Türkiye'de siyasi gelişmeleri, olayları ve olguları gercekler üzerinden değerlendirmek yerine, uluslararası kavram ve tanimlara benzetme alışkanlığı çok yaygın. Son günlerde CHP'nin "Sosyal Demokratlığı" konusunda çok makale okuyorum. Bu yazıda dile getirdiğim hususlar CHP'de bugün var olan tartismalarin ötesinde bir gerçeği ifade etmek içindir.
Sosyal Demokrat partiler konusunda geçmişin marksist tartışmalarına girmek düşüncesinde değilim. Ancak; bu partilerin kuruluş amaçları bilinmeden benzerlik yakıştırmasıni da doğru bulmuyorum. Karl Marks'in "diyalektik ve tarihi materyalizm" tezine göre toplumlar nasıl ki; ilkel durumdan köleci topluma, ordan feodal topluma ve kapitalist topluma dönüştüler, kapitalizm de mutlak olarak sosyalist topluma dönüşecektir.
Giderek sınıfsız topluma evrileceği bir düzen öngörüsü üzerine, Avrupa'da kapitalizm sonrası işçi sınıfı iktidari için, çoğunun adı SOSYAL DEMOKRAT İŞÇİ PARTISI olan partiler kuruldu. Lenin'in ihtilalci tezinin aksine, seçimle gelmeyi amaçlayan, proleterya diktatörlüğünü reddedenlerin bir kısmı, ikinci dünya savaşı sonrası, İsveç, Norveç, Finlandiya gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde iktidara geldiler. Bu partiler uyguladıkları Sosyal ve ekonomik politikalar sonucu nispeten emekçiler lehine sağladıkları gelir dağılımı nedeniyle büyük prestij kazandılar.
Bu prestiji kuruluş ve mücadele amacına uymasa da CHP'ye de ad olarak yakiştirmayi amaclayan, CHP'nin ilkelerini gölgeleyen, iyi nimetlerinden şüphe etmediğim bir gayretin olduğunu görüyorum, fakat anlamakta zorlanıyorum. CHP "Müdafa-i hukuk" geleneğinden gelen, Anadolu coğrafyasında kongreler düzenleyerek şekillenen, anti emperyalist bir amaçla kurulmuş bir partidir. CHP'nin bu anti emperyalist Milli kurtuluş mücadelesi, Fas'ta, Tunus'da, Cezayir'de Hindistan'da, Latin Amerika'daki hatta Çin'e dahi etkili olmuş bir siyasi harekettir. Ulus kurmayı başarmış, toplumun ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarına göre ilkelerini belirlemiş bir partidir.
CHP'nin Devletçilik, Halkçılık ve Devrimcilik ilkeleri CHP'ye yakistirilmaya çalışılan Sosyal Demokrasi" ilkelerinin çok ilerisinde ve toplum için daha önemli amaçlar içermektedir. Nitekim Atatürk döneminde "kadro hareketi", Şevket Süreyya Aydemir, Yakup Kadri Karaosmanoglu gibi entelektüeller CHP'yi Halkçı Devrimci bir parti olarak tanimlamişlardir. Günümüzde neo liberalizm CHP'nin Devletçilik, Halkçılık ve Devrimcilik ilkelerinden hiç hazzetmemektedir. Ayni yanılgıya Turkiye'de ki sosyalistler de düşmektedir. Bu nedenle AKP iktidarı Cumhuriyet döneminde kurulan fabrikaları sattı, Devlet Üretme ciftliklerini yandaşlarına peşkeş çekti.
Kisaca sosyal demokrasiden öte asıl amaç CHP'nin HALKÇI DEVRİMCİ bir parti olmasıdır.




























