Telefon
WhatsApp

ÖFKE BİZE UYSALLIK SANA, BÖLMEK BİZE BÜTÜNLEMEK SANA
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

İlk gün, ilk açıklama, ilk ayrıştırma AKP MKYK Sözcüsü Ömer Çelik’ten geldi. Henüz ne olduğu tam anlaşılmamışken, sel önünden kütük kapma yarışını başlattı, “Cumhur ittifakının bileşenleri AKP ve MHP MKYK üyeleri, milletvekilleri olarak sahada çalışmaya başladık” dedi. Ne yapmak istediğini bilmeyen bir ruh hali içinde, Genel Başkanına, muhalefete siyaset yapacak alan bırakmadım, yine ön aldım mı demek istiyordun o gün Ömer Çelik, hem de bölge insanı olarak yapıyordun bunu. Batsın sizin alacağınız aferinler. İnsanlar, geceleri ısının eksi 10’ları bulduğu bölgede yerle bir olmuş, kim bilir hangi yandaş müteahhit tarafından yapılmış, hesaplamaları yanlış yapıldığından yıkılmış, moloz haline gelmiş yıkıntıların arasında kurtarılmayı beklerken, hangi siyasi hesabın peşindeydin…

 

Devlet bugünler için vardır Ömer Çelik. Şahsınla bir problemim yok. Ben seni tanımam, sen de beni tanımazsın. Türkiye’yi 23 yıldır yöneten bir partinin, siyasal zihniyetin sözcüsü olduğun için sana seslendim.

 

Moghaddam, Diktatörlüğün Psikolojisi adlı kitabında incelediği diktatörlükleri analiz ederken bir yere vurgu yapıyor. Diktatörün etrafında oluşmuş, diktatörce beslenen, bir yerlere getirilen, yetkilendirilen bir elit gruba dikkat çeken yazar: “…buraya kadar söylenenleri toparlarsak, diktatörlüklerde iktidardaki eliti sıkı sıkıya kaynaşmış halde tutmak ve böylelikle halk kalabalıklarını kontrol etmek için güç kullanılmasını (örn. suikastları, kaçırılmaları, mahkumiyetleri, işkenceyi) meşrulaştırmak açısından ideoloji büyük öneme sahiptir. Diktatörlüğü sürdürmenin püf noktası, elitleri sıkı sıkıya kaynaştırmaktır.” (Diktatörlüğün Psikolojisi. Sayfa 39)

 

Dönelim konumuza.

 

AKP-MHP ikilisinin ülkenin başına sardığı, parlamentoyu devre dışı bırakan, tek adam yönetimini (CB Hükümet Sistemi) öne çıkaran sistem, depremde çuvalladı. Acilen uygulanması gereken her karar için kimde inisiyatif almadı, alamadı. Depremle ilgilenecek, önlemler alacak kurum AFAD’ın başındaki İmam Hatip mezununu kimse alanda göremedi. İş makinaları ve gönüllülerin müdahalesi için bile tek adamdan talimat beklendi. Muhalefet belediyelerinin sıcak yemek dağıtma girişimi bile engellenmeye çalışıldı. Adı Bakan olan sekreterler, büyük dağların sahibi vardır mantığıyla küçük dağları ben yarattım havasına girdiler. “Devlet bez mi üretir, işine bakmalı” mantığıyla Cumhuriyetin bütün kazanımlarını yandaşlarına özelleştirme adı altında peşkeş çeken mantık, depremden ölü çıkan insanlara kefen bezi veremedi. Sağ kurtulanlara devletçe gönderilen battaniyeler ancak üçüncü gün ulaşabildi. Devlet bez mi üretir diyenler, Sanayi Bakanı “günde şu kadar battaniye üretecek kapasitemiz var” diye övünmeye çalışıyor. Sistem, sülalecilik, kayırmacılık sistemi olmuş.

Televizyonda depremzedelerden biri ders veriyordu başta hükümete ve hepimize. “Söylenecek çok şey var ve zamanı gelecek” diyordu.

 

Üçüncü gün bölgeye koruma ordusuyla, çakarlı araçlarla giden Cumhurbaşkanı da açtı ağzını, yumdu gözünü. Eleştirenlerin ne namussuzluklarını ne cibilliyetsizliklerini bıraktı. Oysa, muhalefetin görevi eleştirmektir. Yıkıntıdan ses alan kurtarma ekibi sessizlik işareti verdiğinde, çakarlı araçların sesi kulak patlatıyordu.

 

Sık sık ecdadımız diyen AKP Genel Başkanı Erdoğan’a sesleniyorum.

Osmanlı Devleti kurucusu sayılan Osman’ın kayınpederi Edebali diyor ki damadına:

 

“Bundan böyle öfke bize uysallık sana…

Kötü göz, haksız yorum bize, bağışlama sana…

Suçlamak bize, bağışlamak sana…”

 

Bu yazdığım haklı olduğunuz anlamına gelmesin. Gidişinizi görüyorsunuz siz ve etrafınızdakiler. Yormayın, bölmeyin insanları. Milletvekili yaptığınız, soyadı Reyhanlıoğlu olan bir kadının canlı yayında İmamoğlu’na söylediği, tekrarlamaktan ar duyacağım lafları siz de duymuşsunuzdur. Böylelerine ne zaman “edep yahu” dediniz? Size yarıyordu belki bu davranışlar ama bilesiniz ki ekşi hanenize yazılıyor artık bunlar.

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği