Telefon
WhatsApp
Toplumcu Bir Program İçin:  CHP Program Taslağının Sol Sosyal-Demokrasi Çerçevesinde  Eleştirilmesi Ve Güçlendirilmesine Dair Yaklaşımlar...
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Notlar:

-Program taslağı oldukça uzundur; temel konular baz alınarak kısaltılmalıdır.

-Zamana karşı dirençsiz olup; seçim bildirgesi formatındadır.

-Felsefi ve siyasi düzeneği homojen olmayıp, eklektiktir. Sosyal demokrat, sosyal liberal ve neoliberal politikalar taslak içerisinde birleştirilmeye çalışılmıştır.

-Temel değerler, güncelliyoruz denilerek yumuşatılmıştır.

-Devletin Göreli Özerkliği unutularak, kutsanma eğilimindedir.

-Kolektif bir çalışma ürünü gibi sunulmuş olmasına rağmen; süreç içerisinde yapılan hiçbir uyarının dikkate alınmadığı görülmektedir.

-Partinin tamamı (özellikle siyasi kadrolarının), çevresi ve toplumun bütün kesimlerinin yer almadığı bir program çalışması; hayata geçirilirken pek çok açmazla karşılaşabilir.

 

Bu Nedenle,

 

Aşağıdaki metin, CHP Parti Programı Taslağı’nın sol/sosyal-demokrat bir perspektiften iç değerlendirme ve güçlendirme önerileri olarak kaleme alınmış, parti içi dolaşıma uygun, “Toplumcu Siyasetin” gerçeklerine yaslanan makale formatında bir çalışmadır. Amaç; mevcut metnin güçlü yanlarını görünür kılarken, emek–sermayekamu–piyasaneoliberal karşıtlıkkimlik/eşitlikdemokrasi anlayışı eksenlerinde eksik kalan ya da eklektik olan yanları somut önerilerle beslemek ve programın bütününde anti-neoliberal bir tutarlılık sağlamak; en azından KURULTAY’da kolektif ruhun hakim kılınmasına katkı yapmaktır.

 

Neden Bu Yazı?

 

Öncelikle, bir program taslağının giriş bölümü çok güçlü ve ikna edici olmalıdır. Varolanı aktaran, dilek ve temenni dolu genel yaklaşımlar, siyasetin dilinde yetersiz kalır. Çünkü siyaset somut politikalar, stratejiler ve uygulanabilir planlar gerektirir. CHP'nin "emeğin partisi" olduğunu iddia etmesi yeterli değildir; bu, somut politikalar ve hedeflerle kanıtlanmalıdır. Alınteri ve emeğiyle geçinenlerin haklarını koruyan, çalışma koşullarını iyileştiren ve sosyal adaleti sağlayan belirgin politikalar, bu iddiayı destekler. Net hedefler ve uygulanabilir stratejiler, CHP'nin emeğe verdiği değeri somutlaştırır. Sadece söylemde kalmak yerine, somut adımlar atarak emekçilerin güvenini kazanabilir ve gerçekten "emeğin partisi" olduğunu gösterebilir.

Yurttaşlar, vaatlerin gerçekleştirilmesini ve somut sonuçlar bekler. Genel ifadeler, belirsizlik ve güvensizlik yaratabilir, bu da CHP’nin ciddiyetini ve güvenilirliğini zedeler. Etkili bir siyasi dil, net hedefler ve uygulanabilir yol haritaları ile desteklenmelidir. Bu şekilde, halk ile  daha güçlü bir bağ kurulabilir ve toplumsal değişim sağlanabilir. Bu nedenle programın dili, sahibinin kim olduğunu ilk elden ve radikal bir şekilde ifade etmelidir.

Başlamışken;

Türkiye, uzun bir süredir otoriter başkanlık rejimi, finansallaşmış ve tekelleşmiş bir ekonomi, rant/kayırmacılık (cronyism) ağları, yerleşik güvencesizlik ve kimlikler arasında gerilim üreten bir yönetim tarzıyla karşı karşıya. CHP’nin yeni program taslağı; laik-demokratik cumhuriyet, sosyal devlet, eşit yurttaşlık ve Avrupa standartlarına uyum başlıklarında yüksek bir zemin yakalıyor.

Ancak, emek–sermaye ilişkisini açıkça adlandıran, mülkiyet ve servet yoğunlaşmasına cesaretle dokunan, kamucu üretim kapasitesini yeniden kuran ve ekonomik demokrasiyi siyasal demokrasiyle birleştiren daha net bir dile ihtiyaç var. Zemini sağlamlaştırıp; binayı cesaretle yükseltmenin zamanıdır. Buralar iyi tanımlanmadan ilerlendiğinde; belirli başlıklarda yakalanmış yüksek zeminin kaybolduğu ve toplumu ikna etme kapasitesinin azaldığı görülüyor. Çünkü, toplumsal anlamda ekonomik ilişkiler: bireylerin, sınıfların ve toplumların refahını doğrudan etkiler. Bu ilişkiler, kaynakların dağılımını, istihdamı, paylaşımını/bölüşümünü ve yaşam standardını belirler. Ekonomik ilişkilerin sağlıklı/adil bir şekilde kurulması; sosyal adaleti düzenleyerek, eğitim, güvenlik, barınma, beslenme ve sağlık hizmetlerine erişimi sağlar. Toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi; ekonomik istikrarı, toplumsal barışı ve güveni destekler. Bu nedenle, ekonomik ilişkilerin düzenlenmesi ve yönetilmesi, toplumun genel refahı ve mutluluğu için kritik öneme sahiptir.

Bu yazı, “Taslak Programı” eleştirecek, sorgulayacak; derleyip/sistematikleştirerek; her başlığın altına uygulanabilir madde önerileri yerleştirerek, programa katkı yapmaya çalışacaktır.

1) Giriş’in Sol/Sosyal Demokrat Okunması: Kurucu İrade İle Birleşmiş Sınıf Gerçeği

Güçlü Yan: Anti-emperyalist köken, kurucu cumhuriyetçilik, yurttaşlık ve eşitlik vurgusu sol/sosyal demokrasi için sağlam bir zemindir.
Sorun: Metin, “milleti/halkı” homojenleştiriyor; sınıf ve mülkiyet ilişkileri buharlaşıyor/görünmezleşiyor. Bu nedenle, Cumhuriyetin yarattığı birliğin emek aleyhine nasıl çözüldüğünü de anlatmak gerekiyor.

Önerilen ek paragraf (taslak metin):

CHP, kurucu anti-emperyalist mirasını günümüz koşullarında sermayenin yoğunlaşmasına, finansal oligarşiye ve emek aleyhine büyüyen verimsiz ranta karşı cumhuriyetçi-toplumcu bir program olarak günceller. Yurttaşlık, yalnızca oy vermeye dair bir siyasal eşitlik değil; seçilme, özgürce yaşayabilme, zor dokunulan, ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi ve emeğin önceliği/üstünlüğü ile somut bir hal alacaktır.”

2) İdeolojik Kaynaklar: Altı Ok’u Ekonomi Politiğe Çapalamak

Güçlü Yan: Altı Ok’un özgürlükçü yorumlanması, sosyal demokrasinin evrensel değerleri, Anadolu Aydınlanması vurgusu.
Risk: İlke ve değerler ekonomik araç setine bağlanmadığında, pratikte sosyal-liberal bir “yumuşatma” diline evrilebilir.

Somut madde önerileri:

           a-) Halkçılık: Yeniden Bölüşüm: “Halkçılık ilkesi, servet vergisi, miras vergisi artışı, ranta dayalı kazançların ekstra vergilendirilmesi, artan oranlı diğer vergiler, dolaylı vergilerin gelire ve tüketime göre tahsil edilmesi, sosyal transferler ve asgari gelir güvencesi ile ifade edilir.”

           b-) Devletçilik: Üretici/Kamucu Devlet: “Stratejik sektörlerde (enerji, maden, savunma kritik girdiler, ilaç-aşı, gıda, ulaşım çekirdeği, dijital altyapı vs. gibi) kamu mülkiyeti ve karma ekonomi esastır. Özelleştirmelerin temel kamusal ihtiyaç duyulanları ve ilave  toplumsal maliyet/zarar doğuranları gözden geçirilerek geri alınır veya kamu payı güçlendirilir.”

           c-) Ekonomik Demokrasi: “Sendikal özgürlük, işyeri düzeyinde temsil, eş-yönetim/ortak karar, kooperatifçilik, tüketici, tedarikçi ve çalışan-hissesi modelleri desteklenir.”

3) “Neden Yeni Programa İhtiyaç Duyulmuştur?”: Teşhisten Tedaviye

Güçlü Yan: Otoriterlik, sömürü düzeni, güvencesizlik, piyasalaştırma eleştirileri net.
Eksik: Tedavide kamulaştırma, sermaye hareketlerine sınırlama, kamusal bankacılık, borç-finans rejimi gibi araçlar belirsizdir.

Somut madde önerileri:

a-) Kamusal Finans Mimarı: “KİT’lerin yanında kamusal kalkınma bankası ve bölgesel kalkınma fonları ile üretken yatırımlar finanse edilir; KÖİ (şehir hastaneleri, köprüler, otoyollar) ve garantili projeler TBMM denetimi ve mali şeffaflıkla kamulaştırılır.

b-) Borç ve Finans: “Kamu borçlanmasında sosyal ve yeşil tahvil; belediyelerde katılımcı bütçe, hane borçluluğunda yeniden yapılandırma ve tüketici lehine faiz-masraf tavanı konulacaktır.”

c-) Piyasa Dışı Haklar: “Eğitim, sağlık, barınma, beslenme enerjiye asgari erişim piyasa dışı sosyal haklar olarak ayrıntılı tanımlanacak; gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır.”

4) Hedefler Dörtgeni: Rekabet Dili Nasıl Dengelenir?

Güçlü Yan: Eşitlikçi kalkınma, iklim dayanıklılığı, sosyal devlet net.
Risk: “Nitelikli büyüme, verimlilik, küresel rekabet” söylemi tek başına kalırsa sosyal-liberalleşme ve büyük eşitsizlikler üretir.

Dengeleyici ek çerçeve:

a-)Rekabet: “Yerli-yerel kamu girdileri, kooperatif ağları, teknoloji kamusallığı ve adil ticaret ilkesine bağlanır.”

b-)Verimlilik: “Emeğin güvencesi, çalışma saatlerinin kısaltılması, sosyal haklar ve ücret-kar paylaşımlı verimlilik sözleşmeleri ile tanımlanır.”

c-) Kazanan Türkiye: “ Kazanan emekçi ve azalan servet eşitsizliği metrikleriyle ölçülür (Gini, üst yüzde 1 payı, gerçek ücret endeksi).”

5) Altı Ok Paragrafları: Radikal Netleştirme

  • Cumhuriyetçilik: Siyasal eşitlikle sınırlı değil; ekonomik yurttaşlık (temel gelir, barınma, enerji, eğitim, sağlık).
  • Milliyetçilik (Atatürkçü Yurtseverlik): Bağımsızlık, ithal bağımlılığını azaltan üretici devlet, gıda-enerji egemenliği, dijital ve coğrafi egemenlik.
  • Halkçılık: “Sömürüye karşı emek” ifadesi; asgari ücretin kaldırılması/adil ücret kavramının benimsenmesi, toplu sözleşme kapsamının genişletilmesi ile somutlanır.
  • Devletçilik: Stratejik alanlarda kamu çoğunluğu; doğal tekellerde kamusal işletme ilkesi; “piyasa hatası” değil kamusal ihtiyaç temelli yaklaşım.
  • Laiklik: Eğitim ve kamu hizmetlerinin tam laikleşmesi

Diyanet’in hukuk devleti ve eşit yurttaşlıkla uyumlu olacağı söylenen reformu; inanç özgürlüğü ve kamu tarafsızlığına engel bir görünüm arzetmektedir.

Laiklikte Netlik, Programda Tutarlılık: Kısa Düzeltme Çağrısı

Laiklik tanımı: “Tarafsızlık/özgürlük” değil; kamusal alanın bütünüyle laikleşmesi ve dinin siyasete/idarî sürece müdahalesinin önlenmesi açık yazılmalıdır.

Diyanet: Mevcut hâli veri kabul edilmemeli; zamanlı yapısal reform ve din-devlet ayrımı yönünde yol haritası konmalı.

Eğitim: “Nitelik” retoriği yerine zorunlu din dersinin kaldırılmasıtevhid-i tedrisatın güçlendirilmesi, tarikat ve cemaatlerin eğitim alanından tamamen çıkarılması taahhüt edilmeli.

Tarikat/cemaatler: Sadece “sızma” değil; kamusal kaynak, hukukî ve idari ayrıcalıkların sonlandırılması açık hükme bağlanmalı.

Dil ve kavramlar: “İrtica/gericilik” tehdidi adlandırılmalı; laiklik mücadele ilkesidir, yalnız bireysel inanç özgürlüğü değildir.

Siyasal simgeler: Kamusal görev ve eğitim ortamlarında dinsel simgesellik üzerinden siyasal propaganda açıkça yasaklanmalı.

Aydınlanma vurgusu: Kültürel miras saygıyla anılır; fakat ideolojik temel modern aydınlanma, bilim ve akıl ekseninde netleştirilmeli.

            Bu başlıklar programda yeniden ve açık hükümlerle yazılmaya ihtiyaç duyuyor, “CHP’nin önceki programlarında güçlü bir şekilde vurgulanan” laikliğin tasfiyesi algısını güçlendirir; CHP’nin kurucu çizgisi ve toplumsal meşruiyeti zedelenir.

  • Devrimcilik: Ekososyal dönüşüm, karbonsuzlaşma, adil geçiş fonu, işgücü yeniden beceri kazandırma, bölgesel eşitleme, her aşamada toplumsal eşitsizlikleri giderme amacıyla Devrimci Reformizm ile güncellenir.

6) Değerler Kataloğu: Hakları Kaynakla Buluşturmak

Eşitlik-Özgürlük: Sosyal haklar bütçelenmiş ve vergisel karşılığı belirlenmişse gerçek olur.

Somut araçlar:

a-) Vergi: Servet Vergisi, Dolaylı Vergiler (gelire ve tüketime göre tahsil edilmesi), ve Artan Oranlı Gelir Vergisi (üst dilimlerde etkili artış).

b-) Rant: Rant Vergisi (imar, maden, enerji, kıyı-liman, otoyol-köprü).

c-) Kâr Payı Fonu: Büyük şirketlerin bir kısmından Ulusal Sosyal Haklar Fonu’na otomatik aktarım.

d-)Medya ve Dijital Tekeller: Sahiplik yoğunlaşmasına üst sınır, platform çalışmasında işçilik kabulü, veri mülkiyeti-emek payı.

Katılımcılık-Aktif Yurttaşlık:

a-) Ulusal ve yerel katılımcı bütçe zorunluluğu (en az %5 pay).

b-) Belediye iktisadi teşebbüslerinde çalışan ve mahalle meclisi temsili.

Emeğin Önceliği/Üstünlüğü:

a-) Sendika barajlarının kaldırılması, grev yasaklarının daraltılması.

b-) Taşeronluğun çerçeveli yasaklanması, eşit işe eşit ücret denetimleri.

c-) Çalışma süresi: Kademeli haftalık 40→36 saat; verimlilik artışı ücretlere otomatik yansıma.

7) Demokrasi, Yönetim ve Adalet: Siyasal ve Ekonomik Demokrasi

Güçlü Yan: Bu bölüm program taslağının mantığı içerisinde değerlendirilmektedir. Güçlendirilmiş parlamenter sistem, AİHS/AİHM uyumu, ifade-örgütlenme özgürlüğü, kayyım karşıtlığı, barajın düşürülmesi. (Bu konuda kişisel olarak görüşlerim farklıdır. Çünkü, parlamenter sistemin yeniden kurulamayacağına inanıyor; bu politikayı “gerçek üstü siyaset” olarak değerlendiriyorum. Bu konudaki görüşlerimi; önceden CHP yönetimine bir rapor halinde sunmuştum. Ancak, partinin resmi görüşünün Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem olması ve hala bu görüşte ısrar edilmesi nedeniyle; bu konudaki itirazlarımızı saklı tutuyorum.)

Gerekli Derinleşme:

a-) Siyasetin finansmanı: Şirket bağışına tavan ve şeffaf gerçek zamanlı açıklama, vergi cennetleriyle finansal bağlantı yasağı. Bilinir/bilinmez, görünür/ görünmez her yol ve yöntemin fark edildiği andan itibaren siyasetle ilişiği tamamen  kesilecektir.

b-) Ekonomik demokrasi: İşyeri demokrasisi yasası (temsil, denetim, şeffaflık), kooperatiflere vergi teşviki ve kamu alımlarında %15 pozitif kota, müşteri, tedarikçi ve daha geniş halk kitlelerini içeren yetki ve denetim düzenlemeleri.

c-) Yolsuzlukla mücadele: Sadece ahlaki çürüme değil; finansallaşmış birikim rejiminin yarattığı rantsal yapının dağıtılması; KÖİ, Davetli İhale yoluyla elde edilmiş yatırımlar/kiralıklar gibi Garantili Sözleşmelerin tamamının fesih yetkisi oluşan/oluşacak kamu yarar ve zararı düşünülerek (başka kriterlere başvurulmadan) kullanılacak; aşırı kâra tavan sınırlaması getirilecektir.

8) Sosyal Devlet: Hakları Bütçelemek

Güçlü Yan: Temel vatandaşlık geliri, kamusal-parasız eğitim/sağlık, barınma ve enerjiye erişim söylemi kuvvetli.
Eksik: Finansman mimarisi ve takvim.

Somut takvim/araç:

a-) Temel Gelir: 3 yıl içinde kademeli geçiş; finansmanı servet-rant vergileri,  oranı düşürülmüş kazanca ve tüketime göre dizayn edilmiş dolaylı vergiler, lüks tüketim ve karbon fiyatlama geliri; kademeli faturalandırma, çocuk zammı ve engellilik ek ödenekleri.

b-) Barınma: 10 yılda en az 1 milyon “SOSYAL DEĞİL, KALİTELİ KONUT”; arsa üretimi, kamu konut fonu; kiralarda enflasyona endeksli tavan ve boş konut harçları.

c-) Enerji Yoksulluğu: Asgari kWh ücretsiz; dağıtım bölgelerinde kamu payı; çatı GES için hibe, kredi; faturada gelire duyarlı tarife.

9) Dijital ve Yeşil Dönüşüm: Kamucu Egemenlik

Risk: “Dijital/yeşil” başlıkları büyük platform-şirketlerinin yatırım ve veri tekellerine teslim edilebilir.

Kamucu çerçeve:

a-) Dijital Egemenlik Yasası: Kişisel veride kamusal emanet ilkesi; açık kaynak önceliği, bulut ve 5G çekirdek şebekede ulusal/kamusal kontrol; algoritmik şeffaflık.

b-) Yeşil Sanayi Fonu: Karbonsuzlaşma yatırımlarına kamu alım garantisi; adil geçiş fonu; kömür bölgelerinde istihdam teminatı.

c-) Platform Çalışma: Kurye/şoför, evden çalışma vb. işçi statüsü, asgari ücret, prim, iş kazası-meslek hastalığı sigortası.

10) Dış Politika, Güvenlik ve Dirençlilik: Demokratik Güvenlik Devleti:

Güçlü Yan: “Yurtta barış, dünyada barış”, AB hedefi ve Hukuk Devleti’ne (Aslında bu kavramın da yaşadığımız gerçekler göz önüne alındığında yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir ama bu yazının konusu olmadığı ve parti çoğunluğuyla da ters düşmemek için derin analizlere girilmeyecektir.)  dönüş, kollukta şeffaflık, TBMM denetimi, çok boyutlu denge siyaseti.

Sosyal Demokrat Farklılık:

a-) Silah İhracatında İnsan Hakları Kriteri: İhracat izni AİHS/insan hakları koşuluna tabi.

b-) TSK-Siyaset Ayrımı: TBMM’de yıllık savunma planı ve harcama şeffaflığı; omnibus alımlara son; yerli içerik zorunluluğu.

c-) Sınır Güvenliği: Teknoloji, hukuk; geri itme yasağı, mülteci hakları ve onurlu geri dönüş.

d-) Dirençlilik: Güçlü Afet Politikaları üretilir ve Afet Yasası yenilenir; yapı güçlendirme bankası, afet tahvili ama kamusal sigorta omurgasıyla; deprem yasası ve kiracı koruması.

11) Kimlik, Eşitlik ve Özgürleşme: Sınıfla Birleştirmek

Güçlü Yan: Kürt meselesinde eşit yurttaşlık, ana dil; Alevi hakları; LGBTİ dâhil ayrımcılık yasağı; engellilik hakları.

Tamamlayıcı Sol/ Sosyal Demokrat Çerçeve:

a-) Bölgesel Eşitlik ve Sınıf Penceresi: Bölge programları kamu istihdamı, kooperatif ağları ve ücretsiz mesleki eğitimle buluşturulmalı; hibe, teşvik, kredi ve destekler uygulanacağı vaadi net ifade edilmeli.

b-) Medya-Tekel Reformu: Sahiplik konsantrasyonuna tavan, kamu reklamlarında eşitlik ilkesi, RTÜK ve Basın İlan’ın bağımsızlaştırılması.

12) Ölçme-Değerlendirme: Sol/Sosyal Demokrat Başarı Göstergeleri

Programın sol/sosyal demokrat tutarlılığı ölçülebilir, vaatleri sürdürülebilir ve denetlenebilir olmalıdır:

  • Emeğin payı / kâr payı oranı; ücretlilerin milli gelir payı.
  • Servet eşitsizliği (üst %1 / %10 payı).
  • Sendikalaşma oranı ve grev kapsamı.
  • Kaliteli konut stoku, enerji yoksulluğu oranı, temel gelir kapsama.
  • Kamu yatırım oranı ve yerli girdi payı.
  • Emisyon düşürülmesi, adil geçiş istihdamı.

Giriş Üzerinden Sonuç: Cumhuriyetçi-Toplumcu Bir Yenileme

CHP Program Taslağı; demokratik cumhuriyet, insan hakları, sosyal devlet ve ayrımcılıkla mücadele başlıklarında ikna edici bir düzeye sahip. Bu metni Toplumcu Siyaset açısından bir üst lige taşıyacak olan ise; laiklik, rekabet, sınıf ve mülkiyeti açıkça adlandırmak, kamucu üretim kapasitesini cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi devrimci reformlarla inşa etmek ve ekonomik demokrasiyi siyasal demokrasiyle birleştirmektir.

Bu yüzden öneriler net olmalıdır:

  1. Servet ve rant vergisi, kamu/stratejik mülkiyet ve kamulaştırma başlıklarını metne madde düzeyinde eklemek.
  2. İşyeri demokrasisi, kooperatifçilik ve çalışan temsilini yasal güvenceye almak.
  3. Dijital-yeşil dönüşümü kamusal egemenlik ve hak temelli mimariye oturtmak.
  4. Dış politika-güvenlikte demokratik denetim, insan hakları koşullu savunma sanayii ve barış diplomasisini temel almak.
  5. Tüm sosyal hakları bütçeli, vergili, takvimli hale getirip ölçülebilir sol/sosyal demokrat göstergelerle performansın izleneceğini ve hesap verileceğini beyan etmek.

Böylece program; “neoliberal sınırlar içinde ıslahatlar” toplamı olmaktan çıkıp, emeğin üstünlüğünü ve kamucu adaleti önceleyen, kurucu cumhuriyetçiliği 21. yüzyılda toplumcu bir içerikle buluşturan bütünlüklü bir sol sosyal-demokrat sözleşmeye dönüşebilir. Türkiye’nin ihtiyacı, tam da budur: Devletiyle değil yurttaşıyla güçlenen, rekabetin değil eşitsizliklerin giderildiği, “kazanan Türkiye”nin “kazanan emekçiler/evrensel pozitif değerler üzerinden inşa edilmiş koskocaman bir halk” anlamına geldiği yeni bir düzen.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni program taslağı, demokrasi, sosyal devlet ve kapsayıcılık başlıklarında daha umut verici bir çerçeve sunabilir. Sol/sosyal-demokrat bir bakış açısından, bu çerçevenin politikaya dönüşebilmesi; güç ilişkilerini adlandıran, kaynak-mekanizma netliği olan ve “yurttaş için güçlü, sermaye karşısında kamusal” bir devlet mimarisini somutlayan maddelere ihtiyaç duyuyor. Aşağıdaki değerlendirme ve öneriler, taslağı madde madde daha etkili ve toplumsal adalet odaklı bir hale “SİYASETİN DEĞİL, GERÇEĞİN SİYASETİNE”  dönüştürmeyi amaçlıyor.

  1. “Demokrasi, Yönetim ve Adalet” Bölümü

Değerlendirme: Taslak başlık altında şunlar öne çıkıyor: yurttaş katılımı, aktif yurttaşlık, demokratik yönetim, hukukun üstünlüğü, yönetim süreçlerinin şeffaflığı. Sol/sosyal-demokrat değerler açısından bu başlık oldukça olumlu: demokrasi, katılım, eşit yurttaşlık hakkı gibi temalar sosyal demokrasinin geleneksel gündeminde yer alır.

Eleştiriler:

  • Katılım ve yönetim süreçlerinde yapısal güç dengeleri (örneğin sermaye ile siyasi iktidar arasındaki ilişki, medya sahipliği, büyük şirketlerin politik etki mekanizmaları) metinde ne düzeyde ele alınıyor belirsiz. Sol/sosyal-demokrat perspektiften, sadece yurttaş katılımı değil, aynı zamanda ekonomik ve politik güçlerin eşitsiz etkisine karşı demokratik kamu kontrolü de gerekir. Bu bağlamda taslak, bu tür güç dengesi sorularına yeterince yer vermiyor.
  • “Yönetim” ve “adalet” başlıkları altında hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı gibi söylemler olsa da, ekonomik adalet (örneğin çalışan-sermaye ilişkisi, toplumsal sınıflar arası adalet) ile yönetim adaleti arasındaki bağlantı zayıf görünmekte. Sol/sosyal-demokrat bir okuma, demokratik adaletin yalnızca politik süreçlerle değil ekonomi ve mülkiyet ilişkileriyle de ilgili olduğunu vurgular; bu taslakta bu yön net değil.
  • Eğer yönetim “verimlilik”, “rekabet gücü” gibi neoliberalleştirici kriterlerle tanımlanıyorsa, sol değerlerle çelişir. Yönetim mekanizmalarının “iktidar için güçlü olacağıvurgusu yer alıyor gibi; bu da “yurttaş için güçlü, sermaye karşısında güçlü kamu” değil “kamu iktidarı için güçlü” bir söylem olarak okunabilir. Bu durum da içerik açısından uygulamada -alışılmış ve her yaştan hepimizin kanıksadığı haliyle ali menfaatler söylemiyle- belirsizliklere yol açabilir.
  1. “Kalkınma ve Ekonomi / Kalkınma Programı” Bölümü

Değerlendirme: Taslakta “üretim-odaklı”, “dönüştürücü”, “eşitlikçi, adil, sürdürülebilir ve kapsayıcı” bir kalkınma hedefi yer alıyor. Bu da sol değerlerle uyumlu bir yön gösteriyor: yalnızca büyüme değil, toplumsal paylaşım, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık gibi kavramlar, sınırları net olmamakla birlikte, vurgulanmaktadır.

Eleştiriler:

  • “Üretim-odaklı” vurgusu doğru bir yön olsa da kimin üreteceğiüretim sürecinde kimlerin söz sahibi olacağıüretim araçlarının kimde olduğu gibi sorular taslakta açık değil. Sosyal demokrat perspektiften, yalnızca üretimi artırmak değil aynı zamanda üretim sürecinin emekçilerin lehine demokratikleştirilmesi, mülkiyetin kamu lehine yeniden düzenlenmesi gibi dönüşümler önemlidir. Bu noktada taslağın belirsizliği söz konusudur.
  • Kalkınma-ekonomi politikaları “adillik” ve “eşitlikçi” ifadelerini içeriyor; ancak ekonomi politikalarında piyasa güçlerine karşı kamusal denetim, özelleştirme karşıtı duruş, yüksek gelir gruplarının ve sermayenin düzenlenmesi gibi tedbirlerin varlığı belirsiz. Bu da neoliberal eğilimlerle mücadele noktasında önemli bir eksiklik yaratıyor.
  • “Sürdürülebilir ve kapsayıcı” sözcükleri övgüye değer; fakat somut olarak yeşil dönüşümiklim adaletikömür ve fosil yakıt bağımlılığından çıkışyerel ekonomilerin güçlendirilmesi gibi konuların ne ölçüde yer aldığı konusunda net bilgi yok. Sosyal demokrat, sol, yeşil bir perspektiften bu tür somut uygulama politikalara ihtiyaç vardır.
  • Kalkınma stratejisinde “kazanan Türkiye” gibi ifade kullanılması, ülkeden bağımsız “herkesin kazanacağı” bir yaklaşım yerine daha rekabetçi, büyüme-odaklı bir paradigma izlenimi verebilir; bu durum sol/sosyal demokrat değerlerle çok büyük oranda çelişir.
  1. “Sosyal Devlet” Bölümü

Değerlendirme: Program metninde “herkes için haysiyetli yaşam”, “toplumsal eşitlik”, “kapsayıcılık”, “erişilebilir temel hizmetler” gibi ifadeler yer alıyor. Bu, sosyal demokrasi açısından çok kritik bir alan ve taslak bu temaları merkezine almış durumdadır. Özellikle sosyal devletin güçlendirilmesi, eşitlikçi hizmetlerin genişletilmesi ve eşitsizliğin her aşamada giderilmesi zaten sosyal demokrasinin siyasal zeminini oluşturur.

Eleştiri

  • “Herkes için…” deniyor; ama sosyal devletin finansman mekanizmaları, kamusal hizmetlerin piyasa‐temelli mi yoksa kamusal mı olacağı, özelleştirmelerin geri alınması gibi konuların ne kadar net olduğu belirsiz. Sosyal demokrat bir değerlendirme için kamusal hizmetlerin piyasalaşmasına karşı net bir duruş gereklidir.
  • İş güvencesi ve istihdam hakları bağlamında işçi hakları, sendikal örgütlenme, taşeronlaşma karşıtı politikalar, asgari ücretin yaşam koşullarıyla doğrudan bağdaşlığı gibi konuların somut şekilde yer alması beklenirken taslakta bu düzeyde detay gözükmüyor (en azından basına yansıyan kısmında). Bu durum sosyal devleti güçlü kılacak “işçi‐emek ekseni” açısında bir açıklık yaratıyor.
  • Ayrımcı politikalarla mücadele, dezavantajlı grupların (örneğin kadınlar, göçmenler, engelliler) özel durumu, evrensel hizmetlerle birlikte “pozitif ayrımcılık” mekanizmaları gibi unsurların ne kadar vurgulandığı tam açık değil; sosyal demokrat bir program için bu tür mekanizmalar önemlidir.
  • Ayrıca, sosyal devlete yapılan vurgu “koruma” ve “destekleme” biçiminde ağırlık kazanmış gibi; fakat “politikalar aracılığıyla yapısal eşitsizliklerin dönüştürülmesi” (örneğin servet vergileri, miras vergileri, enflasyon nedeniyle toplumu daha da fazla ezmekte olan dolaylı vergiler, kamu mülkiyetinin artırılması) gibi daha radikal yönelimlere dair işaretler oldukça zayıf.
  1. “Dış Politika, Güvenlik ve Dirençlilik” Bölümü

Değerlendirme: Bu başlık altında Türkiye’nin “saygın, güvenli, dirençli ve kazanan” bir ülke olma hedefi öne çıkıyor. Ayrıca küresel değişimlerin, iklim krizi, teknolojik gelişmeler gibi etmenlerin dikkate alınacağı vurgulanmış. Sosyal demokrasini evrensel değerlerine göre, dış politikanın barışçı olması, emek, çevre ve insan haklarıyla bağlantılı olması gereken bir alandır; taslak bu bakımdan literatüre uygunluk taşıyor.

Eleştiri

  • “Kazanan Türkiye” gibi ifadeler, dış politika hedeflerinin daha çok ulusal ekonomik üstünlük ve güç kazanma perspektifiyle yazıldığı izlenimi veriyor; sosyal demokrat bir bakış açısından, dış politikada küresel eşitlikgüney‐kuzey adaletiküresel halkların dayanışmasısilahsızlanmainsan hakları odaklı diplomasi gibi eksenlerin daha belirgin olması beklenir. Taslakta bu yönler beklentileri karşılamamaktadır.
  • Güvenlik ve dirençlilik konuları genellikle askeri‐güvenlik boyutuna kayma eğilimindedir; sosyal demokrat perspektiften, “insan güvenliği”, “gıda güvenliği”, “iklim güvenliği”, “çevresel dayanıklılık” gibi kavramların daha güçlü vurgulanması gerekir. Taslakta bu tür “güvenlik” tanımlarının ne şekilde yapıldığını bilmiyoruz. Kullanılan dilin, neoliberal uygulamalara kolayca zemin hazırlaması mümkündür.
  • Dış politikada ekonomiyle bağlantılı “rekabet gücü” vurgusu varsa, bu da neoliberal dış politika çizgisine yaklaşıma sebep olabilir; küresel rekabet sermayenin lehine çalışanların aleyhine sonuçlar yaratabilir; sosyal demokrat bir duruş için küresel kapitalist piyasaları aşan, alternatif ekonomi/dışişleri perspektifleri çok daha fazla önem taşımaktadır. Bu nedenle nasıl olacağı ve neyin kastedildiği daha açık ifadelerle tarif edilmelidir.
  • Ayrıca savunma sanayiinde büyüme gibi söylemler sosyal demokrat dış politika perspektifiyle uyuşmayabilir; dış politikanın “güç gösterisi” odaklı değil “barış yaratıcı” olması beklenmelidir. Barışın “güçle” sağlanabileceği yaklaşımı günümüzde yaşadıklarımızla (neoliberal politikalarla) çok da örtüşmemektedir. Yaşadığımız dünyanın Gerçek Sahipleri(!) güçlüdür ve o gücün verdiği alışkanlıklarla dünyanın her yerinde çıkarlarına uygun yerel savaşları yaratabilmektedirler. Silah teknolojilerinin eriştiği bu aşamada dışa bağımlı bir savunma sanayinin fetişleştirilmesinin sosyal demokrat değerlerle herhangi bir ilişkisi olamaz. Sadece belirli grup ve kişilerin daha fazla kazanmalarına servis sağlanmış olur. Bu nedenle “yurtta sulh cihanda sulh” kavramının çok daha geçerli olduğu politikalar üretilmelidir.

Özetle;
Taslağın dört ana başlığı açısından bakıldığında, Cumhuriyet Halk Partisi programı sosyal demokrasiye ait değerleri (eşitlik, kapsayıcılık, sosyal devlet, demokrasi) bir biçimde benimsemiş görünüyor. Ancak, yine sosyal demokrat perspektiften bakıldığında şu eksikler kuvvetle öne çıkıyor:

  • Ekonomi ve üretim ilişkilerinde dönüşümcü, radikal yönelimler eksiktir. (Örneğin: mülkiyetin kamu lehine yeniden düzenlenmesi, sermaye karşıtı gibi önlemler).
  • Kamusal hizmetlerin piyasa‐etkisinden arındırılması konusunda daha net taahhütlerin olmaması.
  • İşçi hakları, sendikalaşma, istihdam güvencesi gibi temel sosyal politika alanlarında somut, bağlayıcı ve zorunlu tedbirlerin açıklanmaması; asgari ücret, sosyal konut vs. gibi açıklanananların da 21. Yüzyılın değerleriyle örtüşmediği görülmektedir.
  • Dış politikada, barışçılık, küresel adalet, insan hakları gibi unsurların öncelikli olması gerekirken “güç/rekabet” vurgusunun görece öne çıkarılması risk oluşturmaktadır.
  • Sosyal devletin finansmanı, özelleştirme geri dönüşü, kamu mülkiyeti politikaları gibi klasik “demokratik sosyalist araçlar” metinde yeterince yer almamakta; “herkes için” söylemiyle neoliberal politikalara göz kırpılmaktadır. Günümüz koşullarında sosyal demokrat bir partinin programı herkes için olamaz...

Öneriler:

  • Programın ilgili bölümlerine sermaye-emek dengesiüretim araçlarında demokratik kontrolkamusal mülkiyet gibi sol/sosyal demokrat temelli ilkelere açıkça yer vermesi önerilir.
  • İşçi ve çalışanların hakları, sendikal özgürlükler, taşeron çalışma, asgari ücretin yaşam koşullarıyla uyumu gibi konularda somut hedefler/tercihler/mekanizmalar sunulmalıdır.
  • Sosyal devletin genişletilmesi yönünde “kamusal hizmetlerin özelleştirilmemesi”, “piyasa gücünün kamu hizmetlerine müdahalesinin sınırlandırılması” ve “eşitsizliklerin her aşamada giderilmesi” gibi ifadeler net bir şekilde yer almalıdır.
  • Dış politikada “insan güvenliği”, “iklim adaleti”, “emekçilerin ve halkların küresel dayanışması”, “silahsızlanma” gibi sosyal demokrat ilkelere uygun eksenler daha güçlü vurgulanmalıdır.
  • Kalkınma politikalarında yalnızca büyüme değil, bölüşüm, paylaşım, eşitsizliklerin giderilmesi, yerel üretim-ekonomi, sürdürülebilirlik gibi unsurların öncelikli olması gerektiği açıkça belirtilmelidir.

Sonlardırırken;

Net İlke, Somut Araç, Ölçülebilir Hedef

Demokrasi yalnızca sandığın değil, ekonomik yaşamında demokratikleşmesidir. Kalkınma, yalnız üretim artışı değil, adil bölüşüm ve kamusal egemenliktir. Sosyal devlet, “koruyucu” olmanın ötesinde yapısal eşitsizlikleri dönüştüren bir yeniden bölüşüm mimarisidir. Dış politika ise güç gösterisi değil, barış ve adalet üretme kapasitesidir.

CHP Program Taslağı bu doğrultuda netleştirildiğinde, yalnızca “iyi yönetilen” değil, daha eşit ve daha özgür bir Türkiye’nin gerçek kurucu belgesi olabilir.

Uğur Tunçay

(İnş. Müh. / Siyaset Bilimci)

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği