Telefon
WhatsApp

17/25 Aralık Yolsuzluk Haftası…
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Bugün 17 Aralık; Bahçeli'nin önerisi ve ön ayak olması ile "17/25 Aralık Yolsuzluk Haftası" adıyla anmaların başladığı gün. Diğer haftalardan farkı, "Hafta" denilse de 7 gün yerine 8 gün sürmesi…

Bahçeli, 27 Haziran 2015'de, kendisini ziyaret eden, bugün hainlikle suçladığı, dönemin Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'a odasındaki, 17:25'te sabitlenen saati göstererek, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk iddialarına ilişkin soruşturmalara atfen, bunu bizzat kendisinin yaptığını, saati 17:25’te durdurduğunu, 17.25’i gösterdiğinde pilini çıkardığını söylüyor, ayrıca 17 ve 25 Aralık’ın hesabının sorulması vaatlerinden asla geri adım atmayacaklarını ifade ediyordu(Cumhuriyet Gazetesi 27 Haziran 2015 tarihli nüshası).

Sonra, 15 Temmuz hain darbe girişimi oldu ve Bahçeli, asla geri adım atmayacağını söylediği yolsuzların hesabının sorulması vaadinden söz etmez oldu…

Gerekçe; "Birlik ve Beraberlik, Yerlilik ve Millilik"!...

Bahçeli asla geri adım atmayız dediği vaatlerini unuttu ama önerisi ve ön ayak olması ile başlayan "17/25 Aralık Yolsuzluk Haftası" anmaları devam ediyor. Zaman zaman da Süleyman Soylu, haftanın ilham kaynağı olan olayları gündeme getiriyor ve "Benden önceki İçişleri Bakanı'nın oğlunun para sayma makineleri" vardı diye hatırlatmalar yapıyor…

"Birlik ve Beraberlik, Yerlilik ve Millilik", yapılmış ise yolsuzlukların affedilmesinin, unutulmasının, tüyü bitmemiş yetimin hakkının sorulmamasının, hatta daha kötüsü devam eden yolsuzlukların görmemezlikten gelinmesinin gerekçesi olabilir mi?

Ayrıca, hangi kanun size bu yetkiyi veriyor? Bilmediğimiz bir af kanunu mu çıktı?

Yok, şayet yolsuzluk iddiaları doğru değil de; Bahçeli sadece siyaseten bunları söylemiş ise bu sözler ağır sözler değil mi? Çünkü birilerini yolsuzluk yapmakla suçlayarak onu ve ailesinin toplum nezdindeki itibarını zedeliyorsunuz. Siyaset gerekçe gösterilerek insanlara iftira atılabilir mi?

Bahçeli'nin, ortaya atılan yolsuzluk iddialarının doğru olup olmadığı, iftira atıp atmadığı konusunda vatandaşa bir açıklama yapması gerekmez mi?

İşin bir başka yönü de, eskiden iktidar partisi ile ilgili yolsuzluk iddialarını muhalefet partileri dile getirirdi; yeni dönemde ise Başbakan Yardımcıları, Bakanlar ve iktidar partisi milletvekilleri söylüyorlar. Nasıl olsa sırtlarını dayadıkları bir seçmen kitlesi var ve onların hafızasına güveniyorlar. Aslında onları önemsemiyorlar ve "Her söylediğimize inanıp, alkışlıyorlar" düşüncesindeler.

Kendi seçmeninin her hal ve şartta oy vereceğini bilen iktidar partisi mensupları işi artık o boyuta vardırdı ki, eski Bakan, hakkındaki; "Rıza Sarraf'ın kendisine 700 bin TL'lik saati hediye aldığı" iddiasına karşılık; bu saatin parasını ödediğini önce fatura ile ispat etmeye çalışıyor; faturada ismi geçen firma faturanın kendilerine ait olmadığını söyleyince bu kez Sarraf’tan satın aldığına ilişkin imzalanan bir otel antetli kağıdı TBMM 17 Aralık Araştırma Komisyonu’na sunabiliyor; hiç kimse de böyle belge mi olur diye sormuyor!..

Lösev2
Paylaş
Arşiv Tahir bayındır Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği