Ülkemiz malesef ki 1990 lı yılların ortasından itibaren siyasal İslamcı partilerin kıskacı altında kalmış, sistematik bir şekilde toplum yığınları siyasal İslamcı partilere doğru savrulmuştur.
2002 seçimleri ile siyasal İslamcı AKP iktidara gelerek bilimsel ve akla dayanan siyaset yapma şeklini yerle yeksan ederek örgütlü bir cahilliği ve örgütlü kötülüğü kurumsal hale getirmiştir.
Siyasal İslamcıların yönetiminde, yirminci yılın sonunda Türkiye tam bir kaos ülkesi oldu.
AKP her yerde eriyor. Son örneği Kayseri mitinginden tüm Türkiye kamuoyuna yansıdı.
Önce AKP nin tüm kamu gücünü ve özel fabrika çalışanlarını meydana taşıması ile ancak kalesi gördüğü Kayseri'de bitiş gerçeği ile yüzleşti.
AKP, Kayseri'de sadece bu darbeyi almadı. Kayseri'de bugün hiç bir belediyesi olmayan CHP saflarına 57 muhtarın partiye katılması ise AKP iktidarının Titanik gibi battığını göstermektedir.
Evet şimdi gelelim neden Kılıçdaroğlu;
Türkiye normalleşmek istiyor. Yeniden Türkiye dünyada güven duyulan bir ülke olmak istiyor.
Ekonomi, hayvancılık, tarım, sanayi, eğitim, sağlık tekrar makul düzeylere gelebilmesi özlenen hal olmuştur.
Hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrımının yeniden amir olmasına ihtiyac büyüktür.
Hesap verebilirlik ve şeffaflık ülke yönetiminde ise liyakat susuz çöllerin yağmura ihtiyaç duyduğu gibi acil bir ihtiyaç olmuştur.
Yabancı sermayenin ülkeye güven duyarak, yeniden Türkiye'yi yatırıma değen bir ülke olarak değerlendirmesi gerekmektedir.
Yabancı sermaye elbette fırsatçı mezar soyguncusu zihniyetinde ki Arap sermayesi değildir.
Banka ve arsa rantına gelen Arap sermayesi yatırımı sadece kendi parasına yapan bir zihniyettir. Ülkeye bir birim giren Arap sermayesi, üç birim alarak ülkeyi terketmesi soygundur. Tefecinin eline düşen esnaf durumuna ülkeyi sürüklemektedir.
Bırakın ülkemize fabrikalar kuracak, teknolojik yatırımları yaparak kazan kazan mantığında gelecek medeni batılı sermayeyi, artık ülkemizde milli sermaye de ülke hukukuna ve yatırım güvencesine güvenmediği için yurt dışına kaçmaya çalışıyor.
Hatta öyle bir güvensizlik iklimi hakim ki, AKP yandaşı olan ve hükümetin her türlü korumasına tabi olan sermayeler dahi kaçış örneklerini veriyor.
İşte bu noktada sn Kılıçdaroğlu millet ittifakının ana lokomatifi olarak, ittifakı bir araya getirip ve devamına da büyük katkılar sunarak ülkemiz adına yeni bir nefes yeni bir güven limanını oldu.
CHP artık Türkiye partisi olmaktadır. %2 oy alabildiği doğu ve Güneydoğu'da CHP Kürt seçmenin ikinci partisi olma özelliğini kazanmaktadır.
CHP son yıllardaki başarılı duruşu sayesinde %25 lik potansiyelinin üzerine çıkmaya başladı.
Merkez sağ tabanının ikinci tercihinde olan bir parti konumuna gelerek daha fazla güven vermektedirler.
CHP, Bırakın merkez sağ tabanını AKP tabanında da canı yanan insanların da artık birinci yada ikinci tercih sebebi olmaktadır.
Belki CHP %35-40 gibi oy potansiyeline kısa zamanda ulaşamayabilir.
Lakin CHP'nin ve sn Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin ihtiyacı olan siyaset şeklini doğru sergilemesi sayesinde %65-70 oranındaki AKP ve MHP bloğu çadırdamış ve millet ittifakına bugün %50 halk teveccühünü kazandırmıştır.
Bu başarı ittifak üyesi diğer partilerinin başarısı gibi görünse de, aslında bu durum sn Kılıçdaroğlu'nun başarısıdır.
Demokrasiyi içselleştirmiş bir lider olarak 70 yaşında 450 km yolu adalet adına yaya tamamlamasının arkasında eşsiz bir adalet ve demokrasi aşkı vardır.
Yine bir hafta evinde elektriksiz oturma tercihi halkının çilesine ne kadar yakın bir lider olduğunu göstermektedir.
Kimi zaman TÜİK, kimi zaman paramiliter örgütlerin kapısına dayanması hukuka olan sevdasının bir ayrıca yansımasıdır.
Muhalefetteyken bile doğru söylemler ile iktidarın itina ile yapmaktan kaçındığı icraatları yaptırması ise nasıl bir oyun kurucu, nasıl bir maystro olduğunu göstermektedir.
Peki soralım bakalım Kılıçdaroğlu neden cumhurbaşkanı adayı olmamalıdır sorusuna!
Üç sebep sayın derseniz; alevi olduğunu ileri sürecekler. Ama ikinci bir gerekçe de söyleyemeyecekler.
Nüfusunun büyük çoğunluğu Sünni inancına sahip olan Türkiyenin alevi bir cumhurbaşkanı seçmesi Türkiye adına olağan üstü pozitif bir imaj yaratacaktır.
Türkiye seçmeninin, artık siyasal İslamcı tercihlerin dışına çıkarak, seküler siyasal tercihlerin peşinde olduğunu gösterecektir.
Liyakat ve pozitif politikalar seçmenin tercihi olarak tüm medeni dünyaya yansıyacak.
Böylece ülke insanları birbiri ile yeniden sağlam dostluklara kapı açarken, Türkiye imajı düzelecek ve beklenen yabancı sermaye Türkiye'ye gelmeye başlayıp, ülkeden giden sermayenin de tekrar Türkiye'yi tercih etmesi sağlanacaktır.
Atatürk devrimlerine yeniden hız vererek hukukun ve demokrasinin ülkemize en sağlam şekli ile yerleşmesi sağlanacak.
Atatürk'ün büyük hayali, muassır bir ülke olmanın temeli adalet ve hukuk devrimi ile gerçekleşmiş olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin 13 ncü cumhurbaşkanlığına layık en önemli isim, cumhuriyetin kurucu partisi, Cumhuriyet Halk partisinin sn genel başkanı Kemal Kılıçdaroğludur...




























