CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, HDP’ye de bakanlık verilmeli mi şeklinde sorulan soruyu yanıtlarken, neden olmasın, başka partilere bakanlık veriliyorsa, HDP’ye de verilebilir diye yanıtlamıştır.
Vay efendim, sen misin bu cevabı veren. İlk önce İyi Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu demeç patlattı. Terör örgütünün gölgesinin bile düştüğü yerde olmayız. Asgari ittifak hukukuna ve nezaketine rağmen, kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz… İyi Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, Gürsel Tekin’e hitaben: “Sayın Tekin, altılı masa hakkında görüş beyan etmek, haddini aşmak olduğu kadar, saygısızlıktır” demiştir. Altılı masa bileşeni İyi Parti’nin salvo atışları devam ediyor. Nihayetinde Meral Akşener de demeçlerin kurumsal yapının görüşleri olduğunu açıklamıştır.
O şunu, bu bunu söyledi tartışmaları bizleri batağa sürükler. Ancak, İyi Parti’nın iç işlerine karışmadan söylenmesi gereken sözler olduğunu düşünüyorum.
İspanya’da faşist Franco’nun ölümünden üç yıl önce, İspanya Parlamentosu, Caudillo’nun- önder- vefatı sonrası, ülkede otorite boşluğu olmaması için, eski kral Alfanso’nun oğlu Juan Carlos’u veliaht olarak belirleyen bir yasa çıkarır. Bu yasa, Franco’dan sonra, Devlet Başkanı Carlos olacaktır der. Böylece, olası otorite boşluğu giderilmiş olacaktır.
İspanya’da da demografik yapı bize benzemektedir. Ülkede çeşitli etnik yapılar mevcuttur. İspanyollar, Basklar, Katalanlar, Çingeneler ve diğerleri. Bu yapıların büyük bir kısmı İspanya’da, bir kesimi de Fransa’dadır.
Franco’nun ölümü sonrası kral olan Juan Carlos, çağ dışı faşist baskılarla 36 yıl yönetilen ülkesini, demokratik bir ülke yapmak arzusuyla atadığı üçüncü Başbakan Adolfo Suarez’den demokrasiye geçiş için Siyasi Reform Tasarısı hazırlamasını, kendisini sonuna kadar destekleyeceğini, öncelikle ordu içindeki liberal görüşlü generallerin desteğini almasını, toplumun bütün kesimleriyle görüşmesini, desteklerini almasını istemiştir. Suarez, Franco’cu meclisin ikinci büyük partisi AP (Halkçı İttifak) önde geleni Manuel Fraga İribarne ile anlaşmış, meclis dışından da henüz yasallaşmamış PSOE (İspanya Sosyalist İşçi Partisi) Genel Sekreteri Flife Gonzales’le gizli görüşme yapmış, Siyasi Reform Tasarını sunmuş, İspanya’nın demokratikleşmesi konusunda atılacak adımlarda Gonzales’in desteğini almıştır. PSOE, Franco sonrası İspanya’nın aşamalı, adım adım demokrasiye geçirmenin temel hedef olduğunu önceden açıklamıştır.
Kral Carlos ve sağlı-sollu dönemin tüm siyasi aktörleri, İspanya’da demokratikleşme sürecinin kahramanı olmuşlardır. Onların demokrasiye inançları sonucu Siyasi Reform Tasarısı İspanya Meclisi’nden 59 karşı oya karşı 425 oyla kabul edilmiştir. Meclisten geçen tasarı halk oyuna sunulmuş, % 77 katılım ve % 94.4 evet oyuyla da demokratikleşme süreci resmen başlamıştır. Bu süreç içinde Başbakan Suarez, sürgünde olan Komünist Parti Genel Sekreteri Santiago Carillo ve ETA yöneticileri ile de olumlu ilişkiler kurmuş ve karşılıklı ikna yöntemiyle Komünist Parti ve ETA’nın bir kesiminin desteğini almıştır.
Türkiye’de ise, AKP-MHP tek adam yönetimine karşı oluşturulan ve parlamenter sistemi savunan altılı masa bileşenlerinden İyi Parti şahinleri HDP’siz bir demokratikleşme olamayacağını, olmayacağını kavramış durumda değiller (Aynı eleştiri, HDP içerisinde kimileri için de geçerlidir). Sanırsınız ki onlardan başka demokrat yok. Ülkede sadece onlar var. Gelecek için atılacak her adımda onların onayı olmazsa olmaz. Siyaset, doğruyu bulmak için tarafların karşılıklı çözümler üreterek, öncelikleri hedefleyerek ortak noktalarda buluşmasıdır.
Yavuz Ağıralioğlu’nun İyi Parti Grup Başkanvekilliği döneminde, DİSK-EMEKLİ-SEN MYK’sı olarak TBMM’de görüşmüştük. Sohbette Ağıralioğlu, “HDP Grup Yönetiminden gelen her öneriyi, bakmadan çöpe atıyorum” demişti. Tavrının demokratik kurallara uygun olmadığını, yanlış olduğunu, CHP’nin eski bir yöneticisi olarak söylediklerini kınadığımı söylemem üzerine de “O manada söylemedim, yanlış anladınız” demişti.
Son söz; masada herkes birbirine saygılı olmalı, yerini, haddini bilmeli ve ülkenin tapusunun sadece birimize ait olmadığını, tapunun hepimize ait olduğunu kabul etmelidir.




























