Siyasi analizlerine güvendiğim arkadaş, MHP ile bağı olanların Koray Aydın, Buğra Kavuncu, Yasin Öztürk ve benzerleri olduğunu, bu grubun Türkiye siyasetini okuyamadığını, bir grubunda kendilerini “devlet”e yakın gördüğünü, İyi Parti’de çoğunluğun Merkeze yakın liberallerden oluştuğunu, Akşener’in de bu grupla hareket edeceğini söylemişti.
2-6 Mart tarihleri arasında yaşadığımız Millet İttifakı Krizi, Akşener’in parti içerisindeki gruplardan MHP’ye yakın, şahinler diye niteleyebileceğimiz grubun etkisinde olduğunu gördük. (O gruptan Lütfi Türkkan bu süreçte çok sağduyulu demeçler vermiştir.)
Akşener, partisi içerisine sığ düşünen, geleceği okuyamayan, sohbetlerinde seçimler sonrası ortaya çıkan milletvekili tablosunda yeterli sayıya ulaşırlarsa AKP ile koalisyon görüşmeleri yapmaları gerektiğini söyleyen bu grupla iş birliği yapmış, (onların baskısıyla demeyeceğim) grupla aynı düşüncede olduğu için 13 aylık Millet İttifakı çalışmalarını, ülkeyi feraha eriştirme amacını bir çırpıda yok sayıp, vazgeçilmez olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır.
2-6 Mart arası siyasi trafik göstermiştir ki hiç kimse vaz geçilmez değildir. Siyaset boşluk kaldırmaz. Yeriniz birileri tarafından hemen doldurulur.
Sayın Akşener, iddiasının aksine partisinin rotasını merkeze değil, Türkiye seçmeninin %12’sini temsil eden ve bu %12’nin yarısını aldığı “milliyetçi” MHP ile aynı rotaya girmiştir. Oysa İyi Parti seçmeninin en az %65’i CHP dahil, eski Adalet Partisi, ANAP, Doğru Yol partilerinin seçmenlerinden oluşmaktadır.
2 Mart operasyonu ile krizi yaratan MHP’ye yakın kanat ve Akşener, öncelikle kendi tabanları tarafından şiddetle eleştirilmiştir. CHP’li İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarını isyana teşvik etmesi de siyasi etiğe sığmamış, tepkileri daha da arttırmıştır.
Gelinen noktada Akşener ve partisi güç ve güven kaybetmiştir. Bu saatten sonra ülke geleceğinde en az kendileri kadar, Emek ve Özgürlük Bloğu’nun ve diğer muhalif partilerin de söz sahibi olacaklarını, HALİL İBRAHİM SOFRASI’nın herkese açık olduğunu kabul etmek zorunda olacaklardır.
Millet İttifakında kriz yaratanlar, bir liderin doğuşunu da gerçekleştirmişlerdir. Bu lider 13. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’dur.
Başta Sayın Kılıçdaroğlu ve masanın diğer dört bileşeni olmak üzere krizin çözümünde emeği geçen CHP’nin İstanbul, Adana, Mersin ve Antalya BŞ. Belediye Başkanlarına teşekkürü borç bilirim.
İyi Parti içindeki MHP uzantılarına da söylemek isterim ki; çok güven kaybettiniz çok.
Hanı demiş ya yılan, “Sen de evlat acısı, bende de kuyruk acısı oldukça; eskisi gibi olamayız.”




























