Toplumun demokrat olmadığı yerde, demokrasi yeşermez.
Hal böyle olunca da, toplumun büyük bölümü hedeflenen (mevcudun korunması ve geliştirilmesi) amacına hizmet etmek için gönüllü hale getirilir.
Hedeflenen amaç nedir?
Türkiye'de servet dağılımı yüksek bir eşitsizlik göstermektedir; en zengin yüzde 1'lik kesim toplam servetin yaklaşık yüzde 40'ına, en zengin yüzde 10'luk kesim ise yaklaşık yüzde 70'ine sahiptir.
Servet Dağılımı Oranlarına gelince çarpıklık daha da çarpıcı.
En zengin %1: Toplam servetin yüzde 40 ila 42'sini elinde tutmaktadır.En zengin %10: Toplam servetin yaklaşık yüzde 70'ine sahiptir.
Nüfusun çoğunluğu ise;
Yetişkinlerin büyük kısmı (yüzde 70'ten fazlası) 10.000 doların altında alt gelir grubunda yer alırken, milyonerlerin oranı yüzde 0,1 civarındadır.
Genel Duruma bakarsak;
Türkiye, uluslararası raporlara göre servet eşitsizliğinde Avrupa'da ve dünyada adaletsizliğin en yüksek olduğu ülkeler arasında üst sıralarda yer almaktadır.
Yukarıda açıklanan, servet dağılımını korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak için oluşturulan oligarşik otokratik (demokratik) yönetimde herkese bir rol verilir.
Rol’ünü aşanlar ise sistemden genellikle sessizce ve bazen de gürültülü de olsa tasfiye edilir. Bunu yakın çevremize bakarak da görebiliriz. Sadece siyasal partiler değil, tüm kamu yönetiminde, çalıştığınız kurum ve şirketlerde, üye olduğunuz meslek örgütü-sendika-dernek-vakıf vb tüm örgütsel/karar mekanizması olan yerlerde görebilirsiniz.
Şirketlerden TOBB a bankalardan Meslek örgütlerine,
Derneklerden Apt yönetimlerine bazı kişiler 25-30 yıldır hep aynı koltuklarda (demokratik yok ve yöntemleri kullanarak) iktidarlarını/güçlerini arttırarak değişmezlikliklerini korumaktadırlar.
Olası talep sahibi olabilecekler de olabildiğince erken zamanda etkisiz kılmak veya sistem dışına atmakta da hukuku dahil (tanımadan veya uzun yargılama süreçlerine zorlayarak) her türlü yolu da “Demokratik”biçimde kullanmaktan da kaçınmazlar.
Toplumu, mikro veya kurum bazlı iktidar çatışmaları ile meşgul etmek ve enerjilerini akıtmaksa önemli bir araç olarak sıklıkla kullanılmaktadır.
Böylece, toplumsal odaklar bazen kardak krizine bazen afrine bazen de Karabağ vs konulara veya İran Ukrayna savaşına odaklanır, kızılelma akıncı ile mutlu edilir.
Aile den başlayarak, toplumsal organizasyonun her köşesinde demokrasi kültürü gelişmeli ve Tüm kural ve kurumları ile içselleştirmelidir.
Bu süreç tamamlanana kadar, Senedi İttifakı imzalayanların , zamanın güç/varlık sahibi ailelerin ve Cumhuriyet dönemi zenginlerinin temsilcileri TBMM ve yönetim erklerini kontrol etmeye devam edeceklerdir.
Halkta, bu sürece meşruiyet sağlayan ve güçlendirerek yaşatan bir öğe olmaya devam edecektir.
Çare-siz değilsiniz, Çare-Siz olmalısınız.
-Fedai Toyran-


































