Telefon
WhatsApp
“Terörsüz Türkiye Komisyonu”:  Büyük Bir Tuzaktır…
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Cumhuriyetimizin 102. yılında Türkiye, tarihinin en kritik eşiklerinden birine sürüklenmektedir. “Terörsüz Türkiye Komisyonu” adı altında sunulan girişim, aslında alenen Büyük Orta Doğu Projesi’ni (BOP) iç hukukta meşrulaştırılma sürecidir.

Ulus-devlet yapımız bu kez, daha açık bir senaryo ile içeriden ve dışarıdan kuşatma altındadır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin her ne sebepten olursa olsun böylesine sahte, buram buram Büyük Ortadoğu Projesi ve ulus devletin tasfiyesi kokan bu yapıya katılım kararı ile, meşruiyet kazandırmış olması affedilemez…

Bu sürecin geçmişte döşenen somut yapı taşlarından biri, yıllar önce sahte belgelerle düzenlenen Ergenekon ve Balyoz davalarıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 15 Temmuz 2016 yılında yaşanan darbe girişiminde en etkili savunmayı ortaya koyan kahraman Türk ordusu mensuplarının bir kısmı, ne yazık ki, 2008 yılında iddianamesinden delillerine kadar, düzmece ve sahte belgelerle hazırlanmış bu davalardan Silivri zindanlarında, yıllarca zülüm gördükten sonra beraat eden, yaşadıklarına kin gütmeden vatan sevgisini her şeyin üzerinde subaylardır.

O dönemde, lütfen hatırlayınız, Ergenekon ve Balyoz davalarında “Ben bu davaların avukatıyım “ diyen geçmiş dönem CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ın hain bir komplo sonucu yerine gelen, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu davalara serin ve uzak duruşu, siyasi görüşü ne olursa olsun vatansever Türk milletinde büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Bu kirli karalama ile Türk ordusunu hedef alan hain girişim, AKP ve FETÖ ortaklığı, ta ki 17 -25 Aralık sürecine kadar devam etmiş, askeriyede kamuda, basında, vatan severlere sistematik baskılar uygulanmış, o dönemde ülkenin kurucu ilkeleri her alanda hedef alınmıştır.

Bu yıllar içinde okullardan, “Andımız” kaldırılmış, eğitimde eşitliği sağlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu kaldırılmış,“Açılım süreci” adıyla devletin savcısı, hakimi teröristlerin ayağına getirilmiş, adına “Milli Kardeşlik “ projesi denmiştir.
Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısının bozulması, yargının siyasallaşması, üniter devlet yapısının kısmen de olsa başkanlık sistemiyle delinmesi, kuvvetler ayrılığının yok sayılması, birbirinden asla bağımsız irdelememeyecek planlı siyasi gelişmelerdir.

Bugüne gelirsek, AKP, HÜDA PAR, MHP ve DEM Parti, BOP’nin hayata geçmesi ve her biri ayrı ayrı menfaatlerini koruma ortak paydasında birleşmişlerdir.

Bu yapı artık ideolojik bir siyasi ittifak değil, bir menfaat cephesidir.

AKP döneminden itibaren, zaman zaman hedef şaşırtarak, sinsi sinsi işlenen ümmetçilik söylemiyle Türk milleti kavramı yıpratılmakta, ulus devletin yerine etnik ve mezheb temelli bir yapı inşa edilmeye çalışılmaktadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kürt, Türk, Arap din kardeşidir” ifadesi; Türk milletini inanç birliği üzerinden yeniden tanımlama çabasıdır.
Ne tesadüfdür ki Amerikan Büyükelçisinin benzer Osmanlıcı söylemleri aynı tarihlere rast gelmektedir.
Bu aymaz yaklaşım, anayasanın 42. ve 66. maddelerine yönelen değişiklik hazırlıklarıyla birleştiğinde, çok daha tehlikeli bir tabloya dönüşmesi kaçınılmazdır.

Üstelik bu plan, DEM Parti ile çoktan masaya yatırılmış ve gerekli sayısal destek için pazarlıklar yapılmıştır.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin zamanında elini dahi sıkmadığı Sırrı Süreyya Önder’in cenaze törende ki fotoğrafı üzerinden yüzünü okşaması, ,
küresel planların baş aktörü Bebek Katili Apo’yu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne davet etmesi, BOP’un TBMM’de Bahçeli maşası ile oynanan mide bulandırıcı tiyatrosudur.

Bu tiyatro da , sözde “Terörsüz Türkiye” başlığıyla oluşturulan komisyona katılmak, bu kirli planın bir parçası olmayı fiilen kabul etmektir.

Cumhuriyet Halk Partisi, savaş meydanlarında kurulmuş, geçmişinden Kuvayı Milliye ve Müdafaa i Hukuk ruhunu taşıyan bir siyasi partidir. Bu oyundan derhal geri çekilmelidir.

AKP’nin elinde iktidarını devam ettirebilmenin, Meclis’te çoğunluğu koruyabilmesinin tek yolu kalmıştır,
o da terörle iç içe mevcudiyetini devam ettiren, bugün adı son kez DEM olarak değişmiş, siyasi parti ile anayasa üzerinden yapılan pazarlıklar sonucu verilen ilkesel tavizlerdir.

Tablo apaçık ortadadır…

Siyasetin bu kirli ve güvenilmez tavrı Türk milletinin gözünden kaçmamaktadır.
Aktörler bellidir, pazarlık bellidir, hepsinin patronları aynıdır…
Küresel ağa babalarını heyecanlandıran Türkiye’nin yerüstü veya altı madenleridir.
Bugüne kadar ortaya çıkarılmamış petrolü ve doğal gazıdır. Bu yüzden tarım ve hayvancılık ve Türk çiftçisi, yörük ve Türkmen Türkmen’lerin geleneksel yaşamları yok edilircesine yasalarla köşeye sıkıştırılmaktadır.
Bu yüzden ormanlık alanlar hidroelektrik santrallere ve maden arama şirketlerine peşkeş çekilmektedir.
Emperyalistlerin gözü bir taraftan Dicle ve Fırat’ tadır…

Su kaynakları dünyanın gelecekte en büyük cevheridir…

Bu gün artık Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, ulus devlet varlığı üzerinden bitmiş pazarlıkların,
sahte senaryolarla kurulmuş sözde masalarında kaybedecek zamanımız kalmamıştır.

Büyük Orta Doğu Projesine Karşı Ulus Devlet Şuuruyla Direniş

Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgüt yapısı içinde Kemalist kadroların sahada daha görünür olması, bugün her zamankinden daha büyük bir zorunluluktur. Büyük Orta Doğu Projesi’nin Türkiye’yi nasıl bir etnik ve mezhepsel parçalanmaya sürüklemek istediği; Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da yaşananlarla ortadadır.

Bu tabloda küresel sırtlanların emirlerini yerine getirmek, mezhepsel ve etnik bölünmeye yol açmak, ileride Kürt kökenli vatandaşlarımızın haklarını koruyacak bir adım asla değildir.
CHP, bu gerçekleri belge ve bilgilerle Türk milletine anlatmalı; Kürt kökenli vatandaşlarımızın da dâhil olduğu bir bütünlük içinde, bu bölücü projeye karşı ortak bir milli direnci örgütlemelidir.

Bu millet dışardan bize dayatıldığı ve örmekleştirildiği gibi, lehimle bir araya zoraki getirilmiş kırık cam parçalarından oluşan bir mozaik değil, yüz yıllardır bir arada yaşayan aşkla çoğalan ebru sanatıdır…

Tüm yapılan mitinglerde açıkça görülen, Türk Milleti umudu büyütmek, CHP’ne güvenmek için hazırdır.
Cumhuriyet Halk Partisi, bir an önce silkinip, vatandaşın gerçek sorunlarını meclise taşımalı, miting meydanlarında, halkı gerçek sorunlarla uyandırmalı, milli bütünlüğü ve ulus devleti ayakta tutmak adına, tarihi sorumluluğunu . yerine getirmelidir.

 

CHP 32. Dönem PM Üyesi, Kemalist Aydınlanma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Buket MÜFTÜOĞLU

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği