Telefon
WhatsApp
Özgür Özel'den Bahçeli'nin sözlerine yanıt: Kanunu bu hafta çıkaralım
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iddianamesini değerlendiren Özel, "Yarından tezi yok, bu iddianamenin kabulü ile birlikte tutuksuz yargılamalar yapılmalıdır. Herkes çıkmalı, iftiraya karşı kendisini korumalıdır. Bu haysiyet cellatlığı son bulmalıdır" çağrısını yaptı.

İBB İDDİANAMESİ VİDEOSU

CHP Genel Başkanı Özel, Meclis Grup Toplantısı'nda İBB iddianamesi videosu izletti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "İBB yargılaması canlı yayınlansın" çağrısına destek veren Özel, "Canlı yayında iftirayı duyalım, cevabını verelim. Aynen böyle bir kuruşu ispatlayamayacaklar. Tarih önünde hem mesul olacaklar, hem rezil olacaklar. Hodri meydan. Bu kanunu bu hafta çıkaralım. Hodri meydan" diye konuştu.

"Siyasetin finansmanı şeffaflaşsın" diyen Özel, "Erdoğan birinci sırada, ben ikinci sırada, Ekrem Başkan üçüncü sırada. Hepimizin siyasete girdiği günden bugüne kadar mal varlıkları araştırılsın, gelir gider araştırsın" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özel, "Siz tutuksuz yargılama yaparsanız, TRT’den yayın yaparsanız, AİHM, AYM kararlarını uygularsanız; Türkiye’de siyasetin normalleşmesine tekrar katkı sağlarız. Deriz ki ‘Bu iş bu mecrada gidiyor, biz siyasi rekabet yapalım.’ ‘Ha yok biz buna devam edeceğiz.’ Biz de sonuna kadar direnmeye devam edeceğiz. Bir adım geri atarsak şerefsiziz. Bir kelime eksik konuşursak korkağız, namerdiz" vurgusunda bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamaları şöyle:

"Acılardan bahsediyoruz. Maalesef bir yas ülkesi haline geldi Türkiye. Her gün bir başka acı haber. Geçmişteki bazı acı haberlerle de adalete kavuşamayan aileler üzerinden halen daha yüreklerin yandığı oluyor. Konuklarımız oluyor burada. Bizim de yüreklerimiz onlarla birlikte yanıyor. Rojin Kabaiş’in değerli ailesi; annesi Aygül Hanım, babası Nizamettin Bey, kardeşi Ömer aramızda. Ayşe Tokyaz’ın annesi Halime Hanım, ikiz kardeşi Esra aramızda. Rojin üniversiteye okumaya gitmişti. Kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024’te cansız bedeni bulundu. Dosyada halen tek bir tutuklu yok. Ailenin adalet mücadelesi devam ediyor. Ayşe Tokyaz hepinizin bildiği gibi defalarca ‘Beni koruyun’ dedi. Polise gitti, savcılığa gitti ve koruma talep etti. Maalesef korunmadı ve meslekten ihraç edilmiş bir polis tarafından Küçükçekmece’de katledildi. Çok hazin bir şekilde Eyüpsultan’da yol kenarına bir valiz içinde bedeni bırakıldı. Bu acıya dayanmaya çalışan annesi ve ikizi burada. Nihayet dört ay sonra dün iddianame kabul edildi. İki sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet talep ediliyor. Hem bu davayı, haksız indirimler yapılmamasını, öyle ‘iyi haldir, bilmem ne’ olmamasını, en ağır cezanın alınmasını; hem de Rojin’in dosyasında titizlikle çalışılmasını ve bir an önce sorumluların bulunmasını talep ediyoruz. 

Bir samimiyet göstermesi lazım siyasetin. Ben buradan söylüyorum. Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Ama iki ay sonra; ama çok kaçtılar, iki yıl sonra o sandık gelecek. Cumhuriyet Halk Partisi, Meclis’te çoğunluğu sağlayacak. Eminim ki o gün Meclis’te bulunan bütün partilerin çok sayıda milletvekili de aynı kararlılıkta olacak. Bu Cumhurbaşkanı’nın attığı o imza var ya. Bizim seçtiğimiz Cumhurbaşkanı’nın atacağı ilk imzalardan biri, İstanbul Sözleşmesi’ni bu Meclis’e tekrar onaylanmak üzere yollamak olacak. Söz veriyoruz.

İBB İDDİANAMESİ VİDEOSU

Hayatın her alanında ülkenin her tarafında adaletsizlikler yaşıyoruz. Bakın 19 Mart darbesinin iddianamesi nihayet yayınlandı. Tıpkı Ergenekon ve Balyoz sürecinde olduğu gibi kurgulanmış, önden bolca iletişimi yapılmış, olmayacak şeyler iddia edilmiş, varmış gibi yapılmış, büyük bir iletişim kampanyasına dönüştürülmüş bir süreçteyiz. ‘Mağdurum’ diye iktidara gelenlerin nasıl zalimleştiğini; kendisine yapılanı mağduriyet diye anlatıp, anlatıp, anlatıp hâlâ unutmayan, unutturmamaya çalışanın, kendisine yapılanın 100 mislini nasıl yaptığını; o dönemin FETÖ’cü savcılarının yaptığı algı operasyonları gibi bugün bu işlerin kimler tarafından, nasıl yapıldığını; yandaş bir grup gazetecinin nasıl aslında ‘toplum dezenforme edilsin’ diye onların enforme edildiğini, araçsallaştırıldığını, kullanıldığını ve o yalanların yani bugüne kadar atılan bütün yalanların şu anda ne hale geldiğini bir kısaca hatırlatmak istiyorum. Ne demiştik? ‘İddianame istiyoruz. Yargılanmak için değil yargılamak için; atılan yalanları, iftiraları yargılamak için istiyoruz’ diyorduk. Hep birlikte izleyelim. Bakalım öyle miymiş, böyle miymiş?

'TUTUKSUZ YARGILAMA' ÇAĞRISI

Recep Tayyip Erdoğan, sana soruyorum. Şuradaki grup kürsüsünden konuşuyorsun. ‘Göreceksiniz bırakın insan içine çıkmayı, yakınlarının yüzüne bakamayacaklar.’ Aha bak benim yakınlarım burada. Türk milleti burada, gözünün içine baka baka söylüyorum. İftira, iftira, iftira. O yüzden bu kadar iftiraya karşı o tuğla gibi iddianame için sayfa sayısının bile iletişimini yaptılar. Açın bakın bakalım iddianameyi. Arattırdım işte, 969 kez ‘-mış, -miş’ diyormuş, ‘duyduğum kadarıyla’ ile tutuklamalar yapılıyor içeride insanlar duruyor. Sonra ne oluyor? Her bir sanık için, 400 kişi var. Her birinin adı, altına herkesin adını yazıp bir daha yapıştırmış. 300 sayfası, 400 sayfası oradan geliyor. Sırf uzatmak için. Bir kişi ifadesinde beş kişiyi söylemiş. Yap ona ek, ‘Ekte var’ de. Ama ne yapıyor? Her birinde o kişinin herkes hakkındaki ifadesini, 16 sayfa, 30 sayfa, 43 sayfa gidiyor oraya yapıştırıyor sayfa uzasın diye. Sonra ‘4 bin sayfalık iddianame.’

Cesareti olan bu iddianamenin 40 sayfalık özetini çıkarsın, milletin önüne koysun. Desin ki ‘Bunların suçu bu.’ Laf kalabalığına pabuç bırakmayız. Yalana dolana, iftiraya pabuç bırakmayız. 560 milyar diyeceksin, 56 kuruşu ispat edemeyeceksin. Sonra da yok şöyle yok böyle. Yarından tezi yok, bu iddianamenin kabulü ile birlikte tutuksuz yargılamalar yapılmalıdır. Herkes çıkmalı, iftiraya karşı kendisini korumalıdır. Bu haysiyet cellatlığı son bulmalıdır.

"BÜYÜK BİR YALANI SUÇÜSTÜ YAKALADIK"

Şimdi eski alışkanlıkla bir hususu büyütüp köpürtmeye çalışıyorlar. Ne büyük bir yalanı suçüstü yakaladığımızı şimdi dinleyin. Neymiş? Bir hafriyat meselesi varmış. Beş yılda 185 milyon ton hafriyat izinsiz olarak dökülmüş. Buradan elde edilen gelir, suç örgütüne aktarılmış. Bakın çok basit bir hesap. Türkiye’deki bütün hafriyatçıların, bütün kamyoncuların, matematik bilen herkesin şimdi dikkatle şu hesabı takip etmesini isterim. Kamyon, 25 ton hafriyat alıyor, hafriyat kamyonları. Söyledikleri 185 milyon ton hafriyat. Beş yıl boyunca her gün 5 bin kamyonu gerektiriyor. Beş yıl boyunca her gün 5 bin kamyon. Her gün. Peki, bir hafriyat kamyonu kaç metre? Sekiz - 10 metre. Beş metre parkla nizami bir şekilde bu hafriyat alanına her gün dizilseler, bahsedilen hafriyat alanından, Cebeci hafriyat alanından Kocaeli’ne kadar kuyruk oluyor. Üçüncü köprüyü geçiyor, otoyolları geçiyor, 100 kilometre kuyruk oluyor. Ya beş yıl boyunca Cebeci’den Kocaeli’ne kadar 100 kilometre kamyon kuyruğu olacak, bunu bir tek Akın Gürlek görecek değil mi? Bir tek Akın Gürlek görecek.

Bakın bu işlerle ilgili öyle bir belge göstereceğim ki hadi bu akşam da çıkıp bu belgeleri yansıtıp üzerine konuşsunlar. Tarih Ekim 2022. Sanıyorlar ki bırakacağız, bunlar atacak bu yalanı, biz de bırakacağız. ‘İki kere iki dört’ dese Recep Tayyip Erdoğan, ya da onun Yargı Kolları Başkanı. Kerrat cetvelini kontrol ederim ‘Ben mi yanlış hatırlıyorum acaba?’ diye. Kesin bir yalan vardır. ‘İki kere iki dört’  diyorsa onlar kontrol etmek lazım. Söylediğim miktarı tona bölüyorsun, 5 bin tane kamyon çıkıyor. Bak bir de arkasından ne çıkıyor? Tarih Ekim 2022. Bu hafriyat alanı için. Teftiş kurulu başkanının talebi, Ekrem İmamoğlu’nun onayı ve imzasıyla teftiş ve inceleme izni veriyorlar. Teftiş kurulu yaptığı çalışmadan sonra bulduklarını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 14 Ağustos 2023’te, bundan 10 ay sonra bildiriyor. Bu dedikleri yeri. Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yollanıyor. Burayı, bu hafriyat alanını, bunlar tabii 560 milyar para arıyorlar, bulacaklar ya. 5 bin kamyonu 100 kilometre beş yıl boyunca dizerek bir rakam buluyor. Orası küllüm yalan. Ama ‘Bu hafriyat alanına kaçak döküm var mı?’ diye şikayet eden, takip eden, ‘Göz yumanlara ceza verilsin’ diyen biziz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘Kovuşturmaya gerek yoktur’ diyen bunlar. Bugün çıkmışlar bize bunun hesabını sormaya kalkıyorlar.

BAHÇELİ'NİN SÖZLERİNE DESTEK

Onun için Ekrem Başkan geçen çarşamba yine söyledi. Bugün gerçi olumlu bir gelişme oldu Sayın Bahçeli’nin ifadesi. Biz 9 Mayıs 2025’te, yani daha olaylar en sıcak olduğu zamanda grup başkanvekillerimizin ve bütün milletvekillerimizin imzasıyla duruşmaların TRT’de bir kanalda tamamıyla ve isteyen tüm kanalların canlı yayınlaması için kanun teklifi verdik. Ekrem Başkan diyor ki ‘Veremeyeceğimiz hesap yok, yeter ki milletimizin gözünün önünde sorsunlar, söyleyelim.’ Yayın olmazsa de söyleyeceğiz. Ama canlı yayında iftirayı duyalım, cevabını verelim. Aynen böyle bir kuruşu ispatlayamayacaklar. Tarih önünde hem mesul olacaklar, hem rezil olacaklar. Hodri meydan. Bu kanunu bu hafta çıkaralım. Hodri meydan!

MURAT KAPKİ AÇIKLAMASI

Murat Kapki, tüm mallarını İsmail Kaan isimli birine ocak ayında devretmiş. Mallarda tedbir falan yok arkadaşlar. Ama yani amiyane deyimle ‘Mallarını kaçırıyordu’ diyor ya, o işlem kaçırmaysa işlem gerçekleşmiş, boşalan şirkete tedbir koymuş. Mallar orada. Peki herkes tutuklu, Murat Kapki malı kaçırmış tutuklu. Peki malı alan kim? Malı alan İsmail Kaan tutuklu değil. Soru sorulmuş mu? Soru da yok. İsmail Kaan’ın bahsedilen mallar üzerinde duruyor. İsmail Kaan kime yakın? Cana yakın, Akın’a yakın, Recep Tayyip Erdoğan’a yakın. Hadi bunun cevabını bir verin bakalım.

Ben, Murat Kapki’yi de tanımam. Bir kez gördüm hayatımda gittiğimiz cezaevinde. Altı kişi yatıyor, beşi bizim. ‘Murat Kapki yatıyor’ dediler. O da şaşkın şaşkın ne olduğuna. Bizden usulsüz bir şey istenmedi, yapılmadı. Bunların hepsi AK Parti döneminde yapılırdı’ diye söyleyen kişi. Mallarını başkasına geçirmiş, şimdi görüyoruz. Geçirdiği kişiye dokunan yok. Neden? Recep Tayyip Erdoğan’a son derece yakın bir kişi.

Diğer taraftan Panout diye bir firma var. İstanbul’da ne kadar açıkhava reklamcısı varsa gözaltına aldılar, tutukladılar, şirketine kayyum atadılar, şirketine tedbir koydular. Sonra aralarında konuşup bazılarının tedbirini kaldırdılar. Panout firması AK Parti döneminde 2018’de davet usulü, demek ki küçük bir iş yapacaklar. Davet usulü olduğuna göre, değil mi? Büyük iş olmaz. Davet usulü çağrıldığı ihalede İETT duraklarındaki tüm reklam panolarını kiralamış. Kısa süre. 20 yıllığına. Davet usulü ihale alan şirket Panout, bu şirkette İstanbul Büyükşehir de 2020’de ‘Böyle ihale olmaz’ demiş sözleşme revizyonu yapmış. Ne 2018’le, ne 2020’yle ilgili. Ya İBB ile imza atan herkes içeride, bunları çağırıp sormamışlar bile. Neden? Çünkü AK Parti’ye yakın şirket, AK Parti’nin yan şirketi. Hatta bazı AK Partililerin paravan şirketi. Şimdi burada milletin karşısına çıkıp ‘Adalet var, adil yargılama var, bilmem ne var’ demeye kalkıyorlar.

"TÜRKİYE SUÇ ENDEKSİNDE SONDAN 10'UNCU"

Dünya Organize Suç Raporu yayınlandı. Dün burada İçişleri Bakanı vardı. Şimdi o İçişleri Bakanı’na, o pişkine, Dünya Organize Suç Örgütleri ve Suç Raporu ile ilgili bir basın toplantısı yapıp, bu durumu bir izah etmesini bekliyorum kendisinden. Adalet krizi, ekonomik krizinin yanında; Türkiye’nin en büyük çoklu krizler içindeki krizlerinden bir tanesi suç krizi. 2025 organize suç endeksi raporuna göre, Türkiye 193 ülke içinde, sıkı durun, öyle 80’nci, 90’ncı, 100’ncü demeyeceğim. 193 ülkeden, 183’ncü sırada. Sondan 10’uncu. Rapor diyor ki ‘Türkiye, insan hakları ticaretinde merkez ülke.’ Rapor diyor ki; ‘Silah kaçakçılığında kaynak ülkedir. Geçiş ülkesidir, varış ülkesidir. Uyuşturucu madde olan Captagon ve metamfetaminde üretim, geçiş, hedef ülkedir. Türkiye’de iç piyasada Captagon ve metamfetaminin kullanımı patlamış durumdadır.’ Suç örgütleri sokakta cirit atıyor.

"CANLI YAYIN" ÇAĞRISI

19 Mart darbesi ve onun cuntası dağıtılmalıdır. İddianame yazılmış, deliller toplanmış, kaçma şüphesi diye bir şey yok. Zaten kaçsalar memnuniyet yaratırlar, korktuklarından içeride tutuyorlar. Ama bugünden tezi yok artık iddianame kabul aşamasındadır. Tensip zaptı düzenlenecek, mahkeme gün verecek ve bundan sonrasına bir yön verecektir. Buradan açıkça söylüyorum: Bağımsız yargıya söylüyorum. Yargıyı bağımsız kılmayan, kendisine köle edenlere söylüyorum: 19 Mart’tan bugüne yaşananlar ne bize ne size, en önemlisi Türkiye’ye yaramadı, yaramaz. Millete yaramıyor. Millet hizmet bekliyor. Millet siyasetin birbiriyle kavga etmesini değil; hizmette rekabet etmesini bekliyor. Kim daha iyi yönetir, onu duymak istiyor, onu bilmek istiyor. Yarışmanın yargı üzerinden olmasını değil; siyasi zeminde olmasını istiyor. Kararı yargının değil, bizatihi kendinin vermesini istiyor. ‘Gazi Mustafa Kemal’den emanet sandığı kimseye bırakmam. Burada karar benimdir, patron benim’ diyor millet.

 

Burada beklentimiz şudur: Biraz önce izlediniz. Aynı suçlarla yargılandı Erdoğan. Bir gün kapıya polis gitmedi, koluna girmedi, nezarethane görmedi, yargılamanın ilk aşaması da kesinleşmesi de tutuksuz oldu. Ceza aldığında bile telefonla davet aldı. Gitti istediği kişiyle, istediği cezaevinde yattı. İçerde ‘Bu şarkı burada bitmez’ diye kasetler çıkardı. Şimdi metrolarda sesi kesilen, resimleri indirilen, kendisine daha yargılama bile başlamadan ‘suç örgütü’ diye iftira atılan arkadaşlarımızı içeride tutmayı bırakın. Tutuksuz yargılama dönemine geçilirse, bu mahkeme heyetinin bundan önceki AK Toroslar çetesinden ayrıştığını göreceğiz. Bu mahkeme heyeti yargılayacak elbet, eldeki iddianameyi kabul ederse. Onlar soracak, biz söyleyeceğiz. Düzenlenen iddianameyi satır satır cevaplayacağız. Bunun tutuksuz olarak yapılması, bugüne kadar süren zulmün bitmesi ve çocukların annelerine, babalarına kavuşması, belediyelerin başkanlarına kavuşması, milletin de bu işte bir karar vermesi lazım. Biz kendimize, arkadaşımıza güveniyoruz. Bu yüzden bugün Sayın Bahçeli’nin de bir kez daha ifade ettiği, 9 Mayıs’tan beri talep ettiğimiz, hem TRT’den bir kanaldan devamlı ve isteyen her kanalın canlı vereceği yargılama istiyoruz.

"MAL VARLIKLARI ARAŞTIRILSIN"

Biz Siyasi Ahlak Kanununu bu hafta çıkaralım istiyoruz. Sekiz senedir biz veriyoruz, siz reddediyorsunuz. Siyasetin finansmanı şeffaflaşsın. Erdoğan birinci sırada, ben ikinci sırada, Ekrem Başkan üçüncü sırada. Hepimizin siyasete girdiği günden bugüne kadar mal varlıkları araştırılsın, gelir gider araştırsın.

"HUKUKA UYUN, SİYASETTE YARIŞALIM"

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, siz tutuksuz yargılama yaparsanız, TRT’den yayın yaparsanız, AİHM, AYM kararlarını uygularsanız; Türkiye’de siyasetin normalleşmesine tekrar katkı sağlarız. Deriz ki ‘Bu iş bu mecrada gidiyor, biz siyasi rekabet yapalım.’ ‘Ha yok biz buna devam edeceğiz.’ Biz de sonuna kadar direnmeye devam edeceğiz. Bir adım geri atarsak şerefsiziz. Bir kelime eksik konuşursak korkağız, namerdiz. Bir santim eğilirsek, biz bu ülkeye layık değiliz. Demek ki direnenler, mücadele edenler kazanacak. Açık açık söylüyorum. Hodri meydan. Zulüm ise direnmeye devam. Hukuksa, gel siyasette yarışalım. Hukuka uyun, siyasette yarışalım. Zulme devamsa mücadeleye devam. Sizden korkan, beter olsun sizden."

https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-den-bahceli-nin-sozlerine-yanit-kanunu-bu-hafta-cikaralim-669867
Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği