ŞEF HER DURUMDA HAKLI
Ortaokul çağlarımda, çocukluk arkadaşım ve Ankara’da ikamet eden arkadaşım Neco, yaz tatilinde köye gelmişti.
Neco, şehirli her çocuk gibi, şehirde öğrendiği oyunları köyde yaşayan arkadaşlarına öğretmek sevdasıyla, (sonradan yeni öğrendiğini fark ettiğim) dama oyununu bana öğretmek istiyordu. Önce kuralları ezberletti bana. Başladık Neco ile dama oynamaya. Bir süre sonra Neco’nun taşları azalmaya başlayınca, “oyunun kuralları sana ezberlettiğim gibi değil. Benim köşede duran taşımı bağlayan hiçbir kural yok. O taşı istediğim gibi, kuralsız bir şekilde hareket ettirme hakkım var” dedi Neco. Tabi ki bizim oyun yarım kaldı, bitmedi.
50-55 yıl önceki çocukluk anım nereden aklıma geldi diye merak mı ediyorsunuz?
Son günlerdeki merakım, Thomas Hobbes ve kitabı Leviathan.
Hobbes, egemenlik ve egemenden bahsederken, egemenliği kullanan egemenin özelliklerini sıralar. Özellikle de egemenin hukukunu anlatırken, hukukun gerçekten kimin iradesi ve nasıl bir irade olduğunu gözler önüne sererken, tanıdığım birini tarif ediyor hissine kapıldım.
Diyor ki Hobbes,” egemen yasama gücüne sahiptir ve kendi yaptığı yasalarla bağımlı değildir. Güç kullanma ve cezalandırma hakkına sahip tek kişi egemendir. Yasa yapar, toplumu yaptığı yasalarla yönetir. Yasaların iyi olup olmadığına, toplum değil, egemen karar verir. İyiyi kötüyü sadece egemen bilir. Hukuk, egemenin aklı ve iradesidir. Egemenden üstün bir güç yoktur. Bu nedenle de kendisinin koyduğu kurallara kendisi dışında herkes uymak zorundadır. Toplumun değil, kendisinin beğenmediği yasaları istediği zaman, istediği şekilde değiştirme hakkı vardır ve istediği an kullanabilir.”
Ne dersiniz, size de tanıdık gelmedi mi Hobbes’un egemeni…
İlahi Neco, nerelere götürdün beni, çok yaşa e mi.




























