Telefon
WhatsApp
İsrail’in Afrika’daki nüfuz ağı büyüyor: Eski askerler, özel şirketler ve teknoloji
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Al Araby, son 15 yılda Afrika’daki güvenlik alanının önemli bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekti.

Habere göre kıtada devletler arası klasik askeri işbirliğinin yanında özel güvenlik şirketleri, emekli askerler, savunma teknolojisi firmaları ve ticari aracılar giderek daha fazla rol üstlenmeye başladı.

Al Araby, bu dönüşümün bazı güvenlik işlevlerinin devlet kurumlarından özel sektöre kaymasına neden olduğunu ve bunun “özelleştirilmiş güvenlik diplomasisi” olarak tanımlanabileceğini aktardı.

Al Araby’nin değerlendirmesine göre İsrail’in Afrika’daki güvenlik varlığı; askeri eğitim, danışmanlık, siyasi liderlerin korunması, silah ve ekipman tedariki, bakım hizmetleri, gözetleme sistemleri ve siber teknolojiler gibi farklı alanlara yayılıyor.

İsrail Savunma Bakanlığı verilerine göre ülkenin 2025 yılındaki savunma ihracatı yaklaşık 19,2 milyar dolara ulaşırken Afrika’nın toplam ihracattaki payı yaklaşık yüzde 2’de kaldı.

Al Araby, buna rağmen İsrail’in Afrika’daki etkisinin yalnızca silah satışlarının parasal büyüklüğüyle ölçülemeyeceğini, eğitim ve danışmanlık gibi daha uzun vadeli ilişkilerin de nüfuz oluşturduğunu belirtti.

KAMERUN’DA ELİT BİRLİKLERDE İSRAİLLİ UZMANLAR

Al Araby, Kamerun’u İsrailli eski askerlerin güvenlik alanındaki etkisinin dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösterdi.

Haberde, ülkenin elit askeri birliklerinden Hızlı Müdahale Taburu’nun (BIR) geliştirilmesinde eski İsrailli subay Abraham Avi Sivan’ın eğitim ve organizasyon alanında önemli rol oynadığı belirtildi.

Sivan’ın 2010’daki ölümünün ardından emekli İsrailli General Mayer Heres’in danışmanlık faaliyetlerini sürdürdüğü aktarıldı.

Al Araby’nin dayandırdığı akademik çalışmaya göre Heres, daha sonraki yıllarda Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya’nın güvenlik danışmanı olarak BIR ve Cumhurbaşkanlığı Muhafızları üzerinde etkisini devam ettirdi.

Al Araby, Gine’de ise özel şirketlerin daha doğrudan öne çıktığını aktardı.

Emekli İsrailli General Israel Ziv tarafından kurulan Global CST’nin, 2009 yılında Moussa Dadis Camara döneminde Cumhurbaşkanlığı Muhafızlarını eğitmek, silahlandırmak ve donatmak için yaklaşık 10 milyon dolarlık bir anlaşmayla ilişkilendirildiği belirtildi.

SIPRI verilerine dayandırılan haberde, şirketin aldığı resmi iznin yalnızca Gine’nin güvenlik ihtiyaçlarını incelemekle sınırlı olduğu, sözleşmenin kapsamının ise İsrail Savunma Bakanlığının müdahalesine yol açtığı kaydedildi.

Al Araby, bu örneğin özel bir İsrail şirketinin faaliyetleriyle İsrail devletinin resmi politikalarının doğrudan eş tutulamayacağını da gösterdiğini vurguladı.

GÜVENLİK VE STRATEJİK KAYNAKLAR

Haberde, Afrika’daki özel güvenlik faaliyetlerinin yalnızca siyasi liderlerin veya askeri birliklerin korunmasıyla sınırlı kalmadığına dikkat çekildi.

Altın, elmas, kobalt ve bakır madenleri ile petrol ve doğalgaz sahaları, limanlar, enerji tesisleri ve telekomünikasyon altyapılarının da güvenlik şirketlerinin faaliyet alanına girdiği belirtildi.

Al Araby, stratejik kaynakların bulunduğu bölgelerde özel güvenlik şirketlerinin varlığının yatırımcılar açısından koruma sağlarken egemenlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından soru işaretleri doğurduğunu aktardı.

Al Araby, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ni de güvenlik ile stratejik kaynakların kesiştiği güncel örneklerden biri olarak gösterdi.

Reuters’ın Şubat 2026’da yayımladığı habere dayandırılan bölümde, İsrailli askeri danışmanların iki Kongo özel kuvvet taburunu eğittiği aktarıldı.

Ancak Al Araby, mevcut bilgilerin bu danışmanların doğrudan madenleri koruduğunu veya çatışmalara katıldığını göstermediğini özellikle vurguladı.

GÖZETLEME VE SİBER TEKNOLOJİ YENİ NÜFUZ ALANI

Al Araby’ye göre İsrail’in Afrika’daki güvenlik etkisinin en önemli yeni boyutlarından biri teknoloji alanında ortaya çıkıyor.

Gözetleme sistemleri, iletişim teknolojileri, insansız hava araçları, veri analizi ve siber güvenlik çözümleri güvenlik ilişkilerinin giderek daha büyük bölümünü oluşturuyor.

İsrail’in 2025 savunma ihracatında gözetleme ve optik sistemlerin yüzde 22, insansız hava araçlarının yüzde 4, istihbarat ve siber güvenlik sistemlerinin ise yüzde 2 pay aldığı aktarıldı.

Al Araby, bu tür sistemlerin eğitim, bakım ve güncelleme gerektirmesi nedeniyle tedarikçi ülke veya şirketlerle uzun süreli bağımlılık ilişkileri oluşturabileceğine dikkat çekti.

Haberde, İsrail merkezli NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımına da yer verildi.

Uluslararası Af Örgütünün 2021 tarihli verilerine göre Ruanda bağlantılı bir hedefleme sürecinde gazeteciler, muhalifler, aktivistler, siyasetçiler ve diplomatlara ait 3 bin 500’den fazla telefon numarasının potansiyel hedef listesinde yer aldığı aktarıldı.

Al Araby, bir telefon numarasının listede yer alması ile cihazın gerçekten Pegasus tarafından ele geçirildiğinin teknik olarak kanıtlanmasının birbirinden farklı olduğunun altını çizdi.

AFRİKA’DA ÇOK TARAFLI NÜFUZ MÜCADELESİ

Al Araby, İsrail’in kıtadaki güvenlik faaliyetlerinin daha geniş bir uluslararası rekabet içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

ABD, Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkelerin de askeri eğitim, silah satışı, savunma teknolojileri ve ekonomik ortaklıklar aracılığıyla Afrika’daki etkilerini artırmaya çalıştığına dikkat çekildi.

Bu nedenle haberde İsrail’in kıtadaki faaliyetlerinin tek başına ve bağımsız bir olgu olarak değil, Afrika’daki çok taraflı nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Al Araby, İsrail bağlantılı güvenlik ve teknoloji faaliyetlerinin Arap dünyası açısından en hassas boyutlarından birinin Afrika Boynuzu, Kızıldeniz ve Babülmendep çevresinde ortaya çıktığını belirtti.

Haberde, bu bölgelerdeki güvenlik sistemlerine ve bilgi ağlarına erişimin stratejik önem taşıdığı ifade edildi.

Ancak Al Araby, İsrailli güvenlik şirketlerinin faaliyetlerinin doğrudan deniz güvenliğini ya da Afrika ülkelerinin Filistin dahil Arap meselelerine yönelik siyasi tutumlarını değiştirdiğinin söylenebilmesi için her olay özelinde bağımsız kanıt gerektiğini vurguladı.

ÖZEL ŞİRKET İLE DEVLET POLİTİKASI AYRIMI

Al Araby’nin analizinde öne çıkan temel noktalardan biri de İsrailli özel şirketlerin faaliyetleriyle İsrail devletinin resmi politikalarının otomatik olarak aynı kabul edilmemesi gerektiği oldu.

Haberde, özel şirketlerin ticari sözleşmeler ve ekonomik çıkarlarla hareket ettiği, devletlerin ise daha geniş diplomatik ve stratejik hesaplarla politika oluşturduğu belirtildi.

Buna karşın yabancı şirket ve uzmanların uzun süreli eğitim, teknoloji, bakım ve güvenlik danışmanlığı sağlamasının Afrika ülkelerinde dışa bağımlılık, veri güvenliği, şeffaflık ve egemenlik tartışmalarına yol açabileceği ifade edildi.

https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/israil-in-afrika-daki-nufuz-agi-buyuyor-eski-askerler-ozel-sirketler-ve-teknoloji-2541853

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği