Telefon
WhatsApp

Kamu Bankalarında Batık Kredi İncelemesi
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Kamu bankalarının mutat denetimi, bankaların kendi teftiş kurulları, Sayıştay ve Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulları tarafından yapılır. Ayrıca gerektiğinde hissedarlıktan kaynaklanan yetki ile Hazine ve Maliye Bakanlığı müfettişleri ile vergisel olaylar açısından vergi müfettişleri de kamu bankalarında denetim yapabilirler. Bu kadar sıkı denetime rağmen kamu bankalarından kullandırılan kredilerdeki usulsüzlük iddiaları ise hiç bitmez.

Banka krediyi kullandırırken, alınması gereken bütün tedbirleri alsa, firma seçiminde çok özenli davransa, teminatları gereği gibi tesis etse dahi her zaman için kredinin geri ödenmeme riski vardır. Nitekim zaman zaman gerek ülkemizdeki, gerekse dünyadaki köklü firmaların iflas haberlerini duymaktayız. Bu tür kredi batıklarında, herhangi bir usulsüzlük olmadığından,  mümkün olan en kısa süre ve maksimum miktarda tahsilat için gerekli çalışmaları başlatmaktan başka yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.  

Kullandırım aşamasında usulsüzlük olmadığı halde batan kredilerin yanısıra; kamu bankalarından usulsüz kredi verildiği iddiaları sık sık yazılı ve görsel basında yer almaktadır. Maalesef çoğunlukla bu usulsüzlük iddiaları gereği gibi, ancak iktidar değişimlerinden sonra incelenebilmektedir.  

Geçmiş dönemde kamu bankalarının bağlı olduğu bir Bakanın Yüce Divan yargılamasını izlemeye gitmiştim. Usulsüzlüklerin olduğu bankanın ticari kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı herhalde askerlik günlerini hatırladı ki, ifadeye başlamadan önce nizami bir topuk selamı verdikten sonra "Efendim vallahi nasıl oldu ben de bilmiyorum; biz yönetimde iken 500 milyon TL kârda olan Bankanın bilançosu, biz görevden ayrıldıktan sonra birdenbire 500 milyon TL zarara dönüştü" şeklinde, salonda bulunanları güldüren bir açıklama yaptı.

Genel Müdür Yardımcısının açıklaması aslında doğruydu. Teknik detaya girmeyeceğim ama gerçekte batmış olan ve takip hesaplarına intikal ettirilmesi gereken hatırlı müşterilere ait krediler canlı krediler hesabında izleniyor ve sürekli yeni kredi ile eski krediler kapatılarak, normal bir krediymiş görüntüsü oluşturuluyordu.

Hatta bir firma vardı, nasıl bir hatırı varsa, 1995 yılından itibaren aldığı krediler ödenmediği, bu husus denetim raporlarında eleştirildiği, usulsüzlük iddiaları basında yer aldığı halde, Banka bu firmaya yeni krediler vermeye devam ediyor, yeni alınan kredilerle eski krediler kapatılıyor,  o da yetmeyince bankadan garanti mektubu verilip, firmanın yurt dışından kredi temin etmesini sağlanarak, vadesi gelen borçlar tasfiye ediliyordu. Bilahare usulsüzlükler ayyuka çıkıp Bakan değişikliğine gidilince bankanın yeni yönetimi bu batık kredileri takip hesaplarına atmak ve karşılık ayırmak zorunda kaldı, nihayetinde de genel müdür yardımcısının açıklamasında olduğu gibi daha önce kârda olan banka bilançosu, zarara dönüştü.

Bir iddiaya göre AKP iktidara geldikten sonrada, halen önemli bir görevde olan yöneticinin o kamu bankasında yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde çay içerken sehven imzaladığı kararla hatırlı firmaya "Tulumbaya su koyup, kuyudan su çekme" mantığı ile azıcık miktarda(10 milyon dolar kadar) bir işletme kredisi verilmiş; Bankanın eski yöneticisi yargılanmakta olduğu mahkemede, "Hâkim Bey, firma batık olsaydı, yeni yönetim 10 milyon dolar kredi vermezdi" diye savunma yapmış. Günahı iddia edenin boynuna…

Bu olayı hatıralarıma burada yer vermek amacıyla değil, ülkemizde kamu bankalarındaki batık kredi denetiminin iktidar değişmeden sağlıklı bir şekilde yapılamayacağına örnek olsun diye verdim.

Kamu bankalarındaki takibe intikal etmiş batık krediler incelenirken denetim elemanlarının, kredi tahsilatlarını inceleyerek, tahsilatın kaynağını araştırması halinde, vadesi geçen kredinin yeni bir kredi ile kapatılarak riskin büyütülüp büyütülmediğini tespit etmesi oldukça kolaydır. Yeter ki, denetim elemanı, bu niyette olsun ve düzgün bir inceleme yapmadığında ileride kendisinin de bu batık kredilerden sorumlu tutulabileceğini bilsin.

Kamu bankalarındaki batık kredi denetiminin banka ayağı, çoğunlukla banka yönetici ve personellerinin sorumluluğu ile sınırlı olmak üzere iktidar değişimlerinden sonra yapılmaktadır. Ancak burada da aradan çok zaman geçmiş olduğundan ve/veya yine hatırlı kişiler devreye girdiğinden sonuç alınamamaktadır. Nitekim geçmiş dönemde usulsüz kredi verilen kamu bankası yöneticilerinden, bir kişi hariç diğerleri hiçbir ceza almamıştır.

Batık kredilerde banka ayağı kısmen araştırılsa da kredi alan firmaların bu kredileri ne yaptığı, neden ödemediği, gerçekten bir finansal sıkıntıdan mı, yoksa alınan kredinin başka yerlere aktarılmasından mı ödenmediği hususu ise hiç araştırılmamaktadır.

Şimdi hangi gazete olduğunu tam hatırlamıyorum, bir yerde okumuştum. Kamu Bankası'ndan aynı kişilerin hissedar olduğu 5 ayrı şirkete, aynı taşınmaz ipotek alınarak 12 milyon dolar civarında kredi kullandırılmış ve bu krediler ödenmemiş. Bu olay nedeniyle Banka yöneticileri hakkında ağır ceza mahkemesinde dava açılmış. Aynı Bankadan başka bir firmaya da sahte ipotek belgesi ile 35 milyon mark usulsüz kredi kullandırılmış ve bu kredi de batmış. Bu firmaya ilişkin olarak da Banka yöneticileri hakkında aynı ağır ceza mahkemesinde dava açılmış(her iki davada da usulsüz kredilerde imzası bulunan yöneticiler zamanaşımından dolayı ceza almamıştır), ayrıca tapu görevlisi hakkında sahte ipotek belgesi düzenlemekten dolayı başka bir ildeki ağır ceza mahkemesinde de dava görülmeye başlanmış. İpotekle ilgili davada yargılanan tapu memuru mahkemedeki ifadesinde; Bankanın 5 ayrı şirketine kredi açılan firma yetkilisi, bankanın genel müdür yardımcısı ve hukuk müşavir tarafından ziyaret edildiğini, bilahare hep birlikte uçakla Ankara'ya geldiklerini, orada bir otel odasında(403 nolu oda) 3 gün misafir edildiğini, otele gelen teftiş kurulu başkanı ile müfettişlerin banka genel müdürünü kurtaracak şekilde ifadesini aldıklarını beyan etmiş. Vatandaşın biri usulsüz kredi yargılamasının olduğu mahkemeye bir yazı yazarak, her iki kredi arasında bağlantı olduğunu 5 ayrı firmasına kredi kullandırılan firma sahibinin, diğer kredi usulsüzlüğünün örtbas edilmesi için çaba gösterdiğini ihbar etmiş.

İhbar üzerine başlatılan soruşturmada görevlendirilen Hazine Kontrolörünün düzenlediği raporda; 35 milyon mark kredi kullanan firmanın, kredi tutarı hesabına geçtikten sonra, firma ile ilgisi olmayan birinin hesabına paralar aktarıldığı, hesabına paralar aktarılan kişinin de bu paraları kendisine söylenen üçüncü kişilere teslim ettiği, karşılığında şahsa aylık 2-3 bin dolar tutarında hesabı kullandırma kirası verildiği gibi ilginç ifadelere yer verilmiş. Ancak ne hikmetse olayı inceleyen savcı üçüncü kişilerin kim olduğunu araştırmak gereği dahi duymadan suç unsuru görmemiş olacak ki takipsizlik kararı vermiş.

Bu örnek olaydan da görüleceği üzere; kamu bankalarından kullandırılan ve batan kredilerle ilgili olarak, sadece banka işlemlerinin değil; krediyi kullanan firma hesaplarının da incelenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde olay sadece banka yöneticileri ile sınırlı kalır, gerçek suçluları ve alınmış ise rüşvetleri, kredi alınırken düzenlenen bilançoların sahte olup olmadığını tespit edemeyiz. Bunlar yapılmadığı için de usulsüzlükler, nasıl olsa hesap sorulmadığı düşüncesi ile günden güne artar.

Böyle detaylı bir inceleme ise ancak her gün çarşaf çarşaf basına yansıyan yolsuzluklardan halkımızın rahatsız olması, çalınanın kendi parası olduğunun bilinci ile iktidar değişimine destek vermesi ile mümkündür. Yoksa tüpçüye, sütçüye milyon dolarlarca usulsüz kredi verildiği iddialarına ilişkin haberleri daha çok duyarız!

Lösev2
Paylaş
Arşiv Tahir bayındır Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği