1. GİRİŞ: BİR KAMUSALLIK KRİZİNİN ARKA PLANI
Türkiye'nin 2026 yılında ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek başlatılan Etimesgut Şeker Fabrikası arazisi üzerindeki düzenlemeler, yalnızca teknik bir planlama sürecinden çok daha fazlasını temsil etmektedir. Bu süreç, Cumhuriyet’in en kıymetli kamusal alanlarından birinin; plansızlık, rant baskısı ve siyasetin dar çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirildiğini göstermektedir. Ağır iş makinelerinin girdiği, lojmanların yıkıldığı, ağaçların kesildiği bu dönüşüm; “güvenlik” ve “zirve hazırlığı” gibi gerekçelerle toplumdan gizlenen daha büyük bir planın parçası izlenimini kuvvetlendirmektedir.
Bu rapor, Toplumcu Siyaset perspektifiyle;
-Etimesgut’un stratejik değerini,
-Cumhuriyet mirasının niteliğini,
-Kamu alanlarının nasıl dönüştürüldüğünü,
-Rant ve planlama dışı hareketlerin toplumsal sonuçlarını,
analitik biçimde incelemekte ve kamuoyuna duyurulması gereken temel gerçekleri ortaya koymaktadır.
2. ETİMESGUT’UN CUMHURİYET MİRASI OLARAK STRATEJİK KONUMU
2.1. Tarihsel Önemi: Etimesgut Şeker Fabrikası, İkinci Dünya Savaşı sonralarına uzanan dönemde planlanan ve kurulan,
-Türkiye’nin sanayileşme hamlesinin,
-Kendi kendine yetme politikasının,
-Yerli üretimin ve kooperatifçilik anlayışının,
-Cumhuriyetin yarattığı örnek bir yaşam biçiminin (okulundan lojmanına, servisinden çalışanların kendilerini gerçekleştirebilecek olanak ve imkânlara; oyun alanlarından yaşam ve spor sahalarına, hatta en üst ulusal liglerde spor takımlarıyla temsil edilme kapasitesine kadar çıkabilmiş) toplumsal güvenceye alınmış ve sunulmuş
en sembolik yapılarından biridir.
Bu alan, Cumhuriyet’in üretim ekonomisinin ve kalkınmanın somut mirasıdır.
2.2. Kentsel Konum ve Değer
Bugün Etimesgut:
-Ankara’nın en hızlı gelişen bölgelerinden biri,
-Toplu konut alanlarının, eski lojmanların, fabrikaların harmanlandığı özgün bir yerleşim dokusu,
-Stratejik kurumların çevrelendiği yarı-özerk bir idari merkezdir.
Şeker Fabrikası arazisi ise ilçenin tam merkezinde, kamusal kullanım için eşsiz bir rezerv alan niteliğindedir.
3. SON YILLARDAKİ ANORMAL YOĞUNLAŞMA: Etimesgut Neden Hedefte?
3.1. Kritik Devlet Kurumlarının Birikmesi: Son yıllarda Etimesgut ilçesi ve çevresi;
-Genelkurmay,
-MİT,
-Dışişleri Bakanlığı,
-Kuvvet Komutanlıkları
-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
gibi yapılar tarafından adeta kuşatılmıştır. Daha önce kentin farklı bölgelerine dağılmış olan bu kurumların aynı eksende toplanması hem planlamayı hem yaşam kalitesini derinden etkileyecektir/etkilemektedir.
3.2. Sendikal Yapılaşmanın Aykırılığı: Bu yoğunluğa ek olarak, Türk-İş’in devasa boyutlarda yeni bir hizmet binası inşa etmesi; sendikal hareketin sınıfsal/toplumsal yarardan uzaklaştığını, “kurumsal prestij mimarisi” yarışı içine girdiğini ve sendika yöneticilerinin rant hesaplarıyla hareket ettiğini açıkça göstermektedir. Bu yatırım, sendikanın asli görevi olan işçiyi/emeği savunmak yerine, bina sahibi olma hırsı ve yönetici davranışlarında da “farklı hesaplarla” hareket etme iradesinin öne geçtiğini düşündürmektedir.
3.3. Kamu Yararından Uzak Bir Birikme: Bu kurumlaşma dalgası;
-Şehre entegrasyonu olmayan kurumlar, kentsel yaşama katkısı olmayan lojmanlar ve siteler yaratmakta,
-İlçenin nüfus, trafik, altyapı yükünü artırmakta,
-Etrafı saran güvenlik çemberleriyle sivil yaşamı sınırlamakta,
-Kamusal mekânların yok olmasına yol açmaktadır.
Kısacası, kamunun ortak alanı, siyasetin ve bürokrasinin konfor alanına dönüştürülmektedir.
4. NATO ZİRVESİ: “GEREKÇE” Mİ, “BAHANE” Mİ?
4.1. Planlama Mantığıyla Bağdaşmayan Kararlar: 2026 NATO Zirvesi için “pist uzatılması” gerekçesiyle:
-Lojmanlar yıkılıyor,
-Ağaçlar kesiliyor,
-Yerleşik düzen yerle bir ediliyor.
Oysa Ankara'da;
-Akıncı (Mürted Hava Meydanı) Askeri Hava Üssü (Uluslararası havaalanı tercih edilmiyorsa yaklaşık 20 km uzaklıkta),
-Boş orduevleri ve geniş askeri araziler özellikle de Etimesgut Zırhlı Birlikler,
-Şehirden bağımsız, halihazırda güvenlik kapasiteli askeri pist alanları
varken, neden Etimesgut Şeker Fabrikası hedef alınmaktadır? Bu sorunun makul, teknik, planlama temelli bir cevabı yoktur.
4.2. Kamuoyunda Doğru Olan Kaygı: Kamuoyunda hakim olan düşünce açıktır: Bu alan NATO Zirvesi bahanesiyle boşaltılacak; zirve sonrası ise rant amaçlı projelere açılacaktır.
5. RANT EKONOMİSİ VE MİRAS YIKIMI: KAMU ALANLARININ EL DEĞİŞTİRMESİ
5.1. Kentsel Rezerv Alanların Gizli Özelleştirilmesi: Türkiye’de son yıllarda görülen eğilim şudur;
-Değerli kamusal alanlar gerekçe üretilerek boşaltılır,
-Bir süre “geçici” kullanımlara tahsis edilir,
-Ardından özel projelere, rezidanslara, AVM’lere, kamu-özel ortaklıklarına devredilir.
Etimesgut Şeker Fabrikası’nın kaderi de buna çok benzemektedir.
5.2. Birkaç Bürokrat ve Siyasetçinin Konforu İçin Toplumun Bedel Ödemesi: Bugün alınan kararlar:
-Etimesgut halkının sosyal yaşamını felç ediyor,
-Gürültü, hava kirliliği ve trafik yükü yaratıyor,
-Cumhuriyet’in ortak hafızasını yok ediyor.
Toplumun ortak zenginliği, şimdilik birkaç siyasetçi ve bürokratın konforu daha sonrasında da sermaye sahiplerinin rantı için feda edilecektir. Bu, Toplumcu Siyaset perspektifinden kabul edilemezdir.
6. ÇEVRESEL VE KENTSEL ETKİLER: YAŞANABİLİRLİK KRİZİ
6.1. Ekolojik Yıkım: Ağaç kesimleri, yeşil alan kayıpları ve yoğun inşaat hareketliliği;
Etimesgut’un mikro iklimini ve doğal dengesini bozmaktadır.
6.2. Kent Hakkının İhlali: Yerleşim bölgesine uçak indirilmesi ve pist uzatılması;
-Gürültü kirliliği,
-Hava kirliliği,
-Güvenlik riski,
-Yaşam kalitesinde dramatik düşüş
yaratacaktır. Bu kararlarla Etimesgut halkının kent hakkı ihlal edilmektedir.
7. SORULARIMIZ NETTİR, CEVAP BEKLİYORUZ
Bu raporun temel soruları şunlardır:
1. NATO Zirvesi bittikten sonra bu arazi kimlere, hangi projelere devredilecektir?
2. Etimesgut’un merkezi neden bilinçli olarak boşaltılmaktadır?
3. Küçük bir bürokratik grubun ihtiyaçları, neden yüzbinlerce insanın yaşamından üstün görülmektedir?
4. Kamu arazisi üzerinde kurulan dev projelerden kimler finansal yarar sağlamaktadır?
5. Cumhuriyet mirası olan bu alanın kaderine ilişkin neden şeffaf bir açıklama yapılmamaktadır?
Bu sorular geleneksel “muhalefet sorusu” değil, toplumun en doğal hakkıdır.
8. TOPLUMCU SİYASETİN ÇAĞRISI: KAMUSAL MİRASA SAHİP ÇIKMAK
Toplumcu siyaset anlayışı, üç temel ilkeye dayanır:
1. Kamu çıkarı, özel çıkarın önündedir.
2. Kent hakkı, tüm yurttaşlara aittir.
3. Cumhuriyet’in mirası, kuşakların ortak varlığıdır. Bu nedenle çağrımız nettir;
-Etimesgut Şeker Fabrikası arazisi üzerindeki tüm planlar durdurulmalıdır.
-NATO Zirvesi için alternatif alanlar değerlendirilmelidir.
-Bölgenin geleceği, halkın katılımıyla yeniden planlanmalıdır.
-Şeffaflık sağlanmalı, kamu zararı doğuracak tüm projeler iptal edilmelidir.
-Cumhuriyet mirasına yönelik tüm müdahaleler son bulmalıdır.
SONUÇ: GELECEĞİMİZİ SAVUNMAK İÇİN BUGÜN KONUŞMAK ZORUNDAYIZ
Etimesgut Şeker Fabrikası yalnızca bir arazi değildir. O, Türkiye’nin üretim hafızasıdır.
Cumhuriyet’in toplumsal adalet ve ekonomik bağımsızlık ideallerinin somut izidir.
Bugün bu miras, birkaç kişinin konforu ve rant ilişkilerinin gölgesinde yok edilmek istenmektedir.
Bu rapor hem Etimesgut halkını hem Ankara’yı hem de Türkiye’nin bütün yurttaşlarını uyarmaktadır:
Kamusal alanlarımızı, mirasımızı ve geleceğimizi korumak; siyasi bir sorumluluktur.
Toplumcu Siyaset Bileşenleri, başta CHP’li Ankara Büyükşehir ve Etimesgut Belediyeleri olmak üzere bütün sivil toplum örgütleri bu mücadeleyi büyütmelidir. Özellikle belediyeler yetkilerini kullanarak bu yıkımı ve inşaatları durmalıdırlar
Uğur TUNÇAY
(İnş. Müh / Siyaset Bilimci)


































