Kim saç tıraşını marangoza yaptırır? Hangi hasta ameliyatının kasap tarafından yapılmasını ister? Hangi hamile doğum yaptırmak için nalbanta gider? Hangi Müslüman dinini öğrenmek için kilisede papazdan dini eğitim alır? Milyonlar ödeyip aldığı aracını, kim araba kullanmayı bilmeyen ehliyetsiz birinin kullanmasına izin verir? Hangi imam sure dahi bilmeyen birinin arkasında namaza durur? Kim arıza yapan televizyonunu tamir ettirmek için tornacıya gider?
Hangi müteahhit yaptığı binada terziyi, börekçiyi, aşçıyı; demirci kalıpçı duvarcı diye çalıştırır.
Elindeki makasa dans ettiren berber, dikiş makinesinin başına oturunca makineye dans ettirebilir mi? Mutfağında mis gibi kokuların yükselmesinden aldığı keyifle, mutluluk türküsü söyleyen bir aşçı kalp ameliyatı yapmak için gönderildiği ameliyathaneye, ameliyat sonrası yaptığı işin keyfiyle mutluluk türküsü söyleyebilir mi?
Madde 2 – Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,
1. (Değişik: 16/6/1983 - 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
Olan Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” isimli ÇEDES projesi imzalamış. Bu proje
kapsamın da, okullara, “manevi danışman” adı altında din hizmetlerinde çalışan kişiler görevlendirilmiş.
Okul; öğretmenlerin rehberliğinde, öğrencilere okuyup yazma öğretiminden başlayarak, en yüksek düzeyde bilim ve sanat bilgisi vermeye değin çeşitli derecede toplu öğretimin yapıldığı, verildiği yerdir. Okullarda öğrenci ve öğretmen dışında, yardımcı hizmet personelleri, memurlar, teknik personellerde vardır. Okullar vereceği eğitime göre de türlere ayrılmıştır ve bu alanda yeterliliği olan pedagojik formasyona sahip kişiler görevlendirilmiştir. Ama “manevi danışman” adı altında; İmam Hatip, Müezzin Kayyım, Kuran Kursu Öğreticisi, Din Hizmetleri Uzmanı gibi pedagojiden, liyakatten uzak, eğitim öğretim sınıfında yeterliliği ve kadrosu olmayan kimse görevlendirilmemiştir.
Okullarda danışman öğretmenlerdir. Ayrıca Rehber öğretmenlerde bu amaçla yetiştirilmiş, bunun eğitimini almış uzman kişilerdir. Din eğitimi de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri tarafından, meslek liselerinde de alan dersi öğretmenleri tarafından verilir. Herkes bildiği işi yapsın diye bir söz vardır Anadolu da. Herkes bildiği işi yapsın. Marangoz tıraş, kasap ameliyat etmesin, nalbant doğum yaptırmasın. Yapmaya çalıştığınız “manevi danışman”lık değil, Papazdan kilisede Müslüman yetiştirmesini, araç kullanmayı bilmeyen ehliyetsiz birinden yolcu taşımasını istemektir. Bu projeden maneviyat beklemek arızalı televizyonu tornacının tamir edeceğine inanmak; tek sure dahi bilmeyen birinin arkasında namaz kılıp sevap kazanacağına inanan imam olmaktır. Bu projeden başarı elde etmeyi düşünmek terziyi, börekçiyi, aşçıyı; demirci, kalıpçı duvarcı diye çalıştıran müteahhitin sağlam bina yaptığını kabul etmektir. Bu projenin sonu; eğitim adına mutluluktan, keyifle türkü söylemek değil, dertli dertli ağıt yakmaktır.
Bu proje milli eğitimin temel amaçları açısından; akla, bilime, insan haklarına, laik eğitime, anayasada ifadesini bulan sosyal hukuk devletinin ilkelerine uygun değildir. Bilmediği, yapamayacağı işi
tam yerine getirmeden, yapmış gibi görünmek. Emek harcamadan, alın teri dökmeden bu işten para kazanmak helal midir? İsraf, kul hakkının yenilmesi sebebiyle de dinen de caiz değildir.
Peygamber efendimiz, "Eğer Allah korkusunu kendinize sermaye edinirseniz, rızkınız, ticaretsiz ve sermayesiz gelir" buyurmuştur.
“Surete aldanan hakikati ıskalar.” Okullarda öğretmenler varken, bu işin ilmini almış, bu alanda yetiştirilmiş kişiler varken “manevi danışman” adı altında, İmam Hatip, Müezzin Kayyım, Kuran Kursu Öğreticisi, Din Hizmetleri Uzmanı görevlendirmek, müteahhitin yaptığı binada terziyi, börekçiyi, aşçıyı; demirci, kalıpçı, duvarcı diye çalıştırması demektir.
Eğitimsiz bir toplum mutlu olamaz. Eğitimsiz bir toplum insanca yaşayamaz. Eğitimsiz bir toplum dünyanın insanlara sunduğu nimetlerden faydalanamaz. Eğitimsiz bir toplum geri kalmaya;
Allah’ın varlığına emirlerine inanan, kul hakkını bilen, Allah’a el açıp dua eden, af dileyenler; çıkarı için siyasilerden rızık bekleyenler de helak olmaya mahkûmdur.
Herkes bildiği işi yapsın. Eğitim öğretim öğretmenin işidir.
“Yarım hekim candan, yarım imam dinden eder.”
Eğitimi siyasete kurban etmeyin. Çekin elinize çocukların üzerinden.




























