Türkiye’de yazmak isterseniz konu sıkıntısı değil ancak ve ancak neyi yazacağına karar verme sıkıntısı çekilir.
Mesela geçtiğimiz iki hafta yazacak ne çok şey oldu, yaşandı...
9 Eylül’de İzmir’in kurtuluşu ve ülkemizin bağımsızlığının 100.yılını kutladık. Aynı gün CHP’nin kuruluşunun 99.yıldönmünü de kutladık. Bu kapsamda pek çok gelişmeyi ele alabilir, yazabilirdim.
12 Eylül, hala gerçek anlamda yüzleşmediğimiz (helalleşmediğimiz), Türkiye’nin kaderini değiştiren askeri darbelerden birinin 42.yıl dönümüydü. 50’yi aşkın idam, 52 bin tutuklu, 650 bin gözaltı ile, benim gençliğimin çok ama çok alacaklı olduğu 12 Eylül paşaları ve destekçilerini hayırla(!) yad eden bir yazı da yazabilirdim
Memlekette eğitim-öğretim mi kaldı? diye düşünürken, okullar 12 Eylül’de açıldı. Milyonlarca çocuk ve genç, belirsizlikler içinde yeni bir eğitim yılına başladı. Okulların açılması ve ana sınıflarıyla ilköğretimdeki çocuklara bir öğün yemek verilmesi kampanyası üzerinde yazmak aslında gerçekten iyi olurdu.
Mutfak ve yaşam ekonomimizdeki fiyat artışlarının yaz aylarında bile hiç hız kesmemiş olması, kışın bizi bekleyen harcamalardaki kabarma da öyle.
Borsadaki, özellikle banka hisse senetlerindeki acayip yükselişlerden inişe geçişi de yazmak mümkündü. Çünkü, geçtiğimiz haftanın son üç işlem gününde Borsa’da defalarca işlem kesme yaşandı, banka hisselerindeki yüzde 25’lik değer kaybı oluştu. Bunlar da okuyucuyla paylaşmaya değer meselelerdi. Sanayi üretimindeki düşüşün anlamı da öyle...
Benim aklımda ‘’Yaz Nazik, yaz Nazik’’ diye Kemal Kılıçdaroğlu’nun söyleyişiyle ‘’helalleşme’’, nam-ı diğer ‘’yüzleşme’’ dönerken, Ak Parti Genel Başkanı şapkadan aslında çok eskimiş bir tavşan çıkarıverdi: Sosyal Konut Projesi.
Ben de dedim ki yazmasam olmaz...
TOKİ’nin bu dev(!) proje için öngördüğü şartlar, adeta bir TOKİ klasiği.
Yani TOKİ cephesinde başvuranlar lehine değişen bir şey yok! Ama, bilinmeyenler çok.
Örneğin, halen 2+1 için 75 m2, 3+1’ler için 85 m2’lik tip projeleri olan TOKİ’nin vaad edilen sosyal konutlarda kaç m2 üzerinden konut üreteceğini bilmiyoruz.
Mesela, kuralar çekildikten sonraki aybaşında taksit ödemeye başlanacağını ve 2+1 için ayda en düşük 2.280 liradan, 3+1 daireler için en az ayda 3.187 liradan başlayan taksitlerin her altı ayda bir değişeceğini biliyoruz. Fakat 20 yıllık sürede hangi yıl ne kadar aylık taksit ödeneceğini şimdiden tahmin etmek mümkün değil.
2+1’lik bir bodrum katı en az 608 bin lira. Ama bu bodrum katının şehrin neresinde olacağını da, ne zaman teslim edileceğini de bilmiyoruz.
Devletin karşılayacağı yüzde 40’ın 608 bin liranın içinde mi olduğu üstüne mi ekleneceği, devletin bu katkıyı nerde, ne zaman, nasıl koyacağı da öyle.
Vaad edilen sosyal konutların İstanbul Esenyurt’ta 2010’da başlatılan 10 binden fazla dairenin, Aralık 2019’da her yıl 100 bin sosyal konut projesi kapsamında başlatılıp hala tamamlanamamış olan 30 bin dairelik inşaatların akıbetine uğrayıp uğramayacağını da elbette bilmiyoruz.
TOKİ’nin tek karar verici olarak, şartları istediği gibi değiştirme hakkına sahip olduğunu da kaç kişi biliyor? Bunu da bilmiyoruz.
Cumhurbaşkanının Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi olarak takdim ettiği Sosyal Konut Projesi, 20’den fazla ilde 250 bin daire, 100 bin konutluk arsa, 50 bin kadar işyeri ve dükkandan oluşuyor.
20 yıldır iktidarda olacaksın, TOKİ sana bağlı bir kamu kuruluşu olacak, sosyal konut üretmek TOKİ’nin asıl yapması gereken ama hep son yaptığı iş olarak kalacak, sen de müdahale etmeyip sayende sınıf atlayan eşini dostunu TOKİ üzerinden nemalandırmayı yeğleyeceksin...
Sonra da seçime bir kaç kala, Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi diye şapkadan tavşan çıkaracaksın.
Erdoğan 2019’da da yılda 100 bin Sosyal Konut projesi açıklamıştı.
2019’da başlayan, bugünkü teknolojiyle en çok 2 yılda, yani 2021’de ilk 100 bin konut vatandaşa teslim edilebilecekken, ilk 30 bin dairelik inşaat bile tamamlanmadı.
Sonraki yıllarda talep bile alınmadığını bilmem söylemeye gerek var mı?
Evet, memlekette ciddi bir konut sorunu var.
Evet, milyonların kendi evinde oturma hayali var.
Ve bu hayal, bir kez daha satışta...
Hem de Tansu Çiller’in iki anahtar vaadinden çok daha küçük bir projeyle.
Hem de yılda 100 bin sosyal konut vaadini yerine getirmemiş bir Cumhurbaşkanının vaadi olarak.
Erdoğan’ın açıkladığı sosyal konut projesi bana şu fıkrayı hatırlattı:
Nasrettin hocanın birine borcu varmış. Alacaklı geliyor gidiyor, hocada para yok.
Yine bir gelmiş, hoca yolun kıyısını göstermiş: Bak, oraya diken diktim, demiş. Adam şaşırmış; Eeee? demiş.
Hoca açıklamış: O dikenler büyüyecek, yoldan geçen koyunların yünleri onlara takılacak, benim hanım o yünleri toplayıp eğirecek, ben de pazara götürüp satacağım, sana da borcumu ödeyeceğim...
Adam başlamış gülmeye.
Hoca teşhisi koymuş: Seni köftehor seni, gördün peşin parayı, gülüyorsun, değil mi?
Bence bu dev(!) proje karşısında vatandaşın durumu da böyle.
Hadi gülümse!





























