“Aziz İhsan Aktaş kimdir?” sorusunu sormak, aslında sistemi sorgulamak açısından önemli bir başlangıç olabilir. Bu kişinin Türkiye genelindeki neredeyse tüm büyükşehir ve ilçe belediyelerinden — ister AKP, ister MHP, ister CHP yönetiminde olsun — ihale aldığı iddiası, kamuoyunda dikkatle incelenmesi gereken bir durumdur.
İddialara göre Aktaş, yalnızca AK Parti’li değil, CHP’li belediyelerden de düzenli olarak ihale almakta. Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: Türkiye’de başka şirket yok mu bu hizmetleri yapabilecek? Neden tüm yollar hep aynı isme çıkıyor?
Dahası, bu kadar yaygın ihalenin arkasında yalnızca bir ismin olması dikkat çekici olduğu kadar kaygı verici de. Özellikle Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelerdeki bu süreçlerle ilgili dosyaların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tek elden soruşturulması da ayrıca dikkat çeken bir unsur. Neden yerel savcılıklar değil de İstanbul? Bu da ayrı bir soru işareti yaratıyor.
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu kaynaklarının adil dağıtımı açısından bu konunun hem siyasi hem de hukuki olarak aydınlatılması gerekir. Gelişmeleri yakından takip etmekte ve kamuoyunun dikkatini bu konuya çekmekte büyük fayda var.
TÜRKİYE GENELİ Soruşturma tek savcıdan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, Türkiye genelinde ihbarları yapan tek kişi “Aziz İhsan Aktaş” İstanbul nere Diyarbakır nere…
Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle ilgili yapılan ihbarların büyük çoğunluğunun aynı isimden, yani Aziz İhsan Aktaş’tan geldiğini görüyoruz. Bu durum ister istemez dikkat çekiyor ve kamuoyunun haklı olarak şu soruyu sormasına neden oluyor: “Sen kimsin Aziz İhsan Aktaş?”
Bir yandan Türkiye genelindeki birçok belediyeden – hem iktidar hem muhalefet yönetimindeki belediyelerden – yüksek bedelli ihaleler alacaksın, diğer yandan CHP'li belediyelerle ilgili düzenli olarak suç duyurusunda bulunacaksın. Bu nasıl bir çelişki?
Bu tablo bize iki ihtimali düşündürüyor: Ya sistemde ciddi bir çarpıklık ve ayrıcalıklı bir ilişki ağı var ya da siyasi bir mühendislik çalışmasının figüranlığı yapılıyor. Her iki durumda da kamu yararının, eşit rekabetin ve şeffaflığın ağır yara aldığı açıktır.
Devletin kurumları ve yargı makamları bu ismin rolünü, bağlantılarını, ihale süreçlerini ve yaptığı suç duyurularının arka planını kamu vicdanını tatmin edecek şekilde sorgulamalı ve açıklığa kavuşturmalıdır. Aksi halde toplumda "yandaşlık", "çift taraflı oyun" ve "siyasi kumpas" algısı derinleşir.
Süleyman Rıdvanoğlu Cumhuriyet Halk Partisi Parti Okulu Eğitmeni


































