SARI KART YETMEZ, KIRMIZI KART GÖSTERMEK VE HESAP SORMAK GEREKİR.
Emekliler yerel seçimlerde akmhp iktidarına sarı kart gösterdi. Sandıklara hakim oldukları için hile oranını düşürdüler ve batı Anadolu'yu kırmızıya boyadılar. Bu iktidara uyarı iken muhalefete verilen avanstır. Malumunuz emeklilerin çoğunluğu mutaassıp ve kaderlerinin tek kişi seçiminde olmasına bu kadar ses çıkarmamışlardı. Çünkü açlık ücretinin altında kalan 10 bin lira ve altındaki maaşları yaklaşık 10 milyon insan alıyor. Kaldı ki 10 bin lira en az maaş ve kök maaş kavramları ne adildir, ne hukukidir ne de yasaldır. Dul ve yetimlerden ise 3 bin ile 7 bin lira arasında maaş alan emekliler var. Dolayısıyla kök maaş hilesiyle en az maaşı 10 bin lira yaptım diyen hükumet yalan söylüyor. Emeklileri 4447 sayılı kanunun yürürlük zamanı 2000 öncesi,2000 ile 2008 arası ve 5510 sayılı yasanın çıktığı 2008 sonrası emekliler olarak böldü. Onları da dul, yetim, çalışan ve çalışmayan olarak böldü. Maaş bağlama katsayılarını da değiştirerek aşk, bağ-kur,emekli sandığı farklılıklaeına maruz bıraktı. Maaş bağlama oranlarındaki dengesizlik emeklileri gün geçtikçe fakirleştirdi. Bu da yetmiyormuş gibi eyt mağdurları seçmen gücüyle hükumeti tehdit edince yaklaşık 2 milyon eyt'liyi emekli edip normal emeklilerden kesinti yaparak eyt'lilere maaş bağladı. Sanki primlerinden gelen kazançmış gibi gösterdi ama aslında 2 milyon emeklinin masrafını 14 milyon emekliye yükleyerek herkesi fakirlikte eşitledi. Şimdi bunu izah etsek eyt'liler bize darılacaktır belki ama yaklaşık 16 milyon emeklinin SGK hesaplarına yatırılmış paraları devlet bankalarına, oradan da varlık fonuna devredilerek AKP'li müteahhitlere kredi olarak kullandırıldı. O da yetmedi, soyulan SGK'nın paralarıyla akp ve mhp'nin seçim masrafları karşılandı. Dilayısıyla 16 milyon emekli aileleriyle birlikte fakirleşirken akp seçmeni ve yandaşları zengin edildi. Adını yazmaktan aciz adamlar üçer beşer maaş alıp yönetici yapılırken kalifiye insanlar her türlü baskıyla atılıp sürüldü,emekli edilip fakirleştirildi. Emeklinin tek umudu kendi devletiyken kendi devleti özelleştirmeyi ve dolayısıyla işsizliği artırdığı için fabrikalar kapandı. Dolayısıyla 24 milyon çalışana karşılık 16 milyon emekli aktüaryal dengeyi bozarak 1/4'ten 1/1.6'ya düşürdü. Bu oran ülkenin ne kadar fakirleştiğini de göstermektedir. İşsizlik, dış ve iç borçlar, enflasyon,döviz kurları aynı oranda artarken emekli maaşları aynı oranda artmadı. Daha 1.5 yıl önce emekli maaşları asgari ücretin 1.6 katı iken şimdi 0.69'una inmiş durumda. Bu oran 17 bin lira olan açlık ücretinin çok altında ve biz bu emekli maaşlarına ölüm ücreti diyoruz. Çünkü emekli 7-8-10 bin lira maaşla bırakın geçinmeyi normal beslenmesini bile sağlayamadığı için her türlü hastalığa yakalanma riskini taşıyarak erken yaşlanmaya, neden olurken ölüme davetiye çıkarıyor. Bunun karşısında emekliler daha 16 milyonun yüzde onu kadar bile örgütlü değiller. Seçimlerdeki pasif direnç yerini aktif örgütlenmeye ve hakkını aramaya evrilmedikçe emekliler erken ölmeye, dolayısıyla ortalama ölüm yaşı düşmeye devam edecek. Buna karşı birlikte mücadeleden ve ülkenin yeniden imarı için çalışmaktan geçiyor. Yeni bir seferberlik kapıda bizi bekliyor. Ya evlerimizde oturup ölümü bekleyeceğiz, yada sahalara çıkıp bu ülkenin ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkacağız. Eğer bunu yapmazsak her geçen gün bütçe katrilyonlarca lira açık vermeye devam edecek ve daha çok borca batacağız. 2023 yılında Hazine eski parayla 818 katrilyon, 2024'ün ilk üç ayında 513 katrilyon zarar etti. Bütçede bu kadar sapma olması açık açık hırsızlık yapıldığının kanıtıdır. Bunun için emekliler demokrasiye sahip çıkmak zorundadırlar. İnsanlık tarihinin tecrübeleri göstermistir ki toplumlar demokrasiden uzaklaştıkça fakirlesmişler, onları soyanlar da katlanarak zenginleşmişlerdir. Bu bizim kaderimiz olamaz. Bu kötü gidişi değiştirmek için emekliler televizyon izlemeyi bırakıp siyasetle uğraşmak ve haklarını almak zorundadır. O da yetmez, iktidara temsilcilerini göndermek zorundadır. O da yetmez, şimdiye kadar yapılan soygunları ne hesabını sormalıdır. Her türlü spekülasyon, özelleştimeleri, yansaşlara peşkeş çekilen ihaleler, insader trading yöntemleri devletj ve halkı fakirleştirip küçültmektedir. Bu suçların cezası soygunculara kesilmelidir. Acilen iktidarın değişip soyguncuların mahkemelerde targılanmaları ve halktan çaldıkları servetlerine el konularak devletin borcu oradan ödenmelidir.
Bunu yapmayalım diye bizi bölüp parcalayıp birbirimize kırdırmak isteyecekler. Bu tuzaklara düşmeden ortak amaçlarımız doğrultusunda birlikte davranışlar sergilemeliyiz. Eğer erken seçim olmaz ve devletin zararları telafi edilmezse bugünleri de arıyor olcağız. İktidar yerel seçim yenilgisi yüzünden birikmiş zamları yapamadı ama bunları sindire sindire yapacak ve borçlarımız katlanacaktır. Enflasyon, döviz,faizler, işsizlik ve durgunluk birlikte artacak ve daha büyük krizlere gebe kalacağız. Artık bunu değistirmek senin ellerindedir. Demorasiye sahip çıkıp yeniden inşaa edersen kazanacaksın, sessiz kalırsan kaybedeceksin. Çünkü demokrasi, adalet,hukuk...halkın ekmeğidir, bunlardan vaz geçilemez.




























