Telefon
WhatsApp

EKONOMİ POLİTİKAMIZ
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Ülkeker ekonomilerini enflasyonist baskıdan  korumak amacıyla genellikle faiz arttırma yolunu tercih ederler. 

Günümüzde doğal ve yadırganmaz bir hale gelen yaşamın rutini kabul ettiğimiz zamlar sonucu enflasyon ve işsizlikle ortaya çıkan krizin  önemli nedeni '' kuru bir inat''.
Üniversiteletde yakın zamanda ekonomi derslerinde bu tez (!) derslere konu teşkil edecektir diye düşünüyorum.

Dünya ekonomileri istikrarı sağlamak amacıyla  faiz oranlarını yüksektilirken, ülkemiz ekonomisinde tam tersi bir ekonomi politikası uygulanarak 
Merkez Bankası faiz oranlarını indirme yolunu tercih etti.  

Enflasyonist baskı altında olan ekonomiye rağmen , yüzde 14 olarak belirlenen faiz oranının oldukça üzerinde bir oranla hazinemiz ısrarla borçlanmaya devam etmekte ve taahhütlerini yerine getirmeye çaba harcamaktadır. 

Resmi rakamlara göre yüzde 70, Enag rakamlarına ve vatandaşın cebinden çıkan para ve gelir kaybına göre ise yüzde 156 olan enflasyon oranı her geçen gün alım gücümüzün azaldığını ve sabit gelirlilerin yoksullaşmakta olduğu gerçeğini tescil etmekte. 

Ekonomi politikamız ithalata dayalı olup, kur artışlarını baskı altına almak amacıyla yaklaşık 1 milyon civarında mevduat sahibine '' kur korumalı mevduat '' adı altında yeni bir ürün sunmuştur. İlk etapta 3 aylık süre zarfında bu ürünü tercih eden mevduat sahiplerine 25 milyar TL civarında ödeme yapılmış ve 84 milyon vatandaş olarak kişi başına 297 TL payomıza düşen bedel aktarılmıştır. Oysa ki 84 milyon vatandaşıa ücret, sosyal yardım, sübvansiyon, hizmet olarak aktarmış olsaydı ekonomide yaşanan sıkıntılara az da olsa pansuman olurdu. Emekli ve düşük gelir sahiplerine bayram öncesi aktarılsa torunlarına verebileceği bayram harçlığı olabilirdi.

Türk lirası mevduat hesabı sahipleri de karlı hale getirilen ürüne hızla yöneldi. Döviz kurundaki her kuruş artış, mevduat sahiplerinin karlarını katlayarak arttırmakta.

Bu yeni ve ballı ürüne en fazla rağbet gösteren illerimiz ise, yüzde 37,88 artışla Nevşehir, yüzde 35,33 ile Yozgat, yüzde 31,50 artış ile Kayseri görülmektedir. Dikkat edilirse ilk 3 sırada muhafazakar olarak bilinen ve faize karşı olması beklenen illerimiz yer almakta. 

84 milyon vatandaşın cebinden çıkmakta olan bu para, bir yılın sonunda tahminen vatandaşa 400 milyar TL civarında yüke ulaşacağı tahmin ediliyor 

Yakın zamanda FED (Amerikan Merkez Bankası) enflasyon ile mücadeleye yönelik faiz oranını daha da yükseltmiştir. Bundan anlaşılacak olan, döviz rezerv sorunu yaşayan ülkemiz ekonomisi halen yüzde 8,5 faiz oranı ile borç bulmakta iken bu oran yüzde 11, 12 seviyesine çıkacak, hatta borç para bulmakta zorluk yaşanacaktır. 

Hizmet sektörü ağırlıklı gelişmeye çalışan, üretime dayalı ekonomi politikaları uygulamayan ülke ekonomisinde işsizlik sürekli artmakta ve genç nüfus yurt dışına göçü tek çare görmektedir.

Açlık ve yoksulluk sınırının altında gelir elde eden büyük bir nüfus bulunmaktadırlar. Çalışma hayatında asgari ücretle çalışan oranı hızla artmaktadır. Ayrıca yaşam standartlarını yüksek tutmamız gereken vefa borcunuz olan emeklilerimiz beklentisinin çok çok altında gelir elde etmekte ve yaşam mücadelesi vermekteler. 

Tarım ve hayvancılık bir ekonominin kalkınma dinamiği olması gerekirken aksine  tarımsal girdi ve yem maliyetlerine bağlı olarak zor günler geçirmekte ve tarımı terk etmek zorunda kalmaktalar. 

Olumsuz göstergeler, bize ülkemiz ekonomisini sıkıntılı günlerin beklediğini açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. 

Ülkemiz dinamikleri göz önüne alınarak ihracat gelirlerini arttırıcı, tüketime yönelik ithalat kalemlerini azaltıcı politikalara yönelip, üretim odaklı istihdamı arttırma amaçlı, tarıma ve sanayiye gereken azami önemi gösteren bir ekonomi politikasını hayata geçirmemiz zorunlu hale gelmiştir. 

Ekonomide tüm bu olumsuzluklar neticesinde bizi sıkıntılı günlerin beklediğini tahmin etmek zor değil. 

Lösev2
Paylaş
Arşiv Mehmet ayhan küçüktaş Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği