Telefon
WhatsApp

HDP AÇMAZI, DEVA ÇIKMAZI
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

SİSTEM DE OYLANACAK

Türkiye önümüzdeki seçimde yalnız devlet yönetimini değil, yönetim şeklini de oylayacak. Muhalefet, tecrübe ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini, tedricen parlamenter sistem ile değiştireceğini taahhüt ediyor. Burada öne çıkan ‘vurgu, katılımcılık ve “yasama, yürütme, yargı” dengelilik içinde etkili denetim.

Bu bağlamda, halen kısmen “teknokratlardan” oluşan Bakanlar Kurulunun eskisi gibi siyaseten sorumluluk üstelenen kişilerden oluşması gibi bir saik var, daha da önemli olarak, gensoru mekanizması işlevselleştiriliyor… Doğrusu da bu…

Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet kadar, sistem içinde halkın da ekonomik geçim ve demokrasiye katılım açısından güçlendirilmesi gerekiyor… Gerçekten bu konudaki deneyimimiz, denemekte olduğumuz sistemden çok daha sarih ve derin…

 

SANDIĞIN İÇİNDE NELER VAR NELER

Evet seçime gidiyoruz; öyle bir seçim ki, sistem de sandığın içinde…

Neler yaşadık, neler…

12 Eylül’e giden süreçte CHP+AP merkez koalisyonu yerine “Cepheler” ihdas eden siyasetin nelere mal olduğu ortada. Anayasa onun için “temsilde adalet-yönetimde istikrar” vaaz etti; yüksek oy barajları koydu, yetmedi, onun üstüne de siyaset, Hazine yardımlarını ekledi…

Yönetimde istikrar” siyaset mühendisliği için değerlendi, uğruna bedeller ödendi…

Hayat elbet hükmünü icra ediyor… Akan su, mecrasını buluyor…

20 yıldır (Bahçeli’nin MHP’sinin desteğiyle de olsa) ülkeyi yöneten AK Parti iktidarı, tek başına taşınması güç bir yoğunluğun ve yorgunluğun altında: danışmanlar ve bakanlar; milletvekilleri ve bürokratlar olarak iktidar bir anlamda zihnen bölündü…

 

KOALİSYON YOK, BLOKLAR VAR; MECLİS’TE PARTİLER DOĞUYOR

Temsilde adalet” “bölgesi”, “barajı”, “parası” ile eşitsiz bir siyaset anaforu içinde zaten tartışılmaz bir olumsuzluk tablosuna karşılık geliyor… Siz hiç Meclis siyasetinin, siyasi partiler yasasının demokratikleştirilmesi veya siyasetin finansmanının saydamlaştırılması konusunda sistematik bir çabasına tanık oldunuz mu? Ben, olmadım! Sistem koalisyonları dışladığını sandı; artık partiler seçim öncesi değil koalisyonlar bloklar oluşturuyor; seçim sonrası siyaset “Meclis’te doğum yapıyor”; yeni partiler kuruluveriyor…

 

KİMİ MEDYA VE KİMİ ANKETÇİLER DE İKİ KUTUPTAN BİRİNDE

Fiilen iki bloklu seçime gitmiyor muyuz?

A Bloku iktidar var ise, B Blokunda, merkezde CHP, yanında İYİ.P, onların yamacında Saadet Partisi ve de Davutoğlu ve Babacan’ın partileri var… Kuşkusuz Muharrem İnce’nin, Öztürk Yılmaz’ın, Ümit Özdağ’ın partileri ve sosyalistler ile daha kurumsal olarak ülkenin sorunlarına çözüm üretmek çabasında olan Vatan Partisi ile Yeniden Refah Partisi de var… Ancak, medyanın da iki ana blok arasında konumlandığı, anket şirketlerinin bile bilerek-bilmeyerek siyasi yarışmada eşitsizliğin değirmenine çalıştığı unutulmamalı.

 

AÇMAZLAR, ÇIKMAZLAR

Gelelim “B Blokuna” buna “6’lı Masa” da deniyor… Aylardır çalışıyorlar! Bir uyum şart, şart ama “kırılmalar” da başladı… Hemen iki örnek vereyim: Babacan’ın DEVA’sı  “Anayasa’daki Türk” tanımını“değiştireceğinden dem vurdu, yetmedi, tarikatların denetimsiz serbestliğini “çok önemsediğini” de dillendirdi… Acaba 6’lı Masanın tümü ve özellikle “lokomotifi” CHP böyle mi düşünüyor diye sormaya başladı seçmenler… Yanıtını biz biliyoruz ama bu aşamada bu tutumların seçmen nezdinde nelere yol açtığı tam bir bilinmezlik. Siyasette hiç bir şey tesadüf olmayacağına göre, soru şu: “DEVA”cılar, Masayı Deva Çıkmazına doğru neden kaydırdılar?..

 

Bitmedi… Bir “manevra” da HDP’den geldi… HDP aylardır “masaya yakın” algılanırken, birden-bire “aday çıkaracaklarını” açıkladılar… Bu da masaya atılan bir bomba etkisi yaptı. (not: olaylara yurttaş gözüyle bakmak esastır, yurttaş taktikten değil optikten bakar) Bu tavır bir anlamda şöyle de okunabilir: HDP’nin bu tavrı, önümüzdeki seçimler için adeta joker pozisyonudur… İktidara, "kapatma beni ortağın olabilirim"; 6’lıların olası iktidarına ise; "CB yardımcısı ve ... bakanlıklar benim" demek anlamındadır. Gerçekte unsurlarının terörle “rabıtası” da bilinen bu partinin bu “pozisyonu” muhalefet için bir “HDP açmazı”nın varit olduğu veya olacağı ihtimalini güçlendiriyor. Olası yeni açmazların veya çıkmazların bu ortamında CHP’nin programını olanak olduğunca koruması ve yürekli davranması gerekiyor.

 

İKTİDARI “AÇMAZA VE ÇIKMAZA”İTENLER

Bu türden “ayağa kurşun sıkmalar” veya deyim yerindeyse “kendi kendine atılan çalımlar” iktidar cephesinde de görülüyor… Haftalar önce bir AK Parti sözcüsü, “Cumhuriyet’in toplumun tüm kültür kodlarını sildiği” mealinde bir demeç vermiş, toplumun her kesiminden, o arada kendi partisinden kimi çevrelerden tepki almıştı. Yine çok yakın bir zamanda bir bakan, “memura ve maaşlı çalışanlara sakada” verilebilir anlayışını sergileyerek, ekonomideki “harika performanslarını” dışa vurmuştu…

 

HALKLA BÜTÜNLEŞEMEYEN SİYASET

Tüm bunlar partisiyle, seçim sistemiyle, genel işleyişimiz doğal olmadığı için, tarihsel, toplumsal, iktisadi dinamiklere dayanması gereken siyaset, kendisini parti içinde yenileyip, dünyayı okuyan ve proje üreten bir kıvama erişemediği için ve halkı ikna etmeyi sadece medya aracılığına bırakarak, üretici kesimlerle, sendikalarla ve aydınlarla koalisyonlar, ittifaklar kuramadığı için başımıza geliyor…

 

Ve aslında Türkiye salt bir seçime değil, seçim içinde seçime ve bir yıl içinde olası yeni bir seçime gidiyor gibi…

 

Lösev2
Paylaş
Arşiv R. bülend kırmacı Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği