Kurultay, hijyen ve S.O.S
Kurultaydır bu, yapılır ve bir şekilde biter.
Sonuçları günlerce konuşulur. Siyasal ve sosyal etkileri ise daha sonra ortaya çıkar.
Kurultaylarda ittifaklar ve işbirlikleri gırla gider, ve normaldir...
Sonra kazık yediğine inananlar birbirini suçlar, bu da çok alışıla gelen olağan durumlarsır.
Hatta bazen de istenmeyen şiddet görüntüleri ortaya çıkar ki, herkes kınar.
Sonuçta kimileri seçilir kimileri seçilemez.
Eski dostlar tekrar tekrar bir araya gelir, görüşme fırsatı bulur.
Kurultay adeta bir şenlik ve kavuşma ortamıdır.
Çünkü CHP siyasal büyük bir ailedir.
Uzun yıllara sari siyaset yapanların farklı vilayetlerden dostları yoldaşları vardır ve kurultay bir araya gelmeye vesile olur.
Buraya kadar herşey tamamdır, lakin değişmeyen hatta gitgide daha çekilmez hale gelen PM ve YDK adaylarının saçma sapan organizasyonları, ilanları afişleri, broşürleri, promosyonları; çevre, gürültü ve görüntü kirliliği ve ki ayrıca hijyen sıkıntısı...
Kurultaylarda acil çözülmesi gereken çirkinlerdir.
Değerli arkadaşlarım kıymetli okuyucular.
Öncelikle kaç delege duvarlara asılı olan posterlere ve iddialı, hatta haddi aşan cümlelerine bakarak oy tercihinde bulunur bilemem.
Yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir, neredeyse kurultayların tamamına katılmış bir insan olarak cevabı tabiki biliyorum.
Hiç kimse o afişlere, şöyle dalarım böyle yüzlerin cümlelerine bakarak oy kullanmaz. Bu durumu çok çirkin birer ego tatmini olarak değerlendiriyorum.
Görüntü kirliliğinden başka bir şeye yaramıyor.
Ya o broşürler;
Adayların yerlerde gezen kamyon kamyon broşürlerine ne demeli.
Salon içerisinde neredeyse broşürden yerler gözükmez hale geliyor. çöplüğü anımsatan bu görüntüler hiç yakışıyor mu?
Onca milli servet, onca işe yaramaz kağıt heba olan paralar Allah aşkına ne işe yarıyor.
Bu işler bir kurumsal çatı altında parti tarafından email SMS ve WhatsApp uygulamaları üzerinden ücreti mukabilinde yapılamaz mı?
Birbiri üzerine atılan broşürlerin üzerinde yürümek zorunda kalan insanlar, kayıp düşmemek için azami dikkatli olmak zorundadır.
Hatta broşürlere basıp düşen bir kadın üye ertesi gün kolu alçılı bir şekilde kurultaya devam etmek zorunda kaldı.
Yerlere atılan birinci hamur kağıttan yapılan parlak ve kaygan broşürlerin bir biri üzerine denk geldiğinde ne denli kaydığını tecrübe etmeyen varmı?
Sonra kurultayda yeme içme sorunu korkunç boyutlardaydı.
Tükürük köfteciler, simitçiler çaycılar ve diğerleri...
Ankara'nın göbeğinde yapılan kurultay ile hiç bir şekilde bağdaşmıyordu.
Sanki, elli yıl önceden zaman tüneli ile kurultaya ışınlanmış esnaflar hizmetler veriyordu.
Adeta Hindistan Pakistan vari görüntüler. Aman Allahım...
Tozun toprağın içerisinde kurulan derme çatma tezgahlarda bu iş yapılmamalıdır.
Ramazan aylarında yemek çadırları aklıma geliyor da neden kurultayda böyle hizmetler gerçekleşmez diye sormaktan kendimi alamıyorum.
Salon dışında yetersiz sandalye ve masa sayısı hemen dikkat çekiyordu.
İnsanlar adeta sandalye kapma yarışındaydılar.
Hani çocuklar sandalye kapma oyunu oynar, çocuk sayısından bir kaç eksik sandalye çevresinde çocuklar dönerken bir anda müzik susar ve çocuklar sandalye kapmaya çalışır, hem de manzara aynen böyleydi.
Gelen birine hoşgeldin diye tokalaşmaya ayağa kalksan altında ki sandalye bir anda yok olabiliyordu.
Ve salonunun bir çalışan bir çalışmayan havalandırma sistemi ise salon atmosferini olumsuz etkilemekteydi...
Lütfen parti yetkilileri bu sorunları bir dahaki kurultayda çözsün artık.
CHP için bu manzaralar hiç yakışık almayan manzaralardı...




























