KAFAMDA DELİ SORULAR
31 Mart Yerel Seçimler sonrası, eldekinden de olmayalım telaşına düştü birileri.
Daha önce yazmıştım. Eski Kültür ve Devlet Bakanı Sayın Fikri Sağlar, bir sohbetimizde dikkatle izlenmesi gereken üç çeşit siyasetçi tipini anlatmıştı. Bu sınıflamanın birinci sırasındakiler için, “Eski siyasi görüşlerine yüz seksen derece ters siyaset yapan siyasi dönmeler. Bu tiplerden korkmalı. Yeni pozisyonlarını kaybetmemek için yapmayacakları şey yoktur” demişti. Kulaklarını çınlatalım Sayın Sağlar’ın.
Van ilimizde belediye seçimini büyük fark ile DEM Parti kazandı. Seçim takvimi işlerken, DEM adayı Abdullah Zeydan’a YKS dahil, bütün yetkililer “aday olmasında sakınca yok” beratını vermişlerdi. Ne ki seçimi AKP kaybetti, şeytanın aklına gelmeyecek bir yöntemle “aday vasıflarını taşımıyor” diye, son beş dakikada adaylıktan düşürüp, % 27 oy alan AKP adayına mazbata verdi İl Seçim Kurulu. Yani, iktidar “deliye geçit yoklattı”. Ancak, bu kez tüm muhalefet güçleri ve muhalefete destek veren kimi AKP’liler de “bu kadar da olmaz” dediler. Tepkileri göğüsleyemeyen AKP-MHP İktidarı geri adım atmak zorunda kaldı, YSK, mazbatayı Zeydan’a verdi.
Film o anda koptu. Muhalefete destek veren AKP’lilere, CB Hukuk İşleri Baş Danışmanı Mehmet Uçum ayar vermeye kalktı. Uçum, muhalefetle birlikte, yapılan kanunsuzluğu eleştiren AKP’lilere 4 Nisan 2024 tarihinde verdi veriştirdi, “… iktidar içinde yer aldığı kabul edilen ve neoliberal zehirle zihin dünyalarını batıcılığa teslim etmişlerin bu olayda almış oldukları tutumlar kaydedildi(!) Milli Devlet iradesi haddini bildirir” dedi.
Uçum, 1 Mayıs anması için Taksim’e çıkmak isteyenlere de parmak salladı. Taksim’e çıkmayı devlet karşıtı olmakla bir tuttu. “Devlet karşıtı ve gayri meşru her türlü eylem sivil itaatsizlik/sivil direniş olarak tanımlandı” dedi. Anlaşılan, “devlet” bunu da not etti.
Merakımdan, internetten Uçum için ne yazıyor diye baktım. “Türk hukukçusu ve siyasetçisidir. 19 Mayıs 1965 Kars doğumlu” yazıyor. Nerelerde siyaset yapmış diye araştırdım. Sorduklarım “şimdinin AKP’lisi, eski İlerici Gençler Derneği (Tarihsel Türkiye Komünist Partisi’nin gençlik örgütü) üyesi veya sempatizanı” dediler.
Muhtemeldir ki Uçum’un, gençlik yıllarında TKP illegalken, Taksim Meydanı’nda “İşçi sınıfı partisine özgürlük” sloganını atmışlığı vardır.
***
Türkiye ekonomisi berbat bir durumda. Dörtnala enflasyon yaşıyoruz, yaşatıyorlar bize. AKP, Abdülhamid Politikası yürüterek “ahbap çavuş-aynı dine mensubiyet” ilişkileriyle Arap ülkelerinden kaynak sağlayıp piyasayı rahatlatabileceğini sandı. Dindaş kardeşleri/dostlarının ABD/AB finans çevrelerinden habersiz, izinsiz adım at(a)mayacaklarını görmedi, görmek istemedi. Sülale Yönetimlerinin hakim olduğu Arap ülkelerinin yöneticilerinin tamamının mal varlıkları Londra bankerleri ve bankalarınca işletiliyor, değerlendiriliyor. Her seçim döneminde, “şu kardeşinize verin yetkiyi. Bakın ülkeyi nasıl uçuruyorum” diye oy aldılar, gerçekten de gökten yere uçurdular. AKP-MHP iktidarı, hukuk, hak ve özgürlükler, demokrasi uygulamalarıyla 12 Eylül Faşist Rejimine rahmet okutuyor.
Nihayet, ekonomik sıkışıklıktan kurtulmanın olmazsa olmazlarından birinin, uyguladıkları anti demokratik uygulamalardan vazgeçmek olduğunu anladılar. Dünyanın gözü önünde oynadıkları oyunun, yargı bağımsızdır söyleminin geçerliliğinin olmadığını gördüler. Demirtaş, Kavala diğer davalarda hukuksuz bir şekilde, AİHM Kararlarına rağmen cezaevlerinde tutsak aldıkları kişileri bırakmadan ülkeye güven duyulmayacağını, para akışı ve dış yatırımların olmayacağını gördüler.
Sivil Anayasa söylemiyle ortaya çıktılar. Son Anayasa değişikliği ile, tesis ettikleri tek adam rejiminin Orta çağ Avrupa’sında bile olmadığını, 800 yıl önce İngiltere’de Magna Carta ile, tek adamın yetkilerinin kısıtlandığını, sistemin o sistemden bile geri olduğunu gözlerden kaçırdıklarını sandılar. Sürekli gündem değiştirerek yönetimlerini sürdüreceklerini sandılar.
CHP yönetimini de “çaylak” görüyorlar. Oysa, CHP, Baykal ve Erdoğan’ın Beylerbeyi ve Beştepe, sonrasında da istikşafi görüşmelerden şerbetli. Maymunun gözü açıldı.
Demirtaş’ı, Kavala’yı bırakmak için MHP engelini aşması gerekiyor Erdoğan’ın. MHP’yi de vuracağı kozlarından biri Sinan Ateş Dosyası diye düşünüyorum.
Bildiğimiz Erdoğan, suçlu bulmakta mahir olduğu kadar, radikal kararlar almakta da, bir çırpıda yaptıklarını yok saymakta da mahirdir. Erdoğan- Bahçeli görüşmelerini böyle okuyalım.
Önümüzdeki 2-3 hafta çok şeye gebe.
Hep beraber izleyip göreceğiz.




























