Telefon
WhatsApp
MESEM ve Önlemsizlik: Çocuklar işçiliğe, işçiler ölüme itiliyor
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Geride bıraktığımız 4 Aralık Dünya Madenciler Günü "kefen cebimizde çalışıyoruz" diyen işçilere göre önlemsizlik ve yaptırımsızlık yüzünden kutlanacak değil, üzerinde düşünülmesi gereken bir güne dönüşmüş durumda.

"Bilinçsizlik hâlâ devam ediyor. Yani her an, her yerde kaza riski var."

Bir maden işçisine ait bu sözler, ne yazık ki Türkiye'deki yüz binlerce işçinin ortak gerçeği. İşçilerin hayatı çoğu zaman "şansa" bırakılıyor. Önlemin kural değil istisna olduğu birçok sektördeki işleyiş, adeta yaklaştığını bağıra bağıra haber veren felaketleri çağırıyor.

Kocaeli Dilovası'ndaki bir parfüm imalathanesinde meydana gelen patlama da böyle felaketlerden biriydi ve pek çok diğer felaket gibi engellenebilirdi. Baştan sona usulsüzlüklerle dolu bu işletme belki hiç açılmayabilir, işçiler ölümle burun buruna çalışmak zorunda bırakılmayabilirdi.

Bu yüzden yaşananlara kendiliğindenci bir anlayışla "kaza" değil,  "iş cinayeti" demek daha doğru. Olayın çok katmanlı yapısı ise Türkiye'deki yapısal sorunların acı bir özeti niteliğinde.

Hayatını kaybeden yedi kişi arasında çocuk işçiler vardı; emeklilik yaşını geçmiş olmasına rağmen geçinmek için ağır sömürü koşullarında çalışmak zorunda kalanlar vardı… Ortak noktaları ise, hayatlarını riske atarak hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda kalmalarıydı.

Şimdi ortaya çıkan bilgiler bu mücadelenin nasıl yok sayıldığını gözler önüne seriyor. Ulaştığımız inceleme raporuna göre müfettişler, olayı "iş kazası" olarak raporladı. Daha da çarpıcısı: SGK, iş yerindeki 13 çalışandan 12'sinin sigortasız olduğunu tespit etti ve bu işçilerin sigorta başlangıcını 8 Kasım olarak kayıtlara geçirdi.  Yani önlemsizlikle hayatları çalınan işçiler öldükleri gün "sigortalı" sayıldı.  

Ölünce kazanılan bir günlük sigorta…

Sabahın köründe okul yerine bir imalathaneye gönderilen ve orada can veren üç kız çocuğu…

Peki, okulda olanlar güvende mi? Bu soruya gönül rahatlığıyla "evet" demek ne yazık ki mümkün değil. Çünkü devlet eliyle "eğitim" adı altında tehlikeli koşullara itilen çocuklar da var. Eğitimciler, giderek artan ölümlerle gündeme gelen Mesleki Eğitim Merkezleri'nin (MESEM) özellikle yoksul çocukları çok erken yaşta işgücü olmaya ittiğini vurguluyor.

Bu çocukların hakkını savunmak isteyen gençler ve öğretmenler ise ters kelepçeyle gözaltına alınıyor. Oysa devletin asli görevi, tam da onların savunduğu hakları güvence altına almak, insan hayatına; özellikle de çocukların geleceğine tartışmasız bir değer atfetmek. 

Çocuklar işçi değil; hiçbir zaman da öyle görülmemeli.
İşçiler de ölüme yürüyen “ucuz canlar” değil; hiçbir koşulda öyle muamele görmemeli…

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği