İzmir’de bu dönem TBMM’de AKP rozeti ile yer alma ihtimali yüksek olan bir STK temsilcisi, aralık ayında "enişte görev başında. Akşener ailesi RTE’ye çok yakın, yakında anlarsınız" dediğinde hadi canım diyerek gülmüştüm. Şimdi o bana gülüyordur. Enişte işi bitirmiş.
Gelelim Akşener'in tavrına.
Seçim sonrası parlamentonun kilit partisi olmak istiyor ve bu hedefine doğru yürüyor. Seçim sonrası TBMM de kilit parti olmak için manevralar yapıyor. Kimin cumhurbaşkanı olduğu Akşener’i hiç ilgilendirmiyor. Zaten "başbakan" olma isteğini ilan etmişti. Sistem değişirse "resmen", değişmezse "fiilen" başbakan olmak istiyor. Daha önce yapılan araştırmalar MİLLET İTTİFAKI’nın (CHP-İYİ Parti-DEVA Partisi-GELECEK Partisi-DP-SAADET Partisi) ve HDP’nin 600 üyeli TBMM de 270-330 arası vekil alabileceğini gösteriyordu. Haliyle kimin cumhurbaşkanı olduğu Akşener'i ilgilendirmiyor. Hedef başbakanlık. Manevraları da kendince doğru. Akşener in tavrı bize ahlaksız geliyor olabilir. Ancak siyasal geçmişine uygun davranıyor.
CHP’li belediye başkanları ne yapacak asıl sorun bu. İYİ Parti kökenli kadrolar ne olacak? İşini düzgün yapana dokunmayız, diyecekler! Akşener, CHP de çatlama yaratmaya çalışırken asıl çatlama evinde olacak.
BAY KEMAL belediye başkanlarına ABD'de, TÜRKEN’in gökdeleni önünden mesajı vermişti. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde devasa bütçeli, İstanbul ya da Ankara AKP’nin eline geçerse, geçmişte olanlardan hareketle olabilecekleri ifade etmişti, göstermişti. Akşener masadan giderken CHP’nin iç işlerine karıştı. İki ismi öne sürerek hem CHP'de çatlak yaratmak istedi hem de AKP’ye seçim sonrası için göz kırptı.
İmamoğlu’nun yaşadığı hukuki sorunları bilerek adının öne sürülmesi ise entrikadır. Sonraki yıllarda CHP’nin umudu olabilecek, rakip olabilecek bir lideri harcama operasyonudur.
Akşener’in 6’lı masaya "pazarlık" suçlaması, seviyesizliğin dibi oldu. CHP 15 vekil verirken Akşener ile pazarlık mı yapmıştı. Seçime beraber girilirken demokrasilerde "uzlaşma, ortaklık" adı verilen görevlendirme paylaşımına, "pazarlık" demek ahlaki ölçülerdeki tanımlara uymaz. Tek Cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı Akşener’e verilseydi bunun adı ne olacaktı.
BAY KEMAL sakin, CHP yönetimi seçimde herkesten oy alması gerektiğini biliyor. Bu gerekçeden hareketle, zerafetini koruyarak Akşener ve İyi Parti aleyhine tek sözü yok. O işi halk yapıyor. Akşener bu tavrı ile sandığa gitme oranını şimdiden artırdı, "89 SHP" ruhunu canlandırdı.
Yaşananlar gösteriyor ki yapılan toplantılar hazırlanan raporlar önem taşıyor olabilir. Ancak uygulanabilir mi? Onu seçim sonuçları gösterecek.
Geliyor, gelmekte olan! Tekrar hatırlıyoruz. Siyaset matematiktir..




























