Telefon
WhatsApp

Anayasa, Marketteki Fiyat Etiketi mi?
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi, 2023 seçimlerini kaybetme korkusuyla aynı anda her yerde birden oynamaya başladı.

Bir an AkP Genel Başkanı bir an Devletin Başı olarak televizyonlarda boy gösteren Cumhurbaşkanı ulufe dağıtımına çıktı.

Örneğin Ocak 2023’te yürürlüğe girecek yeni asgari ücret Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından yasal olarak öngörülen zamanda belirlendi ama ağanın eli tutulamadı: Cumhurbaşkanı ‘’Bu da benden’’ diyerek Komisyonun belirlediği asgari ücrete bir ek yapıverdi.

Bunu da torununa bayram harçlığı veren dedenin mutlu gülümsemeleriyle açıkladı.

Emekli aylıklarına, memur maaşlarına Ocak 2023’ten geçerli olacak artışın oranı yüzde 25 olarak açıklandı.  Daha yüzde 25 düzenlemesi Meclis’e sevk edilmeden Cumhurbaşkanı el yükseltti: ‘’Beş puan daha veriyorum’’ dedi ve artış oranını yüzde 30’a çıkarttı.

Kurallı ülke olmanın yerinde yeller esiyormuş, Cumhur ittifakı ve Cumhurbaşkanının umurunda mı?

 

Enflasyon, orta sınıftan başlayarak toplumun yüzde 85-90’ının derdi.

Çözüm, marketlerin aylık fiyat sabitlemesiymiş.

Sözde sabitlenen etiketler günlük değişime açık, ama iktidarın kulakları sağır gözleri kapalı!

Model şu: ‘’Ben kuralı koydum, uymayan marketler suçlu’’.

Kabahati altın iğne yapsan bu iktidar takmayacak!

 

Marketlerdeki etiketler deyince...

Anayasa’nın 24 ve 41’inci maddelerinde değişiklik tasarısı da bende market etiketlerinin değiştirilmesi gibi bir izlenim yarattı.

Yöntem aynı: Markette ürün etiketi, Anayasa’da madde hatta fıkra, torba kanunlarda parça bazında değişiklikler yapmak...

Göz önünde ama şeffaflıktan yoksun, bütünlükten yoksun, temel ilkelerden kopuk karmakarışık yollarda yürü ya AkP modeli.

 

Bugünlerde 1982 Anayasası’nı 18.kez değiştirmeye hazırlanan AkP, 20 yıldır iktidarda.

20 yılda bir kez bile gerçekten hukukun üstünlüğüne, insanın ve varlıkların saygınlığına, demokrasiye dayanan, devleti bu yaklaşımla düzenlemeye niyetlenmiş bir Anayasa önerisiyle karşımıza çıkmadı.

Anayasa, toplumsal uzlaşma demekmiş. Laf!

Derdi uzlaşmak, yeni ve bütünlüklü, çoğulcu demokratik bir toplum yaratma ihtiyacına cevap vermek değil ayrıştırmaktan, kutuplaşmaktan beslenmek olan için ne gam!

AkP, Anayasa değişikliklerini toplumu ayrıştırma, parçalara ayırıp kutuplaştırma aracı olarak kullanmadı mı?

20 yıldır, her türlü hassasiyetimizi böl-parçala-iktidarda kal-yönet için demir döver gibi dövmeye devam etmenin bir yolu da Anayasa değişiklikleri olmadı mı?

AkP, 20 yıldır, gündelik, dönemsel, kısa vadeli ve siyasi aritmetiğe dayalı kanun değişiklikleri ile yetinmeyip, Anayasayı da market etiketleri gibi çat pat değiştirmedi mi?

Haksız mıyım?

 

Anayasa’yı iktidarı için araçsallaştıran bir yaklaşımla delip deşip yürüyen AkP, bugün MHP’nin de desteğiyle, aynı yaklaşımla yeni bir Anayasa değişikliği ile karşımızda.

Laiklik ilkesiymiş, eşitlik ilkesiymiş, eşit yurttaşlıkmış... Teklifi getirenlerin derdi mi?

Böyle dertler olsa, Meclis başkanı sıfatıyla tarafsız durması gereken Mustafa Şentop teklifi imzalar mıydı?

 

Anayasa’nın 24’üncü madde değişikliği de bu parçalı siyaset ve seçim stratejisinin bir ürünü.

Değişiklik gerçekleşirse, örneğin, başörtülü kadınlara hiçbir yerde hiçbir şekilde karışılmayacak ama aynı maddede yer alan, 12 Eylül 1982’den beri muamele eşitliğine ve inanç özgürlüğüne aykırılık nedeniyle değiştirilmesi talep edilen zorunlu din dersleri orada öyle durmaya devam edecek.

Daha beteri, başörtüsü dışındaki her türlü giyime karışılabilecek; erkeklerin kravatı, gömleğinin yakası olup olmayacağı, kasketi, sakalının bıyığının uzunluğu, şekli şemali, kadınların gömleğinin kol boyu, etek boyu, danteli olup olamayacağı, ayakkabınızın ökçesi, vs...

Evet, bu değişiklikle sokağa çıkarken, işe giderken, evinizin çalan kapısını açarken ne giymiş ya da takmış olacağınıza dair her şey devlet tarafından düzenlenebilir hale gelecek.

Daha daha beteri de var: Adı, ‘’hangi başörtüsüne dokunulmayacak’’ meselesi.

Yani sanmayalım ki bu madde değişikliği ile başörtüsüne Anayasal güvence getirilecek.

Aksine, yarın makbul ve makbul olmayan başörtüsü de düzenlenir olacak.

 

Bence bu Anayasa değişikliği, memleketin gerçek sorunlarını konuşmak yerine, her gün, her an, kadınların (ve erkeklerin) toplumda var oluşlarını dini inançlar üzerinden tartışma kapısını açıyor.

Yani meleklerin cinsiyetini tartışmak falan değil, tam tersine, dini inanca dayalı toplumsal düşünce ve kalıplar üretmenin yeni bir adımı.

 

41’inci madde değişikliği için söylenecek tek şey bence şu: AkP, bugüne kadar hangi konuyu kuyruğuna teneke bağlamadan gündeme getirdi ki baş örtüsünü tek başına getirsin?

Kadın ve aile tartışmalarını aynı anda ve aynı yerde yürütmek için özel bir seçim yapmışlar; bir kez daha kadını ailesiz konuşmayalım, tartışmayalım istemişler.

 

Yine de beni gülümseten bir şeyler var!

Nedir derseniz, kadın hareketinin çabası, mücadelesi derim.

Başörtülü, başörtüsüz binlerce kadın, laikliğe sahip çıkarak bu değişikliğe geçit vermemek için bir toplumsal ittifak oluşturmaya çalışıyoruz.

Yaklaşık 700 sivil toplum örgütü bu çabanın tarafıyım, parçasıyım diyor.

Bence bu dinamik güç hepimizi gülümsetmeye yeter!

Değil mi?

Evetse, hadi gülümse!

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği