Telefon
WhatsApp

CHP’NİN “OLAĞANÜSTÜ” TÜZÜK KURULTAYI!
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

 

 

 

 

 

 

 

 

CHP’NİN “OLAĞANÜSTÜ” TÜZÜK KURULTAYI!

CHP Parti Meclisi, 4 Ağustos toplantısında 6-9 Eylül 2024 tarihlerinde “Olağanüstü” Tüzük Değişikliği ve Program Çalıştayı yapma kararı aldı.

Hafızam beni yanıltmıyorsa, partinin Genel Başkan değişikliği ile sonuçlanan 38. Olağan Kurultayı’nda oy birliği ile tüzük kurultayı yapılması kararlaştırılmış, yeni Genel Başkan da tarih açıklamıştı. Alınan ve açıklanan karar; Olağanüstü Tüzük Değişikliği ve Program Çalıştayı değil, Tüzük Değişikliği Kurultayı kararıdır.

Yürürlükteki tüzüğümüzün olağanüstü kurultay şeklini düzenleyen 48/4. Maddesi “Olağanüstü kurultayın gündemi, isteyenlerce düzenlenir… Olağanüstü kurultayda gündemden başka bir konu görüşülemez. Seçim yapılamaz. Ancak Genel Başkan gündeme seçim maddesi koyabilir” der.

Şeytanın avukatlığını yaparsak, kurultayın olağanüstü olmasıyla, olası bir baskın seçim engelleniyor diye düşünebiliriz. Oysa, böyle bir girişim başarısızlığa baştan mahkumdur.

Önceki dönem Seçim ve Hukuk Sorumlusu olan MYK üyesi Zeynel Emre beye tüzük ve program değişikliği önerilerimizi sunmuştuk. Umarım yeni sorumlular da önceden alınan önerileri dikkate alır, incelerler. Devletlerde olduğu gibi, partilerde de devamlılık esastır.

Kurultay ve Çalıştay ayrı şeylerdir.

Kurultay; bir partinin temel sorunlarının görüşüldüğü, konusu ve süresi belli toplantıdır.

Çalıştay; partilerin, derneklerin bilim insanlarına, uzmanlara bir konuda ön hazırlık yapmak üzere yaptırdıkları değerlendirme amaçlı toplantılardır.

Kurultay ve Çalıştay bir arada olamaz kanısındayım.

Şimdiye kadar yapılan ilçe- il danışma kurulları toplantılarının tamamında, ortak talep, önseçim talebidir. İkinci can alıcı talep de etnik, mezhepsel, hemşericilikten arındırılmış bir üye yapısının tüzükte tarif edilmesidir. CHP, emek ağırlıklı bir kitle partisidir. Tüzük değişikliğinde bu konuda gereği yapılmalıdır.

Parti tüzükleri, parti işleyişini belli bir düzen içerisinde işletmek için yazılmış kurallar bütünüdür.

Parti programları, partilerin, ülkenin anayasal-yasal durumu, demokrasini ülkede kurumsallaşması, ulusal gelirin nasıl paylaşılacağı, ekonomide kilit sektörlerin nasıl işletileceği, çalışanların yaşam düzeylerinin nasıl yükseltileceği, tarım sektörünün nasıl destekleneceği, laik eğitimin nasıl uygulanacağı, güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ilkelerinin nasıl uygulanacağı, tek adam-tek merkezcilikten ademi merkeziyetçiliğin nasıl güçlendirilip uygulanacağı gibi can alıcı sorunlarda halka verdikleri sözleri yazdıkları, altına imza attıkları senettir. Senetler, verilen söze uyulursa işlerlik kazanır.

Bu nedenle de örgütlerin, STK’ların ciddi anlamda katkı koydukları bir program kurultayı gereklidir.

Partimizin mevcut programından alıntı yapılan “Doğu ve Güneydoğu Sorunları Hakkındaki Bölümler (2008) kitapçığından alıntılarsak, güzel şeyler yazılmış. Bu yazılanları ete kemiğe büründürmek gerekir.

Kitapçıktaki “ETNİK FARKLILIKLAR ÜLKEMİZİN ZENGİNLİĞİDİR” ne hoş bir başlık. Ama, sadece bir başlık.

SHP’nin 1989’da yayımladığı Kürt Sorunu Çözüm Önerileri kitapta irdeleniyor, “… CHP daha 1989 yılında Kürt kökenli yurttaşlarımızın karşılaştıkları sorunları açık yüreklilikle ortaya koymuş” diye başlayan bölüm, “…Etnik Kimlik Bir Şereftir, Asimilasyon Değil, Entegrasyon Öngörüyoruz…” başlıklarıyla devam ediyor. “…CHP, Türkiye’nin her yöresinde yaşayan Kürt, Arap, Boşnak, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Arnavut, Roman gibi farklı etnik kimliklere sahip insanlarımızı huzura, barışa, gelişmeye ve sosyal refaha taşıyacaktır” sözü veriyor. Söz veriyorsak, gereğini yapmalıyız.

Tıpkı, İspanya’da Faşist Franko’nun ölümünden sonra kral olan Juan Carlos’un, İspanya’da 3 yıl gibi kısa sürede, Katalanların Milliyetçi Partisi CIU ve Baskların Milliyetçi Partisi PNV’yi de ikna ederek 1978 yılında parlamentodan geçirerek yürürlüğe koyduğu İspanya Özerklik Anayasası’nın 2. Maddesiyle sorunları büyük ölçüde hallettiği gibi, kararlı olmalıyız.

İspanya Özerklik Anayasası, 2. Maddesi: Anayasa, İspanyol Milletinin vazgeçilmez birliği, bütün İspanyolların ortak ve bölünmez vatanı temeline dayanan ve ONU OLUŞTURAN MİLLİYETLERİN VE BÖLGELERİN ÖZERKLİK HAKKINI VE ARALARINDAKİ DAYANIŞMAYI GÜVENCE ALTINA ALIR...

Yazıyı SHP Mersin eski il başkanımız rahmetli Ali Osman Cihan’ın (Emmi) fıkrası ile bitireyim.

“Mersin Jandarma Alay Komutanının emir eri terhis olmuş. Yenisini seçecek albay, toplanan erlere emir erinin yapacağı işleri sıralıyormuş. ‘Sabahları soba yakılacak, çocuk okula götürülecek, çarşıdan alış-veriş yapılacak…’ Erlerden birinin not aldığını gören albay, not alan eri emir eri yapar. Bir zaman sonra, albay, eşi ve emir eri, atlarıyla çamurluk bir alandan geçerlerken, albayın atı ürkmüş, albay çamura düşmüş. Albay, emir erine ‘evladım, beni çamurdan çıkartsana’ demiş. Asker, cebinden not defterini çıkartmış, yazdıklarını sesli okumuş ve ‘komutanım, protokolde komutan mırrıktan (katı çamur) çıkartılacak diye bir madde yok. Kendiniz çıkın’ demiş.

Kıssadan hisse. 

Programımıza da yapacağımız şeyleri yazmalıyız.

Söz namustur.

 

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği