Derler ki, demokrasinin en önemli araçlarından biri olan seçimler, ilk olarak Antik Yunan kent devletlerinden Atina’da yapılmıştır. Sadece “özgür erkekler”in oy kullanma hakkına sahip olduğu seçimler. Demokrasi diyebilir miyiz Atina’daki yönetim biçimine? Bana göre, demokrasi değil. Kendi geçimini fazlasıyla sağlayacak toprağa sahip özgür erkek yurttaşlardan oluşan yönetim. Kadınların, kölelerin söz ve kararlarda adlarının geçmediği bir yönetime “demokrasinin ilk örneği” diyebilir miyiz, günümüzde bu sorunun yanıtı elbette kocaman bir hayır. Ancak, her olayı kendi zamanı içinde değerlendirmek gerektiğini de düşünmüyor değilim.
Körün fili tarifi gibi, her toplumun ya da her yönetenin de kendine göre bir demokrasi tarifi var. Ancak, demokrasilerle yönetilen ülkelere baktığımızda, doğrudan demokrasi, temsili demokrasi ve yarı doğrudan demokrasi olarak üç şekilde tarif edebiliriz demokrasiyi.
Doğrudan demokrasi, halkın egemenliğini bizzat kullandığı bir yönetim biçimidir.
Halkın, halk tarafından halk yararına yönetilmesidir. En ideal demokrasi türüdür. Kararlar, halkın tamamı tarafından oylanarak ortaklaşa alınır. “Uygulanabilirliği var mıdır” diye sorulduğunu hissediyorum. Nüfusça çok küçük yerlerde uygulanabilir. Dünyada da bildiğim kadarıyla, İsviçre’nin Glarus Kantonu’nda uygulanıyor. Doğrudan demokrasinin uygulandığı başka bir yer bilmiyorum. Glarus Kantonu’nun da 2022 yılı nüfusu 40 bin beş yüz.
Yarı doğrudan demokrasilerde egemenliğin kullanımı halkın seçtiği temsilciler kanalıyla olur. Yarı doğrudan demokrasi bu yanıyla temsili demokrasiye benzer. Diğer yandan da, referandum, halkın belli sayıda imza ile kanun teklifi vermesi ya da belli sayıda imza ile yasaları veto etme hakkıyla da doğrudan demokrasiye benzer.
Temsili demokrasi, halkın egemenlik hakkını seçtiği temsilciler aracılığıyla kullanmasıdır. En yaygın uygulanan demokrasi türüdür. Seçilen temsilcilerin de ilkesel olarak, kararları oy çokluğu ile aldıkları bir sistemdir. İktidarlar seçimle gelip, seçimle giderler. Hukukun üstünlüğü, herkesin yasalar karşısında eşit olması gereken bu sistemde, ne yazık ki son dönemlerde seçimle gelen liderlerin hukuk devleti ilkelerini çiğnediklerine, muhalefeti susturmak için parlamento çoğunluklarını arkalarına alarak yasaları çoğunlukları eliyle lehlerine çevirdiklerine tanık oluyoruz dünyanın birçok ülkesinde. Bu nedenle de çoğulcu demokrasilerin katılımcı demokrasilere evrilmesi gündeme gelmiştir günümüzde.
Genel anlamıyla demokrasi ve dünyada uygulanan demokrasi çeşitliliğinden kısaca bahsettik. Peki, demokrasinin uygulanabilmesinin belli koşulları, olmazsa olmazları yok mudur, vardır elbette. Öncelikle bireylerin DEMOKRATİK VATANDAŞLIK bilincine sahip olması gerekir. Nedir demokratik vatandaşlığın göstergeleri: Hukukun üstünlüğüne inanmak, hayatın her alanında özgürlük, eşitlik, katılımcılıktan yana olmak. Kullandığı oya sahip olmak ve verdiği verginin ne için, nereye harcandığını sorgulayabilmek demokratik vatandaşlığın göstergeleridir.
Toplumun önderlerinin birincil görevleri, bireyleri demokratik vatandaşlık konusunda bilinçlendirmek olmalıdır. Bana değmeyen yılan zehirlemeye devam ediyorsa insanları, bilinmelidir ki zehirlenecek insan sırası herkese gelebilir.




























