“ATI ALAN” ÜSKÜDAR’I KAYBETTİ
Çocukluğumda, ayda bir at arabalı çerçi (seyyar satıcı) gelirdi köyümüze. Köy meydanında komşumuz Mammo amcanın evinin arkasında genellikle kadınlara (baharat vb.) ve çocuklara (kuru üzüm-kırık leblebi-keçi boynuzu) hitap eden şeyler satardı. Parası olan parasıyla, çoğunluk da evinden getirdiği yün-buğday gibi şeylerle alışveriş yapardı. Biz çocuklar çerçinin etrafını sarar, gürültü çıkarır, dikkatini dağıtmaya çalışırdık. O arada “eli uzun” olan da çerçiye fark ettirmeden cebine bir avuç üzüm veya leblebi atardı. En “uyanık ve eli uzun” olan teyzemin oğlu, biz çerçinin dikkatini dağıtmayı beceremeyince (iş başa düştü diye düşünmüştü galiba), çerçiye “Dayı, dam başında hırç (ayı)var” dedi. Maksat, çerçi evin üstündeki ayıya bakacak, bizimki de cebini üzüm ile dolduracaktı. Teyzemin oğlu başarılı oldu mu hatırlamıyorum.
22 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı ne zaman gündem değiştirmek için “cambaza bak” edasıyla demeç verse, teyzemin oğlunun “uyanıklığını” hatırlarım.
AKP’liler, bugünlerin habercisi olan 12 Eylül 2010 Anayasa Değişikliği tekliflerini getirdiklerinde, “12 Eylül faşist yönetiminin halka zorla dayattığı anayasayı değiştirip, cunta yönetiminin yargılanmasını engelleyen geçici maddeleri kaldıracağız. Evet demezseniz darbecilerden yanasınız” diyerek birçok insanın, özellikle de “yetmez ama evet”çilerin desteğini almışlardı.
20 Mayıs 2016 tarihli Anayasa değişikliği ile, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılabileceği esasları ana muhalefeti oyuna getirerek sağladılar ve asıl hedefleri olan, siyaset sahnesinden yok etmeyi amaçladıkları Selahattin Demirtaş’ı dört duvar arasına attılar.
16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği referandumu ile de yürürlükteki parlamenter sistem kaldırıldı. Ne olduğu belli olmayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adını verdikleri tek adam rejimini oluşturdular. Ülkenin en büyük illerinde (İstanbul-Ankara-Antalya- İzmir-Adana-Mersin- Diyarbakır…) açık ara çıkan HAYIR oyuna rağmen, oylama devam ederken YSK’ya “mühürsüz oy pusulalarının geçerli olacağını” ilan ettirdiler. Oysa yasa çok açıktı: “Mühürsüz oy pusulaları geçersizdir”.
2 milyon 500 bin mühürsüz oy pusulasının kabul edilmesiyle, değişiklik 1 milyon 379 bin 934 oy fark ile kabul edildi. Gecenin ilerleyen saatlerinde, mühürsüz oy pusulaları tartışılırken, Sayın Erdoğan, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” dedi.
AKP-MHP İktidarı, kendi yanlış ve keyfi uygulamaları neticesinde açlığa, yoksulluğa mahkum ettikleri, yeni iktidar arayışındaki kitleler nezdinde güvenilirliğini yitirdi.
Ortadoğu’da İhvancı kardeşlerine destek olmak amacıyla ülkeyi batağa sapladı.
IŞİD canilerine “öfkeli gençler” dedi. Yetmedi, Dünyanın “terör örgütü” saydığı HAMAS’a, (Kuvayi Milliye’cilere benzeterek) özgürlük savaşçısı payesi verdi.
Açlıkla, sefaletle baş edemeyen; eğitimi ÇEDES ve benzeri ucube uygulamalarıyla orta çağın gerici kafalarına teslim eden iktidar, “çıkmadık canda umut var” diyerek, tekrar “cambaza bak” söylemine sarıldı.
Ancak…
22 yıldır ezilen, hor görülen, yok sayılan seçmen de, siyasiler de “gayrı yeter, cambaza bakmayız” dediler.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde “Sırada Genel Seçimler var” dediler.
Sıfırı tüketen iktidar, “yetkisiz” danışmanlar, “sorumsuz” ortakları diliyle, deliye geçit yoklatıyor.
Biri, 1921 Anayasası benzeri anayasa isteği ile Kürt seçmenine (samimi iseniz, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndan Türkiye’nin çekincelerini kaldırın), diğeri de “Anayasa değişikliği 400 oyla geçse bile halka gitmeliyiz” diyerek diğer demokrasi güçlerine, ellerindeki sopayı saklayarak, havuç gösteriyorlar.
AKP-MHP İktidarının anti demokratik uygulamalarını yazmaya kâğıt kalem yetmez. İçimizi acıtan şey, bunca yıl sonra aklımızla dalga geçmeye devam etmeleri.
Anayasa değişiklikleri, bir kişinin ya da buyruk verdiği danışmanlarının zorlamasıyla olmaz.
“Atı alıp Üsküdar’ı geçmek”le de olmaz.
Toplumun en geniş katmanlarının mutabakatı ile olur. En az 1-2 yıl tartışılarak yapılır Anayasa değişiklikleri.
7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sonrası muhalefeti uyutmak için uydurduğunuz “istikşafı görüşmeler” benzeri görüşmelerle de olmaz.
Başlatmak istediğiniz yeni süreçte, yamamaya çalıştığınız elbisenin deliği o kadar büyük ki, ne kadar büyük yama bulursanız bulun, elbisenin tamiri mümkün değil.
Türkiye Haritasında çok az sarı renk kaldı. Toplum, yeni elbise giymeye karar verdi.
Demem o ki, sizi Üsküdar’dan geçiren at da, sizi sırtında taşımak istemiyor.




























