Amerikan emperyalizminin son hedefi Venezuela oldu.
Venezuela başkenti Karakas'ı vuran ABD, Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’i kaçırdı.
ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısı, bölgeye yönelik ilk müdahelesi değil.
Washington, Latin Amerika'dan Ortadoğu ve Asya'ya kadar kanlı bir geçmişe sahip.
ABD'NİN İŞGAL VE MÜDAHALELERİNİN KRONOLOJİSİ
1950–1953 Kore Savaşı: Kore yarımadası, II. Dünya Savaşı sonrası 38. paralel boyunca ABD ve Sovyetler etkisiyle ikiye bölündü. ABD, “komünizmi durdurma” bahanesiyle Güney Kore’yi savundu ve Kore halkını birbirine düşman ederek bölgeyi kendi stratejik kontrolüne aldı. Savaş, halkların değil, büyük güçlerin çıkarlarının çatışmasıdır.
1953 İran – Musaddık Darbesi (Operation Ajax): Halkın seçtiği Başbakan Musaddık, petrolü millileştirdiği için CIA destekli bir darbeyle devrildi. ABD, bağımsız ve halkçı bir hükümete tahammül edemediğini açıkça göstermiştir; demokrasi söylemi, emperyal çıkarların önüne geçememiştir.
1954 Guatemala Müdahalesi (Operation PBSUCCESS): Toprak reformu ve kamucu politikalar izleyen hükümet, ABD şirketlerinin çıkarlarını tehdit ettiği gerekçesiyle devrildi. Guatemala, uzun yıllar sürecek iç savaş ve diktatörlük dönemine sürüklendi; ABD, halkın kendi kaderini tayin hakkını hiçe saymıştır.
1955–1975 Vietnam Savaşı: ABD, “komünizmle mücadele” gerekçesiyle Vietnam’a müdahale etti; milyonlarca sivil öldü ve ülke harabeye döndü. Halkın özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi, emperyal çıkarlar uğruna yok sayıldı.

1958 Lübnan Müdahalesi (Blue Bat Operasyonu): ABD’nin Orta Doğu’da "Eisenhower Doktrini" çerçevesinde yaptığı ilk doğrudan askeri müdahaledir. Bölgedeki milliyetçi yükselişi (Nasır etkisi) durdurmak amacıyla 14 bin deniz piyadesi Beyrut’a çıkarılmıştır.
1961 Domuzlar Körfezi Çıkarması (Bay of Pigs): ABD, Küba’daki sosyalist devrimi boğmak için askeri müdahalede bulundu. Sosyalist bir halkın kendi kaderini tayin hakkına karşı yapılan bu operasyon, emperyalizmin açık şiddet uygulaması olarak kayda geçti.
1961 Dominik Cumhuriyeti – Trujillo’nun Öldürülmesi: ABD destekli diktatör Rafael Trujillo’nun öldürülmesi, emperyalizmin çıkarları doğrultusunda lider tasfiyesi uygulamasının bir örneğidir. ABD, kendi denetiminde bir rejim kurulmasını garantilemiştir.
1961 Kongo – Başbakan Lumumba’nın Öldürülmesi: Halkçı başbakan Patrice Lumumba, doğal kaynakların halkın denetiminde olmasını savunduğu için ABD ve Batılı güçler tarafından hedef alındı; devrildi ve öldürüldü. Bu, Afrika’daki bağımsız yönetimlere yönelik emperyal müdahalelerin sembolüdür.
1961–1962 Castro’ya Sekiz Suikast Girişimi (Operation Mongoose) ve 1962–1964 Küba Sabotajları (Operation Northwoods): ABD, sosyalist bir devrimi ortadan kaldırmak için sistematik suikast ve sabotaj planları uyguladı. Küba örneği, emperyalizmin sosyalist yönetimlere tahammülsüzlüğünü göstermektedir.
1964 Brezilya Darbesi: Halkçı Devlet Başkanı João Goulart, toprak reformu ve bağımsız dış politika izlediği için ABD destekli bir askeri darbeyle devrildi. ABD, "Brother Sam" operasyonuyla darbecilere lojistik ve askeri destek sağladı; bu darbe Latin Amerika’da onlarca yıl sürecek diktatörlükler zincirinin ilk halkalarından biriydi.
1964-1973 Laos ve Kamboçya’nın "Gizli" Bombalanması: Vietnam Savaşı sırasında ABD, resmen savaşta olmadığı Laos ve Kamboçya topraklarını tarihin en yoğun bombardımanlarından birine tuttu. Bu müdahale, bölge halkları üzerinde kalıcı bir yıkım bırakırken, Kızıl Kmerler gibi radikal grupların yükselişine zemin hazırladı.
1965 Dominik Cumhuriyeti Müdahalesi: Halkçı ve bağımsız bir yönetim zorla devrildi; ABD, Latin Amerika’da kendi çıkarları doğrultusunda yönetimleri şekillendirme politikasını sürdürdü.
1965-1966 Endonezya Katliamı ve Sukarno’nun Devrilmesi: ABD ve CIA desteğiyle, bağımsızlık yanlısı ve bağlantısızlar hareketi lideri Sukarno tasfiye edildi. Bu süreçte yaklaşık 500 bin ile 1 milyon arası komünist veya "sempatizan" olduğu iddia edilen kişi katledildi. Bu, 20. yüzyılın en büyük kitlesel kıyımlarından biridir.
1967 Yunanistan "Albaylar Cuntası": ABD'nin NATO kanalı üzerinden askeri darbeyi desteklemesi, Avrupa’da demokrasi söyleminin stratejik çıkarlar (komünizmle mücadele) uğruna nasıl feda edildiğinin önemli bir örneğidir.
1973 Şili Darbesi: Sosyalist Salvador Allende’nin seçilmiş hükümeti, ABD destekli askeri darbeyle devrildi. Şili, neoliberal politikaların dayatıldığı, halkın demokratik iradesinin yok sayıldığı bir ülkeye dönüştürüldü.

1976 Cubana Uçağı Patlatılması: ABD destekli şiddet, sivil hedefleri bile kapsadı; emperyalizmin, halkçı ve bağımsız düzenlere karşı her türlü yöntemi meşru gördüğünü ortaya koydu.
1980’ler Orta Amerika Müdahaleleri: Nicaragua, El Salvador ve diğer ülkelerde ABD, kontrgerilla ve paramiliter güçler aracılığıyla halkçı hareketleri bastırdı. Emperyal güçler, bölgedeki yönetimleri kontrol etti ve halk iradesi devre dışı bırakıldı.
1982–1992 Afganistan’a Müdahale (Yeşil Kuşak / Carter Doktrini): ABD, Sovyetler’e karşı stratejik bir blok oluşturmak için Afganistan’daki dincî grupları CIA aracılığıyla silahlandırdı ve finanse etti. Bu destek, ülkeyi 20 yıl süren kesintisiz bir savaşa sürükledi. Sovyetler çekildikten sonra, ABD kendi çıkarlarını güvence altına aldı ve Taliban’a fiilen iktidarı bıraktı. CIA destekli grupların kontrol ettiği bölgelerde uyuşturucu üretimi patladı; Afganistan dünya eroin üretiminde ilk sıralara yükseldi. Bu, bir ülkeyi kaosa sürükleyip uzun süreli savaş ve uyuşturucu ekonomisiyle kontrol etmenin en açık örneğidir.
1983 Grenada İstilası: ABD, halkçı yönetime rağmen askeri güç kullanarak Grenada’ya müdahale etti ve kendi çıkarlarına uygun bir rejim kurdu.
1986 İran-Kontra Skandalı: ABD, Latin Amerika’da gizli ve yasa dışı yollarla müdahaleler yürüttü; emperyal politikanın hukuksuz ve çıkar odaklı yüzü ortaya çıktı.
1986 Libya Bombardımanı: Muammer Kaddafi yönetimine yönelik hava saldırıları, bağımsız Arap milliyetçiliğine karşı bir güç gösterisidir.
1989–1990 Panama İşgali: ABD, General Noriega’yı devirdi ve ülkeyi doğrudan kontrol altına aldı. Uluslararası hukuk çiğnendi ve bölgesel çıkarlar zorla dayatıldı.
1991 Körfez Savaşı: ABD, petrol ve stratejik çıkarlar uğruna Irak’a müdahale etti; “demokrasi” ve “terörle mücadele” söylemleri emperyal işgallerin meşruiyetini sağlamak için kullanıldı.
1992–1995 Somali Müdahalesi: ABD, iç savaş ve insani kriz bahanesiyle müdahale etti. Resmî söylem “barışı sağlamak” olsa da pratikte ABD askeri güç, ülkede uzun süren istikrarsızlık ve kaosa katkıda bulundu.
1994 Haiti Müdahalesi (Demokrasiyi Koruma Operasyonu): Jean-Bertrand Aristide’in geri getirilmesi bahanesiyle yapılmış olsa da, aslında Haiti’nin ekonomik yapısını neoliberal politikalara açma ve ABD kontrolünde tutma amacı taşıyordu.
1995–1999 Bosna ve Kosova Müdahaleleri: ABD, NATO aracılığıyla müdahil oldu; resmî söylem “insani müdahale” olsa da bölgenin jeopolitik dengeleri ve Batı hegemonyası gözetildi.
2001 Afganistan İşgali: ABD, “terörle mücadele” bahanesiyle Afganistan’ı işgal etti; halkın iradesi hiçe sayıldı ve yönetim ABD çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirildi. İşgal süresince ülke savaş, yoksulluk ve istikrarsızlığa mahkûm edildi. ABD, kendi çıkarlarını güvence altına aldıktan sonra ülkeyi Taliban’a teslim ederek geri çekildi, halkı barbar ve gerici bir rejimin insafına terk etti. Bu, emperyal çıkarlar uğruna bir ülkeyi yüzüstü bırakmanın somut örneğidir.

2003–2011 Irak İşgali ve Sonrası: ABD liderliğindeki koalisyon güçleri, 9 Nisan 2003’te Irak’ın başkenti Bağdat’ı işgal ederek Saddam Hüseyin’in rejimini devirdi. Saddam, 13 Aralık 2003’te Amerikan askerleri tarafından yakalandı ve 30 Aralık 2006’da idam edildi. ABD işgali, halkın iradesini hiçe sayarak ülkeyi kısa sürede parçalamış, devlet mekanizmalarını çökertmiş ve doğal kaynaklarını doğrudan emperyal kontrol altına almıştır. Rejim değişikliği ve işgal, Irak’ı uzun yıllar sürecek bir istikrarsızlık ve dış müdahale dönemine sürüklemiş, ülke halkı ağır bir insani felaketle yüz yüze kalmıştır. Bu süreç, ABD’nin stratejik ve ekonomik çıkarları uğruna bağımsız bir ülkeyi sistematik olarak çökertmesinin açık örneğidir.
2011 Libya Müdahalesi: İç savaş içindeki Libya’ya ABD liderliğindeki NATO güçleri müdahale etti. ABD, hava saldırıları, özel operasyonlar ve lojistik desteğin büyük kısmını sağlayarak müdahalenin fiili yöneticisi oldu. Kaddafi rejimi devrildi, ülke parçalandı ve uzun süreli bir istikrarsızlığa sürüklendi. Müdahale, ABD’nin emperyal çıkarları doğrultusunda, bağımsız bir Arap ülkesini kontrol altına alma ve kaynaklarını denetim altında tutma stratejisinin açık bir örneğidir. Halkın kendi kaderini tayin hakkı tamamen yok sayıldı ve ülke, emperyal müdahale sonucu barış ve istikrar yerine kaos ve yabancı kontrol altında kaldı.

2014–2021 Irak ve Suriye’de IŞİD’e Karşı Operasyonlar: ABD, “IŞİD’e karşı savaş” adı altında uzun süre hava bombardımanları, özel kuvvet operasyonları ve bölgesel manipülasyonlar yaptı. Bölge istikrarsızlaştırıldı ve ABD emperyal nüfuzu güçlendirildi.
2016–2020 Afrika ve Orta Doğu Hedefli Drone ve Özel Operasyonlar: ABD, Somali, Yemen, Pakistan ve Nijerya’da drone saldırıları ve özel kuvvet operasyonları yürüttü; çoğu operasyon sivillere zarar verdi.
2026 Venezuela Operasyonu: ABD özel kuvvetleri, Nicolás Maduro yönetimine doğrudan müdahale ederek ülkeyi kontrol etmeye dönük geniş çaplı bir operasyon yürüttü. Bu müdahale, egemen bir ülkenin halk iradesini hiçe sayarak, ABD emperyal çıkarları doğrultusunda yönetimi yeniden şekillendirme girişimidir. Operasyon, halkın kendi kaderini tayin hakkını yok saymakta ve ülkeyi stratejik kaynaklar ile jeopolitik konum açısından ABD kontrolüne açık hâle getirmektedir. Venezuela örneği, modern emperyalizmin hâlâ bağımsız ve halkçı yönetimlere tahammülsüz olduğunu ve doğrudan güç kullanarak kendi çıkarlarını dayattığını göstermektedir.

Bu kronoloji, ABD’nin II. Dünya Savaşı sonrası dünyaya yayılan askeri ve gizli müdahalelerini ortaya koymaktadır. Resmî söylemler (“demokrasi”, “terörle mücadele”, “insani müdahale”) her zaman emperyal çıkarları maskeleyen araçlar olmuştur. ABD, askeri güç, darbeler, sabotajlar, rejim değişiklikleri ve uzun süreli işgaller yoluyla bağımsız yönetimleri zayıflatmış, çokuluslu şirketler ve stratejik çıkarlar için dünya halklarını denetim altında tutmuştur. Halkların kendi kaderini tayin hakkı sistematik olarak emperyal çıkarlar uğruna feda edilmiştir.
https://www.birgun.net/haber/venezuela-ilk-degil-kronolojik-olarak-abd-nin-emperyalist-mudahaleleri-ve-isgalleri-682001


































