; aynı zamanda toplumun farklı kesimlerini ortak bir gelecek fikri etrafında buluşturabilen demokratik yapılardır.

Çünkü siyasal hareketler yalnızca seçim ittifaklarıyla değil; aynı zamanda:

  • düşünsel üretimle,
  • kadro yetiştirmeyle,
  • entelektüel derinlikle,
  • toplumsal temasla,
  • yeni kuşaklarla kurulan bağlarla

kalıcı hale gelirler.

Merkez solun özellikle genç kuşaklarla ilişkisini yeniden güçlendirebilmesi için:

  • özgürlük,
  • sosyal adalet,
  • liyakat,
  • teknoloji,
  • eğitim,
  • çevre,
  • gelir dağılımı,
  • kültürel kalkınma,
  • demokratik katılım,
  • hayvan sevgisi,
  • doğa duyarlılığı,
  • yeşil çevre politikaları,
  • spor ve kültür olanakları

gibi başlıklarda daha güncel ve daha kapsayıcı politikalar üretmesi gerekmektedir.

(2026 güncellemesiyle-bk: Yeni kuşaklar yalnızca ideolojik sloganlara değil; aynı zamanda şeffaflık, etik siyaset, fırsat eşitliği ve yaşam kalitesi gibi somut alanlara da büyük önem vermektedir.)

Öte yandan merkez solun yalnızca geçmiş başarıların nostaljisine yaslanması da yeterli olmayacaktır.
Çünkü her dönem kendi toplumsal sorunlarını ve kendi siyasal dilini üretmektedir.

Bu nedenle merkez solun önünde duran ve insancıl sol’un da çok önemsediği temel meselelerden biri:
geçmişin birikimini korurken,
aynı zamanda yeni dünyanın gerçeklerini anlayabilen,
teknolojiyi okuyabilen,
toplumsal değişimi kavrayabilen,
genç kuşaklarla temas kurabilen
yeni bir düşünsel üretim kapasitesi oluşturabilmektir.

Aslında bu mesele yalnızca merkez sola ait değildir.
Demokratik siyaset kültürünün bütünü açısından düşünce üretimi, eleştirel akıl, parti içi tartışma ve çoğulculuk yeniden değer kazanmak zorundadır.

Çünkü düşüncenin zayıfladığı yerde siyaset giderek yalnızca:

  • görüntüye,
  • slogana,
  • kutuplaşmaya,
  • kısa vadeli çıkarlara

teslim olabilir.

Ve belki de bugün yeniden hatırlanması gereken temel gerçek şudur:

Siyaset günü kurtarmaktan çok, geleceği kurabilme sanatıdır.

 

Not: 4 bölümden oluşan ve Siyaset Ankara gazetemiz için kaleme alınan bu yazı dizisinin yararlı bulunması ve beğenilmesi umuduyla saygılar sunarım.
bk

 

 

Dr. R.Bülend Kırmacı

Lösev2
Paylaş
Arşiv R. bülend kırmacı Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği