Telefon
WhatsApp
İHD, 2024 YILI TÜRKİYE HAPİSHANELERİ HAK İHLALLERİ İZLEME RAPORU'NU YAYINLADI
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

İHD mahpusların insan onuruna yaraşır koşullar içerisinde hayatların sürdürecek koşulların yaratılması için kamuoyunu bilgilendirmek ve resmî kurumları harekete geçirmek konusunda sorumluluğu hem İHD’nin sahip olduğu ve savunduğu değerlerden hem de tüzüğünde yer alan ilkelerden ileri gelmektedir. İHD hapishanelerde yaşatılan hak ihlallerine dair çok sayıda başvuru almaktadır. Merkezi komisyon olarak hazırlamış olduğumuz bu rapor, İHD Genel Merkezi, şubeleri ve bölge temsilciliklerine gelen başvurular, hazırlanan düzenli hapishane raporları ile hapishane ziyaretlerinde elde edilen verilerden oluşmaktadır.

Rapor içinde çok çeşitli hak ihlallerinin meydana geldiği görülmektedir. Tüm ihlal başlıklarına dair 2024 yılı içinde en az 26.632 ihlal meydana gelmiştir. Hapishanelerde yaşamlarını yitiren mahpuslar, anneleriyle birlikte tutulan 0-6 yaş arası çocuklar dahil olmak üzere her başvurucu ve başvuruların içinde yer alan mahpus sayısına göre ihlaller alınmıştır. Ancak bu ihlallerin tüm mahpuslara uygulandığı düşünüldüğünde ihlallerin yüzlerce katı kadar gerçekleştiğini söylemek abartı olmayacaktır. İhlaller, rapor eki olan mahpuslar tarafından gönderilen mektuplar, mahpus-avukat görüşleri, aile ve yakınları tarafından yapılan başvurular, şubeler tarafından hazırlanan raporların bir araya getirilmesiyle oluşturulan dokümantasyondan tespit edilen ihlaller bu raporu haline oluşturmaktadır.

2024 yılında 54 İlde bulunan 15 Açık Ceza İnfaz Kurumu, 1 Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu, 2 Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, 8 Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olmak üzere 148 hapishaneden başvuru/bilgi alınmıştır.

Ayrıca Yurtdışından Irak’ta Bağdat Rufese Hapishanesi, Duhok Hapishanesi, Gürcistan’da Batum/Kuvaisi, Filipinler’de İsabella Cuayan Hapishanelerinden de toplam 29 başvuru alınmıştır

Türkiye hapishanelerinde yaşanan sorunlar, bu raporda ve eklerinde ele alınan sorunlar ile kayıt altına alınan örneklerin çok daha ötesindedir. Türkiye hapishanelerinde mevcut durumu ortaya koyacak bilgi ve veriye sivil toplum örgütlerinin girmesi ve raporlama yapması engellendiği için olanaklı değildir. Bu raporda yer alan ihlaller sadece İHD’nin ulaşabildiği gerçek durumun çok kısıtlı bir bölümü ortaya koymaktadır.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Türkiye’de 01 Kasım 2024 tarihi itibariyle 273 kapalı ceza infaz kurumu, 100 müstakil açık ceza infaz kurumu, 4 çocuk eğitimevi, 12 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 406 ceza infaz kurumu bulunmaktadır. Bu kurumların toplam kapasitesi 299.042 kişidir. Ancak bu sayının artırılmış kapasite olduğunu da belirtmekte fayda vardır. Normal koşullar altında bu hapishanelerde verilen sayının 2/3’ü kadar mahpusun kalması gerekmektedir.

Not: 2025 yılı içinde bu sayılar değişmiş olup, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü internet sayfasında eski bilgiler tutulmamaktadır.

2022 yılı içerisinde 22, 2023 yılı içinde 19 yeni cezaevi, 2024 yılı içinde de 12 cezaevi açılmış olup, Adalet Bakanlığı 2025 bütçe teklifine göre ise gelecek yılın hedefi, 11 yeni cezaevi daha açmak.  Bu da göstermektedir ki Türkiye’nin mevcut iktidar anlayışı genel itibariyle insanları hapsetme üzerine bir gelecek tahayyülü öngörmektedir.

SAĞLIK HAKKI ve HASTA MAHPUSLAR

İHD’ye gelen başvurular ve mahpuslar ile yapılan görüşmelerden sağlık hakkı açısından hapishanelerde yaşanan temel sağlık sorunlarının çok boyutlu ve çeşitli olduğu görülmektedir. Aşırı kalabalık koğuşlar, tek kişilik ve insanlık onuruna yakışmayan nakil araçlarıyla sevkler, insanlık onuruna aykırı bir şekilde ağız içi arama dayatması, revire çıkarılmama, revirlerden polikliniklere ve polikliniklerden 3. basamak sağlık hizmetlerine erişememe, kelepçeli muayene dayatması ve hasta-doktor mahremiyetini yok sayan muayene odasına jandarma ve infaz koruma memurlarının girmesi, havalandırma sorunları, temiz suya ve sıcak suya erişim imkanlarının kısıtlanması, diyet yemeklerinin verilmemesi, yemeklerin besleyici olmaması, miktarının az olması gibi sorunlar mevcuttur.

Ne yazık ki ağır hasta mahpuslar, hastalıklarının son dönemlerine gelmelerine rağmen tahliye edilmiyorlar. Adli Tıp Kurumu’nun tahliye kararlarını siyasi tutum izleyerek vermesi, hastane raporlarının Adli Tıp Kurumu tarafından kabul edilmemesi ve verilen raporların ya da alınan kararların “güvenlik” gerekçesi ile uygulanmaması da ağır hasta ve hasta mahpusların durumlarının ciddiyetini artırmaktadır.

28 Nisan 2025 itibari ile Türkiye Hapishanelerinde tespit edebildiğimiz kadarıyla 161’i kadın ve 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahpus bulunmaktadır. Durumlarına dair yapılan tespitlere göre;

Ağır olarak tarif edebileceğimiz 335 mahpus bulunmaktadır. Bunlardan 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunmakta, 188 mahpusun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekmektedir.

515 mahpusun hastalıkları belirtilmesine rağmen değerlendirme için gereken detaylar olmadığından ve 2 mahpusunda ne gibi hastalıkları olduğuna dair bilgi edinilemediğinden 517 mahpusun durumlarının ağır olup olmadığına dair değerlendirme yapılamamıştır.

Bu sayı sadece derneğimizin eldeki imkânlar dahilinde ulaşabildiği sayılardır.

2024 yılı içerisinde sağlık hakkı başlığı altındaki tespit edilen başlıklara dair 5526 ihlal tespit edilmiştir.

YAŞAM HAKKI

Kutsal ve temel hak olan yaşam hakkı, insan yaşamının korunması hem bedeninin hem de insan psikolojisinin korunması şeklinde gerçekleşmek zorundadır. Ancak kapatılmanın ceza verici olmasının dışında da mahpuslar pek çok hak ihlaline uğrayarak biyolojik ve psikolojik olarak tahribata uğramakta ve yaşam hakları korunamamaktadır.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Hapishanelerde yaşamlarını kaybeden mahpuslara dair periyodik bilgi açıklamıyor. 2024 Yılı Kasım ayında ve 2025 yılı Mayıs ayında 2024 yılında hapishanelerde yaşamlarını yitirenlere dair sayı paylaşmıştır. Ancak mahpusların yaşamlarını yitirme nedenleri açıklamamıştır.

İHD olarak yaşamlarını kaybedenlere dair kısmi bilgimiz olabilmektedir. Bu da ancak basına yansıyan bilgiler ya da aile başvuruları ile mümkün olabilmektedir.

28 Kasım 2024 tarihinde Adalet Bakanlığı Komisyonu toplantısında İdare ve Gözlem Kurullarının uygulamalarının işleyişine ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit’in sorduğu soruya 5 Aralık 2024’te gelen cevapta “28.11.2024 tarihi itibarıyla 2024 yılı ilk 11 ayında ceza infaz kurumlarımda hayatını kaybeden tutuklu ve hükümlü sayısı 709’dur” şeklinde cevap verilmiştir.

17 Aralık 2024 tarihinde de CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın tarafından Adalet Bakanlığına soru önergesi verilmiş olup, soru önergesine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç imzalı olarak 30.05.2025 tarihinde cevap verilmiştir. Bu cevapta; “Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden; 2024 yılında ceza infaz kurumlarında farklı sebeplerle hayatını kaybeden toplam 818 hükümlü ve tutuklu bulunduğu anlaşılmıştır” denilmektedir.

Türkiye hapishanelerinde 2024 yılı içerisinde İHD olarak yaşamını yitiren 55 mahpusun bilgilerine ulaşabildik. 1 mahpusun ölüm nedeni bilinmiyor. 1 mahpus yaralanma sonucu yaşamını yitirdi. 1 mahpus gıda zehirlenmesi sonucu yaşamını yitirdi. 34 mahpus hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi ve 34 mahpustan 6’sı tahliye edildikten kısa süre sonra vefat etti. 12 mahpus şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. 6 mahpusun intihar ettiği iddia edilmiştir.

AÇLIK GREVLERİ

Türkiye’de hapishanelerdeki uygulamaları ya da sorunları, ceza infaz sistemindeki çarpıklıkları ya da bu sistemdeki sorunların suistimalini protesto etmek için uzun yıllardır pek çok ölüm orucu, süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi ya da açlık grevleri yapılagelmiştir.

2024 yılı içerisinde Türkiye’nin birçok hapishanesinde ceza infaz sistemindeki sorunlardan kaynaklı olarak bazı açlık grevleri gerçekleştirilmiştir. Hangi cezaevlerinde ve toplamda kaç kişinin açlık grevi yaptığına dair kesin bir sayı olmamakla birlikte Tablo 4’te yer aldığı üzere 157 mahpus tarafından açlık grevi ve/veya ölüm orucu eylemi yapıldığına dair başvurular bulunmaktadır. Dolayısıyla açlık grevi eylemlerinin derneğimizin ulaşabildiği ve haberdar olduğundan çok daha fazla olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

AÇLIK GREVLERİ (Tecrit)

Türkiye hapishanelerinde uzun bir süredir tecrit uygulamaları, işkence ve kötü muameleler, sürgünler, keyfi disiplin cezaları, mahpusların sağlık sorunlarının zamanında ve etkili bir şekilde çözülmemesi, ağır hasta mahpusların tedavi edilmemesinin yanı sıra hapishanelerde hücrelerde tutulmaları, idari gözlem kurulu kararları ile mahpusların tahliyelerinin engellenmesi, infaz yakmalar, hapishanelerin kötü fiziki yapısı ve koşulları gibi sıralayabileceğimiz hak ihlalleri artarak devam etmektedir.  Gerek bu genel sorunların gerekse başta İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda süregelen tecridin sonlandırılması ve Kürt meselesine demokratik çözüm talebiyle ülke genelinde farklı hapishanelerde tutulan birçok mahpus, 27 Kasım 2023 tarihinde, süreli dönüşümlü açlık grevi eylemlerine başladıklarını duyurmuşlardır. Yaşanan bu gelişme üzerine Merkezi Açlık Grevleri İzleme Takip Koordinasyonu kurulmuştur. Açlık grevi süresi boyunca tespit edilebildiği kadarıyla 91 hapishanede en az 1997 mahpus açlık grevi eylemi yapmıştır. Açlık grevleri en az 5 en fazla 15’er günlük periyotlarla gerçekleştirilmiştir. 4 Nisan 2024 itibari ile açlık grevine son vererek eylem biçimi “telefon görüşüne çıkmama, mahkemelere çıkmama ve aile görüşlerine çıkmama” şekline dönüştürülmüştür. Basın yoluyla edindiğimiz bilgilere göre mahpuslar tarafından bu eylem biçimi de 03.07.2024 tarihinde sonlandırılmıştır

 

İŞKENCE, KÖTÜ MUAMEMELE İDDİALARI VE ONUR KIRICI UYGULAMALAR

Hapishanelerde meydana gelen işkence ve kötü muamele uygulamaları; darp/tehdit/hakaret ve provakatif yaklaşımlar, çıplak arama, ağız içi arama, ayakta sayım/telefonda tekmil/askeri nizamda tek sıra yürütme, havalandırma hakkı engellenmesi, oda ve koğuşlarla ilgili yaşanan sorunlar,  ajanlık dayatması, kameraların yaşam alanlarını görmesi, baskın aramalar ve aramalarda eşyaların dağıtılması, polislerin jandarma yeleği giyerek aramaya katılması, yakınları ağır hasta olanlara görüş hakkı ve yakınları vefat edenlere cenazeye katılım hakkı tanınmaması, tecrit gibi çeşitli başlıklar altında 4745 ihlal tespit edilmiştir.

 

Sosyal Faaliyetlere Dönük Hak İhlalleri

Türkiye’deki hapishanelerde sosyal faaliyetlere ilişkin çeşitli uygulamalar bulunmaktadır. Pek çok hapishanede yasal haklar sınırlandırılarak ya da kısıtlanarak mahpuslara tanınmaktadır.

Bu başlık altında 4028 ihlal meydana gelmiştir.

 

İletişim ve Haberleşme Hakkı İhlali

2024 yılı içerisinde iletişim ve haberleşme hakkının kullandırılmasında ciddi sorunlar yaşanmıştır. Görüntülü telefon görüş haklarının engellenmesi, mektup haklarının engellenmesi, Kürtçe mektupların gönderilmemesi ve verilmemesi gibi başlıklarda yaşanan hak ihlalleri mahpuslar tarafından aktarılmıştır.

Bu başlık altında 4.474 ihlal meydana gelmiştir.

 

Bilgiye Erişim Hakkı İhlali

 

Yeni Yaşam, Evrensel, Birgün gazeteleri “Basın ilan kurumundan resmi ilan ve reklam alınmaması” bahane edilerek mahpuslara verilmemekte, hapishane idaresi tarafından belirlenen kanallar dışında hiçbir TV kanalının izlenilmesine izin verilmemektedir. Ayrıca bazı hapishanelerde, mahpusların kantinden satın alıkları radyolar toplatılmıştır.

 

Benzer bir durum hapishanelere alınan kitaplar için de geçerlidir. Ancak bu sefer uygulama tamamen keyfi gerekçelere dayandırılmaktadır. Hapishane idaresinin kendilerince sakıncalı ya da yasak bulduğu kitaplar mahpusların aileleri tarafından dahi gönderilse teslim edilmemektedir, duruma ilişkin sorular ise “onlar yasaklı yayın”, “içerikleri yasak”, kurum güvenliğini bozuyor” gibi yanıtlar verilmekte, koğuş ya da hücrelerde bulundurulabilecek kitap kotalı hale gelmiştir.

Bu başlık altında 3.261 ihlal tespit edilmiştir.

 

Disiplin Soruşturmaları ve Cezaların İnfazı

 

Hapishanelerde her türlü hak talebine ya da ihlallere karşı verilen tepkilere hapishane idareleri tutanak tutarak ve disiplin soruşturması başlatarak karşılık veriyor. Bu disiplin soruşturmaları neticesinde mahpuslara haberleşme hakkı cezaları, hücre cezaları verilebilmektedir. Ancak daha önemlisi bu soruşturma ve cezalar bahane edilerek infazları yakılmaktadır.

Disiplin Soruşturmaları ve Cezalarına dair en az 476 ihlal aktarılmıştır.

 

Görüş Hakkı Engelleri

 

Mahpusların hem aile hem de arkadaş görüş haklarının engellenmesi, görüş sürelerini kısıtlanması gibi ihlallere dair başvurular alınmıştır. Aileleri uzak yerlerde ikamet etmesi nedeniyle zaten sınırlı ziyaret edilen mahpusların görüş süresinin kısaltılması ayrıca aileler açısından da ihlal meydana getirmektedir.

Bu başlık altında 593 ihlal tespit edilmiştir.

 

Sevk Talepleri ve Sürgün Sorunları

 

Son yıllarda hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri raporları incelendiğinde en yoğun hak ihlali yaşanan başlıklarından birisinin de zorunlu sevkler yani sürgünler olduğu görülmektedir. Sevklerin genellikle mahpusların ailelerinden oldukça uzak yerlere gerçekleştirilmesi de başka bir ihlal alanıdır. Ekonomik durum bakımından aileler için ciddi sorunlar yarattığı ve aile ile iletişimin tamamen koparıldığı gözlemlerimiz arasındadır.

 

Bu başlık altında aşağıda detayları verilmiş ihlal biçimlerine dair 855 ihlal tespit edilmiştir.

 

Mahpuslara Ait Eşyaların Verilmemesi

 

Mahpuslara aileleri ve yakınları tarafından koli yolu ile gelen eşyaları verilmiyor, aileler geri gönderiliyor. İç çamaşırı, havlu, nevresim, çorap vb. ihtiyaçlar konusunda mahpuslar kantinden alım yapmaları konusunda zorlanıyor. Maddi durumu iyi olmayan mahpusların bu imkanları olmadığından ayrıca mağduriyet meydana geliyor. Yine kıyafet kısıtlaması ya da alım günlerinin sınırlı olması nedeniyle de koliler alınmıyor.

 

Bu başlık altında aşağıda detayları verilmiş 535 ihlal tespit edilmiştir.

 

Dilekçe Hakkı Engeli

 

Dilekçe yazarak kendi durumları ya da daha önce yazdıkları mektup ya da dilekçelerin akıbetini öğrenmek isteyen mahpuslar da engellemelerle karşılaşıyorlar.

 

Dilekçe hakkının engellenmesi ve dilekçelere cevap verilmemesine dair en az 228 ihlal meydana gelmiştir.

 

Adil Yargılanma Hakkı

 

Türkiye hapishanelerinde ne yazık ki adil yargılanma hakkı kullandırılmayan pek çok mahpus bulunmaktadır. Keyfi disiplin cezaları nedeniyle infaz yakma vakaları ve davaları ile ilgili pek çok sorunla karşılamakta ve kurumumuzdan bu hususlara dair destek talepleri bulunmaktadır.

 

Bu başlık atında aşağıda ihlal biçimleri detaylandırılmış olan 228 ihlal tespit edilmiştir.

 

Eğitim Hakkı İhlali

 

Eğitim hakkının Anayasa’da güvence altına alınmış olmasına rağmen mahpuslar tarafından özellikle açık ceza infaz kurumlarında eğitim haklarının idare tarafından engellendiğine dair iddialar gündeme getirilmiştir. Yine eğitim kurumları tarafından da mahpusların eğitim haklarının engellendiğine dair başvurular gelmiştir.

Eğitim hakkı engeline dair 5 ihlal meydana gelmiştir.

 

Açık Cezaevlerinde Ağır Çalışma Koşulları

 

Açık ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların çalışma koşulları, uğradığı ihlaller ve sağlık durumlarına uygun olmayan işlerde çalıştırma, emek sömürüsü şeklinde kurumuza başvurular yapılmıştır. Bu ihlale uğrayan yabancı uyruklu mahpuslardan da başvurular tarafımıza ulaşmıştır.

Başvurular sonucunda 303 ihlal tespit edilmiştir.

 

İdare Gözlem Kurulu Kararlarıyla Tahliyeleri Engellenmesi- İnfaz Yakmalar, Açık ve İlçe Cezaevlerine Geçme Hakkı Engelleri

 

29/12/2020 tarihinde 31349 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik” oluşturulan kurullarla 6 aylık periyotlarda mahpusun iyi halli olup olmadığını değerlendirmektedir. Bu kurullar Anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır. İHD Genel Merkezi olarak, 12 Aralık 2020 tarihinde Danıştay’a “Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik” hakkında yürütmenin durdurulması talebiyle başvuru yapıldı ancak bu başvuru halen sonuçlanmamıştır.

Bu yönetmelik doğrultusunda kurulan kurullar, kendilerini mahkeme yerine koyarak mahpuslar hakkında iyi halli olup olmama durumları hakkında değerlendirmede bulunmakta, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarından yararlanıp yararlanmayacaklarına karar vermektedir. Ayrıca İdare ve Gözlem Kurulu mahpuslarla ilgili değerlendirmelerinde, mahpusların yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce aldığı disiplin cezalarının da gerekçe gösterilerek iyi olmadığına karar vermesi de “geçmişe yürüme yasağı” ilkesine aykırı uygulamalar yürütmektedir ve mahpusların tahliyelerini engellemektedir.

Gözlem kurulları mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunmakta, siyasi mahpuslardan da pişman olduklarına dair beyan istemektedirler. Bu kararlardan kaynaklı olarak yüzlerce politik mahpus denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakılmaktadır. Derneğimize gözlem kurulu kararlarıyla tahliyeleri engellenen mahpuslar tarafından çok yoğun başvurular yapılmaktadır.

Bu başlık atında aşağıda ihlal biçimlerine göre detaylandırılmış en az 262 ihlal tespit edilmiştir.

Ekonomik Koşullar ve Yoksulluk

 

Hapishanelerde yaşanan en büyük sorunlardan biri de ekonomik sorunlar gelmektedir. 2024 yılı içerisinde ekonomik haklardan kaynaklı olarak yoğun başvurular yapılmıştır.

Bu başlık altında aşağıda detayları verilmiş 1.117 ihlal meydana gelmiştir.

Diğer Baskılar ve İhlaller

 

Hapishanelerde yaşanan sorunlar elbette yukarıdaki başlıklarla sınırlı değil. Ayrıca biliyoruz ki İHD ve hapishaneler alanında faaliyet yürüten örgütlerin tespitleri ancak buzdağının görünen kısmı olabilir. Ancak tespit edebildiğimiz diğer baskılar da aşağıda maddeler halinde belirtilmiştir.

Bu başlık altında 135 ihlal tespit edilmiştir.

 

YENİ TİP YÜKSEK GÜVENLİKLİ HAPİSHANELER

2021 yılından itibaren tecrit koşullarını daha da ağırlaştıran ve mahpusların büyük kısmının tek kişilik hücrelerde çok az kısmının da 3 kişilik odalarda tutulduğu hapishaneler devreye konulmuştur. Özellikle Y Tipi, Yüksek Güvenlikli ve S Tipi Kapalı Hapishanelerde bulunan tüm mahpuslar “Ağırlaştırılmış Müebbet Hükümlüleri” ile aynı koşullarda tutulmaktadır. Mahpusların özellikle yeni açılan Yüksek Güvenlikli ve S Tipi Kapalı Hapishanelere sevk edilmeleriyle birlikte gittikçe ağırlaşan tecrit koşullarından kaynaklı olarak yaşanan hak ihlallerine ve ağırlaşan sorunlara dikkat çekmek amacıyla bu rapor hazırlanmıştır. Bu raporda mahpuslardan gelen mektuplar, aile başvuruları ve avukatlarla yapılan görüşmelerde aktarılanlar ve tespit edilen sorunlar yer almaktadır.

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre şu anda Türkiye genelinde 13 adet F tipi, 22 adet Yüksek Güvenlikli (487 Birim kapasite), 13 Adet Y Tipi (1135 Birim Kapasite) ve 7 adet de S tipi (552 Birim kapasite) hapishane bulunmaktadır. Yeni açılan Y Tipi, Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishaneler ve S Tipi Kapalı Hapishaneler ile tecrit sistemi daha da ağırlaştırılmıştır. Daha önce kalabalık olarak tutuldukları hapishanelerden sevk edilen mahpuslar bu cezaevlerinde tek başlarına tutulmakta ve bulundukları koğuşun havalandırması olmadığından günde 1 saat ayrı bir yerde bulunan havalandırma bölümüne götürülmektedir. Bu uygulama ile mahpusların ruh ve bedensel sağlıkları olumsuz etkilenmektedir.

KADINLAR MAHPUSLAR

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Türkiye hapishanelerinde 2 Aralık 2024 tarihi itibariyle 12.993 hükümlü ve 3.426 tutuklu olmak üzere toplam 16.419 kadın mahpus bulunuyordu. Bu mahpuslar 12 kadın kapalı ve 8 kadın açık hapishanesinde, ayrıca pek çok durumda diğer hapishanelerde kendilerine ayrılmış koğuşlarda kalıyorlar.

 

2024 yılında da hamile olan kadınlar ve küçük çocukları olan kadınlar tutuklanarak hapishaneye konuldular. Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hamile kadınlar ve bebekleriyle birlikte kalan kadınlara dair bir veri paylaşmıyor. Ancak CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün vermiş olduğu soru önergesine dair Adalet Bakanlığı tarafından verilen 15.10.2024 tarihli cevapta: “Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden; 02.09.2024 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarında anneleriyle birlikte kalan sıfır-altı yaş grubu çocuk sayısının 759 olduğu anlaşılmıştır” denilmektedir. Anneleriyle birlikte kalan çocukların da sağlıklı gelişimleri engellenmiş ve sağlık hakları da ihlal edilmiştir.

İHD’ye kadınlar tarafından yapılan başvurularda çok sayıda işkence ve kötü muamele iddiası, sağlık hakkına erişim ihlali, iletişim ve haberleşme hakkının kullanılmasının engellenmesi, bilgiye erişim hakkının kullandırılmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi, hijyen ve temizlik malzemelerinin verilmemesi, sıcak suya ve temiz suya erişim problemleri; yaşam alanlarını gören kameralar ve daha pek çok sorunla karşılaşıyorlar.

Türkiye’de bulunan 16 hapishaneden 81 Kadın başvuru alınmıştır. Ayrıca Irak’ta bulunan Bağdat Rufasa Hapishanesinden de 26 Başvuru olmak üzere toplam 107 kadın başvurusu alınmıştır.

 

12-18 YAŞ ARASI ÇOCUKLAR

 

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Türkiye hapishanelerinde 2 Aralı 2024 tarihi itibariyle 4 çocuk eğitimevi ile 8 çocuk kapalı ceza infaz kurumunda ise 12 ile 18 yaş arasında 1.092 hükümlü ve 2.743 tutuklu olmak üzere toplam 3.835 çocuk hapishanelerde tutulmaktadır.

İHD’nin bu konudaki tutumu uzun yıllardır bellidir ve “Çocuk Cezaevleri Kapatılsın” sloganıyla çocuk hapishanelerinin kapatılmasından yanadır.

Çocuklara dar 2 başvuru alınmıştır.

 

LGBTİ+’LARIN UĞRADIĞI İHLALLER

Türkiye hapishanelerinde tutulan LGBTİ+’lara dair sayısal veriler hakkında bilgimiz bulunmamaktadır. Ceza ve Tevkifevleri genel Müdürlüğü bu konuda herhangi bir bilgi açıklamamaktadır. Ancak avukat ağımızın takip ettiği davalar, bize ulaşan başvurular ve edindiğimiz bilgiler ışığında LGBTİ+ bireylerin hapishanelerde ciddi ayrımcılık, transfobik ve homofobik tutumlara maruz kaldıklarını biliyoruz.

Hapishanelerde ayrımcılığın en ağırının LGBTİ+’ların yaşadığını söylemek abartı olmayacaktır. Bu mahpusların özel ihtiyaçlarının karşılanacağı koşullar yoktur ve bu yönde bir politika da mevcut değildir. Hapishanelerde görevli olan personellerin de bu konu da eğitimi bulunmamaktadır. Mevcut iktidarın LGBTİ+’lara açık alanda nefret söyleminden hareketle LGBT+’ların hapishanelerde nasıl bir muameleye maruz kaldığını tahmin etmek güç değildir.

 

YABANCI MAHPUSLAR

Türkiye hapishanelerinde kalan yabancı uyruklu mahpusların sayısının binlerce olmasına rağmen Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri genel Müdürlüğü tarafından bir veri ne yazık ki paylaşılmıyor. Aailelerine uzak olmaları ve/veya hiç ulaşamamalarıyla ekonomik olarak da koşulları güçleşiyor ve bu da birçok zorluğu beraberinde getiriyor. Yabancı mahpuslar hem hapishane içinde memurlar tarafından hem de sağlığa erişim noktasında görevliler tarafından ayrımcılığa uğruyor, işkence ve kötü muameleye maruz kalıyor ve bu durumların ne yazık ki çok sınırlı şekilde haberimiz olabiliyor.

Yabancı uyruklu mahpusların yaşadığı temel sorunlara dair 68 başvuru alınmış olup ayrıca yaşadıkları ortak sorunlar da ilgili başlıklar altında paylaşılmıştır.

Engelli Mahpuslar

Türkiye hapishanelerinde en fazla hak ihlaline uğrayan dezavantajlı gruplardan birini de engelli mahpuslar oluşturmaktadır. Engelli mahpuslara dair de Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri genel Müdürlüğü tarafından bir veri paylaşılmıyor. Ancak kurumumuza yapılan başvurular sonucunda fiziksel ve zihinsel engelli mahpusların durumlarından sınırlı ölçüde bilgimiz olabiliyor.

İşkence ve kötü muamelenin önlenmesi aynı zamanda mahpusların insani koşullarda tutulma ve insani muamele görmeleri yükümlülüğünü de beraberinde getirmektedir. Ancak yapılan başvurularda engelli mahpusların tutulma koşulları, sağlığa erişim hakları, haklara erişebilirlik noktasında pek çok ihlale maruz kaldığını göstermektedir. Yaşamış oldukları sorunlara dair yoğun bir şekilde başvuru alınmaktadır.

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

1)      Ulusal ve uluslararası insan hakları hukukunda; mahpusların hakları ile ilgili oldukça gelişmiş standartlar olmasına karşın mahpuslar ilgili hakları ve düzenlemeleri doğrudan kullanamamakta, tutuldukları yerlerde bulunan yetkililer aracılığı ile ancak kullanabilmektedir. Yetkililer, hapishane müdürleri, kaynağını uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa’dan alan yasal düzenlemelere aykırı işlemler ve uygulamalar yapmaktadır. Bu durum mahpuslarda, ailelerinde, avukatlarında ve insan hakları örgütlerinde hapishane sistemine ilişkin ciddi güvensizlikler oluşturmaktadır. Bir bütün olarak bu saptamalar, hapis cezalarının infazında özgürlüğünden yoksun bırakılmanın kendi başına yeterli bir ceza olduğu gerçeğinin göz ardı edildiği ve gerek hapishanenin fiziksel koşulları ve gerekse uygulanan rejimin, çekilmekte olan cezanın şiddetini daha da arttırdığını göstermektedir. Mahpusluğun bu “ağırlaştırılmış” koşullarını etkin biçimde denetleyecek bir mekanizma bulunmamaktadır. Mahpusun avukat görüşü, arkadaş görüşü ve aile görüşlerinden mahrum bırakılması, yine dışarıyla iletişim bağı olan telefon, faks ve mektup hakkının engellenmesi gibi uygulamalar insanlık onuruna aykırı uygulamalardır. Mahpusun işkence ve onur kırıcı ceza işlemlerine maruz bırakılması demektir.

2)      Birleşmiş Milletlerin 17 Aralık 2015 de toplanan genel kurulunda kabul edilen Mahpuslara Yönelik Muameleye İlişkin Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela Kuralları) Mahpus hakları bakımından en önemli ve ayrıntılı düzenlemeleri içermektedir. Mandela kuralları özellikle BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesine, BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesine ve BM İşkence Karşıtı Sözleşmeye ve eki seçmeli protokolüne özellikle atıf yapmakta ve mahpus haklarının BM’nin çeşitli kararları ve ilkeleri ekseninde korunduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla infaz kanunuyla ilgili düzenlemeler yapılırken anayasa 90. Madde uyarınca BM Mandela Kurallarının göz önüne alınması gerekliliği açıktır. Bu kapsamda kuralların temel ilkeleri rehber alınmalıdır. Bu ilkeler bütün mahpuslara insanlık onuru ve değerine uygun davranılması, ayrımcılık yasağı, dış̧ dünyayla ilişkilerinin muhafaza altına alınması gibi çok sayıda ilkeden oluşur. Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallarının (Nelson Mandela Kuralları) 1. maddesinde; “Bütün mahpuslar, doğuştan sahip oldukları insanlık onuru ve değeri gözetilerek saygı ile muamele görecektir. Gerekçesi ne olursa olsun hiçbir mahpus işkence ve diğer zalimane insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye maruz bırakılamaz ve tüm mahpuslar bu tür muamelelerden korunur. Mahpusların, personelin, hizmet sağlayıcıların ve ziyaretçilerin emniyeti ve güvenliği her zaman sağlanır.” İlkesi vardır.

 

3)      BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10. maddesinde açık bir şekilde “Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir” denilmektedir. Yine BM Mahpusların Islahı İçin Temel Prensiplerin 1. maddesinde; “Bütün mahpuslara doğuştan sahip oldukları insanlık onurunun ve değerin gerektirdiği saygıyla muamele yapılır” denilmektedir. Oysa cezaevlerinde insanlık onuruna yakışır muamele yapılmamakta ve mahpuslar şiddet, hakaret ve kötü muameleye ve hak ihlallerine maruz kalmakta, hasta olanların tedavileri aksatılmakta, iletişim ve bilgi edinme hakları engellenmektedir.

 

4)      Cezaevlerinde son dönemlerde artış gösteren işkence-darp vakalarına son verilmeli, sorumlu olan kişiler hakkında soruşturma açılmalı ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Mahpuslara yapılan işkence, onur kırıcı ve kötü muameleler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile yasaklanmıştır. Madde3: İşkence Yasağı” Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tâbi tutulamaz."

 

5)      Hapishanelere bağımsız sağlık kurumlarının girmesine ve inceleme yapmasına izin verilmelidir. Hapishanelerin denetiminde başta meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili kuruluşların yer alacakları şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

 

6)      AİHS’in 14. maddesinde düzenlenen “Ayrımcılık Yasağı” ilkesine göre “Bu Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

 

7)      Hakkında yasaklama, toplatma kararı olmayan gazetelerin hapishanelere alınmasının önündeki engeller kaldırılmalı ve temini sağlanarak gazeteler mahpuslara verilmelidir. “Recep Bekik ve Diğerleri’nin” AYM’ye başvuruları (2016/12936): AYM, 27.03.2019 tarihinde ücreti ödenmiş, hakkında toplatma kararı olmayan süreli yayınların verilmemesinin Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan “ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini” karar vererek şikâyetçilere 500 TL tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

 

8)      Ailelerinden uzakta olan mahpusların, maddi koşullar ve hastalıklar nedeniyle gelemeyen ailelerine yakın cezaevlerine nakil talepleri kabul edilmelidir.

AİHM, Abdulkerim Avşar (19302/09) ve Abdulkerim Tekin’in (49089/12) başvurularını inceleyerek 17 Eylül 2019 tarihinde, Türkiye’deki önemli sorunlardan biriyle ilgili ihlal kararı verdi. Ailelerinden uzak cezaevlerine nakledilen mahpusların hastalık sebebiyle ya da maddi sebeplerle kendilerini görmeye gelemeyen ailelerine yakın bir cezaevine nakledilme taleplerinin başvurucuların somut koşulları dikkate alınmadan reddedilmesi, Sözleşme’nin 8. maddesi altında özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak görüldü ve başvuruculara 6.000 Euro tazminat ödenmesine hükmedildi.

 

9)      Cezaevlerinde meydana gelen intihar vakalarının önüne geçmek için mahpusları ruh ve bedensel bütünlüklerine yönelik tehditler ortadan kaldırılmalı, insan onuruna yaraşır uygulamalar geliştirilmelidir. Gerekli önlemi almayan ve etkisi olan kişiler varsa etkin soruşturmalar yapılmalı ve yaptırımlar uygulanmalıdır.

Dünya Tabipler Birliği Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi’ne göre (1981): “Her insan ayrımcılık yapılmaksızın yeterli tıbbi bakım görme hakkına sahiptir.” Dünya Tabipler Birliği Tokyo Bildirge’ne göre: “Hekim, tıbbi açıdan sorumlu olduğu kişinin bakımıyla ilgili bir karar verirken klinik yönden bütünüyle bağımsız olmalıdır. Hekimin temel görevi, izlediği kişilerin sıkıntılarını azaltmaktır; kişisel, toplumsal ya da politik hiçbir güdü, bu yüce amaçtan daha üstün sayılmayacaktır.

 

10)  Yeterli ve sağlıklı beslenmek temel insan hakkıdır. Sağlık sorunları olan mahpuslar, doktorlarca reçete edilmiş yiyecekleri alma hakkına sahiptirler. Cezaevi idareleri tarafından hasta tutuklu veya hükümlülere diyete uygun yemek sağlanmalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Ebedin Abi/Türkiye (B. No: 10839/09, 13/3/2018) bireysel başvurusunda hasta tutuklu veya hükümlüye diyete uygun yemek sağlanmaması ile ilgili olarak insanlık onuruyla bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetmiştir.

 

11)  Hapishanelerdeki sağlık personeli sayısı arttırılmalıdır. Hastaların havasız, kışın soğuk, yazın sıcak ringler ile hastaneye sevk edilmesi, hastane önlerinde ringler içerisinde saatlerce bekletilmesi uygulamalarına son verilmelidir. Ağır hastaların ring araçları ile değil ambulansla hastanelere sevki sağlanmalıdır. Tek kişilik ring aracı tamamen kaldırılmalıdır.

 

 

12)  Hastaların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır. Teşhis, tedavi ve kontrollerinin uzman hekimler tarafından yapılması sağlanmalıdır.

 

13)  Kelepçeli muayene ve tedavi yöntemi uygulamasından vazgeçilmelidir. Bu uygulama nedeniyle birçok hasta mahpusun tedavisi yapılamamaktadır. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık-dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) Genel Raporu’nda da kelepçeli olarak tedavinin uygun olmadığı vurgulanmaktadır: “Sivil hastanenin kullanılması halinde, güvenlik düzenlemeleri konusu ortaya çıkacaktır. CPT bu bağlamda, tedavi almak üzere hastaneye gönderilen tutukluların gözetim nedenleriyle hastane yataklarına ya da diğer eşyalara fiziksel olarak bağlanmamaları gerektiğini vurgulamak ister. Güvenlik ihtiyaçlarını yeterli bir şekilde karşılayacak başka yollar bulunabilir ve bulunmalıdır; bu tür hastanelerde bir gözetim biriminin oluşturulması bu çözümlerden bir tanesi olabilir.”

Her hasta mahpusun tıbbi etik gereği, her hastaya uygulanması gerektiği gibi, mahremiyetine saygı gösterilen bir ortamda, insan onuruna yakışır bir şekilde sağlık hizmeti alma hakkı vardır. Dünya Tabipler Birliği ve Türk Tabipler Birliği de yayınladıkları birçok metinde, hekimlerin mahpusları muayenesi esnasında kişinin içinde bulunduğu her türlü kısıtlılığın ortadan kaldırılmasını ve kişiyi kelepçeli, yatağa bağlı ve benzeri bir durumda muayene ve tedavi etmemelerini salık vermektedir. Türk Tabipler Birliği, Aralık 1994’te konuyla ilgili yayınladığı bildirgede kelepçelerin açtırılmasını “hekimin görevi” olarak nitelendirmektedir.

 

14)  BM Herhangi Bir Biçimde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması için Prensiplerin Bütünü: “Madde 1- İnsani tarzda muamele yükümlülüğü: Herhangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse, insaniyetin ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygının gerektirdiği bir biçimde muamele görür”.

 

15)  Uluslararası ve ulusal kanunlardan da anlaşılacağı üzere, mahpusların yeterli tıbbi yardım görme hakları mevcuttur. Bununla birlikte, mahpuslar insanlık onuruna saygılı bir biçimde muamele görme ve yaşama hakkına sahiptir. Fakat büyük bir sorun olan ve kamuoyunun vicdanını kanatan hasta mahpusların yaşamış oldukları sorunlar çözüm üretilmeden ortada durmaktadır. Teşhis ve tedavisi yapılmadan adeta işkence çektirilen, hapishanede hayatını kaybeden ya da ölümüne ramak kala bırakılıp kısa sürede hayatını kaybeden insanların olduğu bir toplum, adalete olan inancını da kaybeder. Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların acil ve kalıcı tedavileri yapılmalı, hapishane koşullarında tedavisi yapılamayan/yapılmayan hasta mahpusların da acilen infazları durdurulmalıdır.

 

16)  Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik” doğrultusunda kurulan İdare ve Gözlem Kurulları kendilerini mahkeme yerine koyarak mahpuslar hakkında iyi halli olup olmama durumları hakkında değerlendirmede bulunmakta, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarından yararlanıp yararlanmayacaklarına karar vermektedir. Ayrıca İdare ve Gözlem Kurulu mahpuslarla ilgili değerlendirmelerinde, mahpusların yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce aldığı disiplin cezalarının da gerekçe gösterilerek iyi olmadığına karar vermesi de “geçmişe yürüme yasağı” ilkesine aykırı uygulamalar yürütmektedir ve mahpusların tahliyelerini engellemektedir. Mahpusların yasal olarak kazanılmış haklarını engelleyen yönetmelik iptal edilmelidir.

 

17)  Mahpusların eğitim haklarının önündeki tüm engeller kaldırılması ve bu konuda gereken kolaylıklar sağlanmalıdır.

  

18)  Gittikçe ağırlaşan tecrit koşulları kaldırılmalı, hapishanelerde insan onuruna uygun yaşam standartları getirilmelidir. Özellikle Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarındaki kendine ait havalandırması olmayan tek kişilik odalarda tutulma uygulamasına son verilmelidir.

 

Heyetlerimiz ve kurumumuz; hapishane rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanması gerektiğini tespit etmiştir. İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolü’ne uygun şekilde, “bağımsız” ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. Tüm cezaevlerinde yaşananlara, hak ihlallerine, sağlığa erişim engellerine karşı Adalet Bakanlığı’nı, ilgili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz.

 

İnsan Hakları Derneği

Merkezi Hapishaneler Komisyonu

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği