Bir yanda Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde Altılı Masa toplantısı, diğer yandan da Anayasa Mahkemesi’nin yasa gereği partilere verilecek hazine yardımından (%yüzde 3 ve fazla oy alan partilere yapılan parasal yardım) HDP’nin payına düşecek kısmına blokaj(!) uygulayıp uygulamama kararını alacağı toplantı.
Altılı Masa toplantısı saatler sürdü. Toplantı devam ederken, AYM’nin kararı açıklandı.
7’ye karşı 8 oyla HDP’nin payına düşen, HDP’nin hesabına yatması gereken paraya blokaj uygulama kararı alındı. Hukukçuların görüşü çok net. Alınan kararın yasalara uygun bir karar olmadığı, kararın parti kapatılma kararı alınması yani nihai kararda verilmesi gerektiği, en önemlisi de bu kararın salt çoğunlukla değil, nitelikli çoğunlukla alınabileceği yönünde.
Kader Seçimi, var olma-yok olma seçimi diyenlerin, toplantı devam ederken, AYM’nin HDP ile ilgili blokaj kararını öğrenmemeleri mümkün değil. Alınan kararın kurallara uygun alınmadığını sıradan vatandaş biliyor da, Altılı Masa bilmiyor mu, yoksa, onları bir odaya doldurup, olan biteni öğrenemesinler diye tecrit mi ettiler(!) diye düşünüyorum.
İşin magazin yanı bir tarafa. Yapılan hukuksuzluğu “görmediler, duymadılar ve konuşmadılar”.
Altılı Masa, gecenin ilerleyen saatlerinde 4 sayfalık bir bildiri kamuoyuna açıkladı. Çok “süslü” laflar vardı bildiride, hatırlatayım bir kısmını:
“…temel amacımız bir taraftan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devlet ve kamu hayatında yol açtığı tahribatı gidermek, diğer taraftan Cumhuriyetimizi gerçek ve kamil bir demokratik düzen ile taçlandıracak bir dönemi başlatmaktır. …iktidarın kendisinden farklı düşünen kesimleri düşmanlaştırma ve kutuplaştırma … otoriter yolsuzluk düzenini sürdürmek isteyen iktidar demokratik özgürlüklerin kısıtlanması, kutuplaştırma, yargının siyasallaşması ve medya tekeli üzerinden siyasi mühendislik peşindeyken, bizler uzlaşıya, ortak akla, siyasi nezakete ve kapsayıcı demokrasiye dayalı yeni bir siyaset mimarisi inşa etme çabası içine girdik… bugün tamamlama aşamasına getirdiğimiz Geçiş Süreci Yol Haritasının…”
Otoriter yönetim karşıtı olan bütün partileri bir araya getirmesi gerekenler, yüz binde bilmem kaç oyu olan, AKP ile aynı mahalleden olduklarını sıkça ilan edenlerle bir araya geliyorlar da, solda olan, AKP ile hiçbir zaman aynı mahallede olmayanlarla neden bir araya gelemiyorlar?
Altılı Masa bildirisini hazırlayanlar, siyasi olduğunu düşündüğüm bir cinayete kurban edilen eski Ülkü Ocakları Başkanı’nın öldürülmesini iki paragraf ile bildiriye koyan kurmay heyet, liderlerine, AYM’nin HDP ile ilgili hukuksuz kararının bildiride yer almasının gerekliliğini söyleyemediler mi, düşünemediler mi? Sorun çok mu önemsizdi? Yine, anayasaya, yasalara aykırı olsa da mı ön plana çıktı? Ya da kimi liderlerin suyuna mı gidildi?
Yukarıda bildiriden alıntıladığım bölümleri okuyan, masanın demokrasiyi gerçekten içselleştirdiğini düşünür(!). Ben öyle düşünmüyorum. En azından bir kısmı için öyle düşünmüyorum. Sorun, HDP veya HDP’liler sorunu değil.
Sorun, demokrasi, demokrasiye gerçekten inanma sorunudur.
Defalarca yazdım, yine yazacağım. Ne İYİ PARTİ’nin, ne HDP’nin “Oynamıyorum, yan çiziyorum” deme hakları yok. Öncelikle kısa vadeli hedefler belirlenip HDP’nin de içerisinde olacağı masa kurulmalıdır. Seçimler sonucu parlamento aritmetiği, iki ittifakın da 300 sayısını aşamayacağını, HDP’nin de 70 ile 90 arası milletvekili kazanacağını gösteriyor. Anayasa değişikliğini de bu paylaşıma göre düşünmek lazım. HDP’nin eleştirilecek yanı yok mu, çok var. Ancak, kaş-göz hesabı yapacak zamanımız yok. HDP yok sayılmamalı, yok sayılamaz. AKP iktidarında yönetici olmuşlarla, AKP ile ideolojik birliktelikleri olanlarla, özeleştiri istemeden beraber olacağız, HDP ile olmayacağız. Neden?
HDP’nin “aday çıkaracağız” açıklamasına şiddetle karşı çıkacağımıza, HDP’yi bu yola sevk ediş nedenlerimizi sorgulamalıyız.
Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarının satır aralarını iyi okumalı Altılı Masa bildirilerini yazanlar ve imzalayanlar.
Altılı Masa, ya Türkiye’leşecek, ki bu birliktelik HDP’yi de kapsar, ya da AKP-MHP otoriter yönetimine beş yıl daha verecek. Bu da gerçekten bizim kuşağımızın göreceği son seçim olur. Bu sözüm de sık sık “son seçim olur” lafı eden Sayın Meral Akşener’edir.




























