Telefon
WhatsApp

“CİN”LİKTE ANAP/AKP FARKETMİYOR. ZİHNİYET AYNI.  ASIL OLAN SONUÇ ALICI MUHALEFET YAPMA YÖNTEMİ!
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

“CİN”LİKTE ANAP/AKP FARKETMİYOR. ZİHNİYET AYNI.

ASIL OLAN SONUÇ ALICI MUHALEFET YAPMA YÖNTEMİ!

 

12 Eylül faşist yönetimi, kapattığı siyasi partilerin liderlerine de 10 yıl süreli siyasi yasak getirmişti. Yasaklı liderlerden, özellikle Süleyman Demirel, yasağı dinlemiyor, “Bir Bilen” olarak önce Büyük Türkiye Partisi’ne, BTP’nin kapatılması üzerine de yeni kurulan Doğru Yol Partisi’ne, yasal olmasa da fiilen liderlik ediyor, yasağı deliyordu.

Dönemin Başbakanı ve Demirel’in eski bürokratı, Demirel ile aynı tabana hitap eden Turgut Özal, siyasi yasakların halk tarafından kaldırılmayacağını düşünerek 6 Eylül 1987 tarihinde referanduma gitme kararı aldı. 

Siyasi yasaklı Demirel, yasaklı olmasına karşın yasağın kaldırılması için alanlardaydı.

Halkçı Parti-SODEP birleşmesiyle oluşan SHP’nin bütün kadroları da siyasi yasakların kaldırılması için çalışıyorlardı.

Referandum sonucu, yasakların kaldırılması yönündeydi.

%50,16 Evet, %49.84 Hayır. 75 bin oy farkıyla eski siyasilerin siyaset yapma hakları iade edildi.

Oylama sonucunu, oy verme işlemi devam ederken tahmin eden Özal, 1 Kasım’da erken seçime gidileceğini ilan etti.

10 Eylül 1987 de Seçimlerle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve TBMM’nin 18. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri Hakkında Kanunun çıkararak Seçim Kanunda bazı maddelerini değiştirdi. 

(Özal’ın yaptığı ile ardılı sayılabilecek AKP’nin, 17 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği Referandumu oylaması devam ederken Yüksek Seçim Kurulu’na aldırdığı “mühürsüz oyları geçerli kabul etme” kararı arasında hiçbir fark yoktur.)

SHP, değiştirilen Seçim Kanunu’nun bazı maddelerinin iptali için 16 Eylül 1987’de Anayasa Mahkemesine başvurdu. Yasa, baskın seçimde iktidarın elini güçlendiriyordu. 21 günlük propaganda süresi 10 güne indiriliyor, 8. Madde de “18. Dönem Milletvekili Genel Seçimi adaylığı için önseçim yapılamaz” hükmü getiriyordu.

SHP’nin AYM’ye iptal başvurusunun kimi başlıkları:

“Toplumun yararı ve çıkarı, hukukun üstünlüğünün ve etkinliğinin sağlanmasındadır…Hukuk, toplumu ve bireyleri bağlayan kuralların objektif ve genel olmasının öngörür. Özellikle, temel hak ve özgürlüklerle, demokrasinin temel kurumları ve konularıyla ilgili yasal düzenlemelerde bu nitelikler esas alınmalıdır. Günlük siyasal olayların akışına göre, belli siyasal amaçları gerçekleştirmek için temel hak ve özgürlüklerle, demokrasinin temel kurumları ve konularıyla oynamak, hukuksal güvenceyi yıkacağı gibi hukukun üstünlüğü ilkesine de ters düşer. Demokrasilerde ulusal iradenin bir göstergesi olan sayısal çoğunluk, kendisini ulusal iradeye bağlı saymıyor ve hukukun sayısal çoğunluktan üstün olduğunu benimsemiyorsa, bu çoğunluğun hukuku ve demokrasiyi yıkan kaba güç durumuna düşmesi kaçınılmazdır. Sayısal çoğunluğun her şeyi yapacağını sanmak, demokrasi için en büyük sakıncayı oluşturur… Seçme, seçilme ve siyasal faaliyette bulunma haklarının kısıtlanması, ortadan kaldırılması, siyasi faaliyette bulunmayı salt örgütlenme gücüne ya da TBMM’de grubu bulunmaya bağlamak, seçme-seçilme hakkını güçleştirip, ortadan kaldırabilecek ağır koşullardır…” AYM, propaganda süresi ve önseçim yasağı nedeniyle iptal kararı verdi. Seçimler 29 Kasım’da yapıldı.

Özal’ın değiştirdiği 8. Madde (Önseçim) ile ilgili AYM kararı:

“Demokratik rejimlerde parti üyelerinin, partiye oy veren seçmenlerin adayları saptama hakkı yasayla ellerinden alınamaz. Bir partinin yapısı kadar işleyişi de demokratik esaslara uygun olmalıdır. İptali istenen maddenin özgürlükçü demokrasi esaslarına aykırılığı açıktır. Önseçimin yasaklanması yurttaşların oy hakkını olumsuz yönde etkileyecektir…Milletvekillerini seçmenin ilk koşulu adayları saptamak olduğuna göre önseçimin yasaklanmasıyla oy hakkının zedelenmesi kaçınılmazdır.”

İktidara muhalefet etme yöntemine gelince, yine SHP ve Erdal İnönü’den bir örnek vereceğim.

1988 veya 89. SHP Grup Başkan Vekilleri Hikmet Çetin ve Onur Kumbaracıbaşı, cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü olan Kürtlerin yakınlarıyla, hatta anneleriyle Kürtçe konuşmalarına izin verilmediğini, bu durumun protestolara neden olduğunu, protestocularında öncelikle SHP’ye başvurduğunu ve bu duruma Erdal İnönü’nün bir çözüm bulunmasını isterler.

Onur Hoca’nın konuya ilişkin notu:

“Erdal Bey doğrudan Başbakan Özal’ı aradı. Bizim yanımızda Özal’la alışık olmadığımız sert ve kararlı bir tavırla konuştu. Özellikle insan haklarına aykırı bulduğu Kürtçe anadil yasağının derhal kaldırılmasını istedi. ‘Size iki saat veriyorum,” dedi,’ bir gelişme olmazsa halkın önüne çıkar açıklama yaparım’ Dünyayı ayağa kaldırırım!’

Biraz süre isteyen Özal, iki saat dolmadan Erdal Bey’i arayarak sorunun çözüldüğünü söyledi. Cezaevlerinde anadil yasağı kalkmış oldu.”

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği