29 Ekim’de Halk Umudun Işığını Yaktı
S.Nazik IŞIK
3 Kasım 2023
Ekonomide her şey sınırlarda oynuyor:
Körfezden akacak dolarları bekleyenler bile çoktan yoruldu.
İş geldi, emeklilere sadaka verirken bile çalışıyor/çalışmıyor diye ayırmaya kadar dayandı.
Para basmalara doyamıyorlar. Oysa enflasyona zaten can dayanmıyor.
Döviz rezervleri mi dediniz? Merkez Bankası kaç milyar dolar açıkta barometresi bile var.
Biç ve dış borçlar, bütçe açıkları, ek bütçe ve şatafattan tasarruf edilmezliğin hediyesi ek vergilerimiz...
Ama iktidar güzellemelerine devam eden edene!
IMF bile, hem de şöhretini tehlikeye atarak bu zincire halka oldu.
İçerdeyse, şaşırtıcı şekilde, ekonominin kamu dışındaki karar alıcıları arasında Erdoğan’ın reform yapacağı hayalleri yaygınlaşıyor.
Ysrgıda felaket üzerine felaket haller yaşıyoruz:
Dilan Polat ve eşiyle ilgili gelişmelere mi yanalım?
Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi kararı’na rağmen hala cezaevinden çıkamamış olmasına mı?
Adalet Bakanı Tunç’un ‘’Anayasa Mahkemesi Kararı’nı inceleyecek, ona göre uygulamaya geçeceğiz’’ diye AYM’nin üstünde bir emir verici olduğunu kaydeden açıklamasına mı ağlayalım?
Gültan Kışanak’ın yedi yılını doldurmuş olması nedeniyle serbest bırakılması gerekirken hala içerde olmasına mı?
Hüda Kaya’nın neden olduğu belirsiz biçimde gözaltına alınıp ifadeye götürülmesine mi?
Yoksa yargıdaki çürümüşlüğü haberleştiren gazeteci Tolga Şardan gibi gazetecilerin tutuklanıvermesine mi?
Biz zaten mahkeme kapılarında, kadına, LGBT’lere yönelik şiddet ve cinsel istismar davalarındaki kararlara her gün ağlıyoruz.
Beş yaşındayken babasının cinsel istismarına uğrayan ve şimdi sekiz yaşında olan çocuğun 12 yaşında olduğunu kararına yazdıran ve olayda rızası olduğunu ima eden hakimin hala hakim olmasına ağlamak bile yetmez?
Bunları yazdım diye yarın benim kapıma dayanan da çıkabilir.
Kısmetimizde varsa yaşarız; Beklerim cezaevi ziyaretlerime; malum adımını atan uzun süre sokağa dönemiyor.
Gidişattan karamsarım, ama karamsarlığı yaymak için yazmıyorum.
Çünkü, 29 Ekim Cumhuriyet’in 100.yılı kutlamalarımız umudun doğduğu gün oldu.
Umudun ışığını Mustafa Kemal’in evlatları olan halk yaktı.
Bayrağını asan, çocuğunun, yaşlısının, engellisinin elinden tutan sokaktaydı.
Anıtkabir’e 2 milyona yakın insan sel olup aktı.
İstanbul’da, İzmir’de günlerce her kıyıda köşede ‘’Yaşasın Cumhuriyet’’ nidalandı, bayrak ellerde dalgalandı.
81 ilde hepimiz Mustafa Kemal’e minnet ve şükranlarımızı sunmakla kalmadık, O’nun önderliğini, cesaretini, özverisini, aklını, bilime dayanan gücünü, yol ve yön göstericiliğini, bu vatanı hepimizin bağımsız özgür yaşayabildiği Cumhuriyet yapışını, dünyada ve yurtta barış çağrısını bugün de ortak varlığımız olarak gördüğümüzü ve aradığımızı gösterdik.
Anayasa’ya aykırı şekilde aday olup seçilen Erdoğan da, halka, bize karşı duramadı; gönülsüzdü, ama Sarayında bir sıradan kutlama yapmadan geçemedi.
(Sıradan diyorum çünkü 3.kez seçildim diye uluslararası davet veren bir Cumhurbaşkanının Cumhuriyet’in 100.yıl için uluslararası resepsiyon vermemesi başka türlü adlandırılamaz.)
Dedim ya, 100.yılı kutladığımız 29 Ekim’de umudun ışığı yandı.
Onu Cumhuriyet’i yokluklar içinde kuran bu halk yaktı.
Şimdi umudu büyütmenin, umudu iktidara taşıyacak yolu açmanın zamanı!
Bu güç de bu ışığı yakan halkta, yani bizdedir!
Çünkü çok eminim hiçbirimiz hayallerimizi alıp evlerimize dönmedik, köşelerimize sığınmadık!
Çünkü çok eminim kutlamalarımızı televizyonlardan izleyenler de bu ışığı takip ediyorlar, daha da parlamasını bekliyorlar.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38.Kurultayı bu ışıkla Mustafa Kemal’in yolunda yürüyenlerin gücüne güç katsın.
İkinci yüzyılın demokrasi ve birlikte ilerleme yüzyılı olmasına yarasın.
Yaşasın Cumhuriyet!





























