Bilindiği üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Etimesgut İlçe Örgütü’nün 14. Olağan Kongresi 14 Eylül 2025 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Kongre süreci, mahalle delege seçimlerinden başlayarak 17 Eylül’de gerçekleşen ilçe kongresine kadar devam eden önemli bir dönemi kapsamaktadır. Bu sürecin her aşamasını kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşmak ve dikkat çeken bazı noktalara açıklık getirmek istiyoruz.
Genel anlamda partimiz bu kongreden, demokratik mekanizmaların işletildiği, katılımın sağlandığı ve örgütsel dinamizmin artarak güçlendiği bir tabloyla çıkmıştır. Ancak bu süreçte ciddi eksiklikler, ihlaller ve parti içi işleyişe aykırı durumlar da yaşanmıştır.
Kongre sürecini üç temel aşamada değerlendirmekte fayda vardır:
1. Delege seçimlerinden önceki süreç
2. Delege seçim süreci
3. Kongre süreci
Bu kongrede iki ayrı liste yarışmıştır:
- Beyaz Liste, mevcut ilçe yönetiminin desteklediği ekip olarak öne çıkmıştır.
- Mavi Liste ise, mahalleden geleceğe Hareketi anlayışıyla, projeleri ve ilkeleri doğrultusunda örgütlü bir şekilde hareket eden bir yapıyı temsil etmiştir.
Objektif bir değerlendirme yapıldığında, sürecin başlangıcında tüm koşulların ve mevcut imkânların Beyaz Liste lehine olduğu açıkça görülmektedir. Ancak tüm bu dezavantajlara rağmen Mavi Liste, ortaya koyduğu ilkeler, örgütlü duruşu ve somut projeleriyle kongreye damgasını vurmuş; dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.
Bu durum, siyasi süreçlerde yalnızca güç dengelerinin değil, aynı zamanda ilke, tutarlılık ve kararlılığın da belirleyici olabileceğini bir kez daha göstermiştir.
Her üç aşamada yaşanan gelişmeler, partimizin demokrasi kültürü, katılımcılık düzeyi ve örgütsel işleyişi açısından dikkatle analiz edilmelidir.
Bazı tespit ve değerlendirmelerimiz şunlardır:
1- Delege seçimlerinden önceki süreç;
- Etimesgut dışından Etimesgut’a, seçim öncesinde "naylon" adreslerle üye kaydırmaları yapılmıştır. Bu üyelerden biri, ilçe yönetimine alınmış ve il delegesi yapılmıştır. Etimesgut’ta bu görevlere layık, yıllardır emek veren onlarca parti üyesi varken, yerel tabanı olmayan bir ismin böylesi görevlere getirilmesi, örgütümüzün vicdanını derinden yaralamıştır.
Nasıl ki siyasal iktidar, genel seçimlerde devletin imkânlarını ve kurumlarını muhalefet karşısında bir araç olarak kullanıyor, muhalefetin siyaset yapma koşullarını kısıtlıyorsa; benzer bir tabloyu ne yazık ki Etimesgut ilçe kongre sürecinde de yaşadık.
Üzülerek belirtmek isteriz ki, ilçe yönetimi Mavi Liste'nin örgütlenmesini ve sağlıklı bir şekilde seçim çalışması yürütmesini engellemek adına ciddi bariyerler oluşturmuştur. Üye bilgilerine erişim kısıtlanmış, iletişim olanakları engellenmiş, dışarıdan yapılan üye nakilleri ve naylon üyelik kayıtları ile delege yapısı manipüle edilmiştir.
Tüm bu uygulamalar, demokratik bir seçim ortamının ruhuna ve partimizin temel ilkelerine aykırıdır. Tıpkı iktidarın seçimleri adil olmayan koşullarda yürütmesi gibi, burada da partili yurttaşlarımızın iradesi üzerinde gölge düşüren yöntemler kullanılmıştır. Bu duruma karşı durmak, hem örgütümüzün sağlığı hem de partimizin geleceği açısından hayati önem taşımaktadır.
İlçe yönetimi, mahalle temsilcileri aracılığıyla üyelere kolaylıkla ulaşabilmekte; mevcut telefon numaraları üzerinden mesaj göndererek istedikleri zaman toplantıya çağırabilmektedir. Bu iletişim ağı, yönetimin üyelerle doğrudan temas kurmasını sağlarken, Mavi Liste’yi savunan ekip bu imkânlardan yoksun bırakılmıştır.
Üyelerin adres ve iletişim bilgileri, mavi liste yetkilileri tarafından ilçe yönetiminden resmi olarak talep edilmesine rağmen, bu bilgiler paylaşılmamıştır. Bu durum, seçim sürecinde yaşanan en büyük eşitsizliklerden biri olup, açıkça antidemokratik bir tutum olarak değerlendirilmelidir.
Adil ve şeffaf bir yarış ortamının sağlanması gereken bir seçimde, taraflardan birinin iletişim kanallarına erişiminin engellenmesi; örgütsel ahlaka ve partimizin demokratik değerlerine aykırıdır.
2- Delege seçim süreci;
Delege seçim sürecinde demokratik bir yarış ortamı oluşması amacıyla delege listeleri talep edilmiştir. Başlangıçta olumlu yaklaşılsa da, verilen sözden ertesi gün cayılmış ve listeler paylaşılmamıştır.
İlçe yönetimi, Beyaz Liste adına partinin tüm fiziksel olanaklarını kullanarak üyelerle rahatlıkla toplantılar gerçekleştirmiş, propaganda faaliyetlerini etkin biçimde yürütmüştür.
Mahalle delege seçimlerinin yapılacağı günün sabahında bazı seçim yerlerinde son dakika değişiklikleri yapılmıştır. Bu değişiklikler, Mavi Liste’ye oldukça geç bildirildiği için, kendi seçmenlerine zamanında haber verme imkânı olmamıştır.
Buna karşın, Beyaz Liste ise ilçe örgütünün olanaklarını kullanarak değişikliklerden anında haberdar olmuş ve kendi seçmen kitlesine hızlıca bilgi vererek ciddi bir avantaj elde etmiştir.
Bu durum, seçim sürecinin adil ve eşit koşullarda yürütülmediğini açıkça ortaya koymaktadır.
Delege seçimleri sırasında bir belediye meclis üyesi, beyaz liste lehine aynı anda iki adet oy pusulasını sandığa atarken görevliler tarafından tespit edilmiş ve bu usulsüzlük tutanak altına alınmıştır.
Söz konusu kişi hakkında seçim güvenliğini ve parti içi demokrasiyi zedeleyen bu eylemi nedeniyle disiplin kuruluna sevk işlemi başlatılmıştır. Bu tür olaylar, parti içi seçim süreçlerinin şeffaflığına ve güvenilirliğine ciddi zarar vermektedir.
Hem Belediye çalışanları, hem de diğer üyeler belediyeye ait araçlarla beyaz liste lehine oy kullanmak üzere seçim bölgelerine taşındığı tespit edilmiştir. Bu durum, belediye kaynaklarının siyasi amaçla kullanılması anlamına gelmekte olup, etik ve demokratik ilkelere açıkça aykırıdır.
Ayrıca bazı Belediye Başkan Yardımcıları ve belediye meclis üyelerinin, belediyenin kurumsal imkânlarını kullanarak beyaz liste lehine seçim çalışmalarına destek verdikleri görülmüştür. Bu tür uygulamalar, parti içi eşitliği ve adil rekabet ortamını zedeleyen ciddi ihlaller arasında değerlendirilmelidir.
Belediye meclis üyeleri ve ilçe örgütü yöneticilerinin, birçok CHP üyesine beyaz listeye oy vermeleri karşılığında belediyede iş vaadinde bulundukları ve belediyenin bazı imkânlarından faydalanma yönünde kolaylıklar sağlayacaklarına dair iddialar kamuoyunda yaygın şekilde konuşulmaktadır.
Bu tür söylem ve uygulamalar, parti içi demokratik yarışın sağlıklı yürütülmesini engellemekte; üyeler üzerinde baskı, yönlendirme ve çıkar ilişkileri üzerinden şekillenen bir ortam yaratmaktadır. Bu durum, partimizin etik değerleriyle ve eşitlik ilkesine dayalı örgüt kültürüyle bağdaşmamaktadır.
Mahalle delege seçimlerinde birçok mahallede, beyaz ve mavi listenin uzlaşıyla ortak liste oluşturduğu ve delegelerin birlikte belirlendiği bilinen bir gerçektir. Ancak buna rağmen, kamuoyunda yalnızca "beyaz liste" kazanmış gibi bir algı yaratılarak psikolojik üstünlük sağlanmaya çalışılmıştır.
Bu algı yönetiminin bir parçası olarak, Beyaz liste tarafından, sözde 350’ye yakın delegenin imzası alınarak bir araya gelip destek verdiği yönünde iddialar ortaya atılmış; ancak bu iddiaların somut bir dayanağı bulunmamaktadır. Kaldıki seçim Yönetmeliğine göre 62’den fazla imza toplamanın yasak olduğu CHP tabanı tarafından bilinmektedir. Gerçekte ortak belirlenen delegelerin tek taraflı sahiplenilmesi, hem etik dışıdır hem de partimizin demokratik ve şeffaf süreçlerine gölge düşürmektedir. Bu tür manipülatif yaklaşımlar, partideki birlik ve güven ortamını zedelemektedir.
Ayrıca beyaz liste, ilçe yönetimi, kadın kolları ve gençlik kolları başta olmak üzere parti içindeki birçok kurumsal yapıdan da önemli destek alarak, seçim çalışmalarını güçlü ve örgütlü bir şekilde sürdürmüştür.
Bu durum, Beyaz Liste'nin örgütlenme ve seçmene ulaşma konusunda ciddi bir avantaj elde etmesini sağlamıştır.
3- Kongre süreci;
Kongreden bir gün önce ilçe örgütüyle yapılan iyi niyet görüşmesinde, kongre salonunda hiçbir adaya ait afişin olmaması yönünde karşılıklı bir mutabakata varılmış; salon dışındaki alanlarda ise afiş asılabileceği ifade edilmiştir. Ancak bu mutabakata uyulmamış, mavi listenin astığı afişler bazı kişi ya da gruplarca sistemli bir şekilde sökülmüş, yırtılmış ve parçalanmıştır.
Dahası, salon Cumhuriyet Halk Partisi’nin kullanımında olmasına rağmen, bir belediye meclis üyesi eliyle belediye çalışanlarına talimat verilerek tüm afişlerin kaldırılması sağlanmıştır. Bu durum partimizin kararlarına ve genel merkez genelgelerine açıkça aykırıdır. Salonun tasarrufu yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’ne aittir; hiçbir belediye yetkilisinin bu süreçte müdahil olması kabul edilemez.
Afişlerin yırtılması karşısında Mavi Liste destekçilerinin sessiz kalması, genel olarak "partinin ülke genelinde AKP iktidarının baskıcı uygulamaları varken partinin yıpranmaması için sergilenen sorumlu bir tutum" olarak yorumlanabilir. Ancak bu sessizlik, yaşanan haksızlığı ve partinin iç işleyişine zarar veren antidemokratik tutumları görmezden gelmemize gerekçe olamaz.
Unutulmamalıdır ki, gerçek barış, birlik ve dayanışma; ancak adaletin, hakkaniyetin ve eşitliğin olduğu yerde mümkündür.
Parti içinde yaşanan bu tür uygulamalar yalnızca bireyleri değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğini ve toplumdaki güvenilirliğini de zedelemektedir. CHP, demokrasiyi savunan en köklü siyasal yapı olarak, bu tür olaylara karşı en yüksek duyarlılığı göstermeli ve benzer hataların tekrarlanmaması için örgütsel bilinçle hareket edilmelidir. Gerekli adımlar gecikmeden atılmalı, parti içi demokrasi güçlendirilmelidir.
13 Eylül’de yapılan iyi niyet görüşmesinde, kongrede sunulacak faaliyet raporunun kitapçık halinde hazırlanarak tüm üyelere dağıtılması ve okunmadan oylamaya sunulacağı konusunda taraflar arasında bir uzlaşma sağlanmıştı. Ancak 14 Eylül sabahı kongre salonuna gelindiğinde, ne yazık ki bu kitapçıklar dağıtılmamıştı.
Cumhuriyet Halk Partisi Etimesgut İlçe Örgütü tarihinde ilk kez —ve belki de son kez— bir faaliyet raporu, okunmadan ve değerlendirilmeden oylatılarak aklanmıştır. Bu durum, sadece Etimesgut'ta değil, partimizin siyasi kültüründe de ciddi bir yara açmıştır. Türkiye'nin hiçbir yerinde, delegelerin içeriğini bilmediği bir faaliyet raporuna “evet” oyu vermesi ne görülmüş ne de kabul edilebilir bir durumdur.
Kongrede yaşanan gelişmeler bununla da sınırlı kalmamıştır. Genel kurulda yapılan eleştiriler karşısında mevcut ilçe başkanı Selçuk Demir, sorumluluk alıp yanıt vermek yerine salonu terk etmeyi tercih etmiştir. Ardından kürsüye yapılan saldırı ve çıkan olaylar, o ana kadar oldukça sakin geçen kongre sürecini bir anda kaosa sürüklemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü kültürüne ve demokratik geleneklerine hiç yakışmayan görüntüler ortaya çıkmıştır.
Sonuç olarak, her iki listenin de kendine özgü avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Ancak esas mesele, bundan sonraki süreçte hangi anlayışın ön plana çıkacağıdır. Asıl belirleyici olan, bu listelerin üyeyi merkeze alıp almadığı, üyeye değer verip vermediği, açık ve şeffaf bir yönetim anlayışını benimseyip benimsemediği ve en önemlisi de siyaset yapma tarzını yenileyip yenilemediğidir.
Klasik siyaset anlayışını terk ederek, üyeyi yalnızca bir sayı ya da oy olarak değil, özne olarak gören ve üyeyle birlikte karar alan, birlikte yol yürüyen bir anlayış; hem partiyi hem örgütü daha ileriye taşıyabilir. Aksi takdirde, kişisel çıkarlar üzerinden şekillenen yapılar, sadece partinin değil, bu grupların da içinin boşalmasına ve toplumsal karşılığının zayıflamasına neden olur.
Mevcut ilçe yönetimi, sahip olduğu yetkileri üyelerin taleplerini dikkate alan, katılımcı ve kapsayıcı politikalar üretmek yönünde kullanırsa; bu sadece partinin büyümesine değil, aynı zamanda yönetimin kendi siyasi meşruiyetini ve geleceğini de güçlendirir.
Özellikle geçmiş süreçlerde dışlanmış, küstürülmüş ya da görmezden gelinmiş liyakatli, birikimli ve emek vermiş partililere yeniden çağrı yapılarak örgütsel barış sağlanırsa, bu durum partide hem moral hem de motivasyon yaratacaktır. Böyle bir yaklaşım, örgüt içinde güveni ve aidiyet duygusunu artıracağı gibi, parti içi demokrasiyi de güçlendirir.
Unutulmamalıdır ki, gerçek liderlik; sadece mevcut destekçileriyle değil, kırgınlarıyla da yeniden bağ kurabilme iradesiyle mümkündür. Bu anlayış benimsendiği takdirde, önümüzdeki süreç CHP için hem nitelikli büyüme hem de toplumsal güçlenme süreci olabilir.
Siyasi gruplar elbette olmalıdır; ancak bu gruplar kişisel yakınlıklara ya da çıkar ilişkilerine değil, ideolojik ve politik farklara dayanmalıdır. Böyle bir temelde kurulan oluşumun başarılı olmaması için hiçbir neden yoktur.
Kongrenin yapıldığı gün, salona gelen bşr çok konuk, açık şekilde beyaz listeyle temas kurarak taraflı tutum sergilemiş; bu durum kongre sürecinin adil ve eşit koşullarda gerçekleşmesine gölge düşürmüştür. Bu tür müdahaleler, demokratik yarışın doğasına aykırıdır.
Ancak tüm bu adaletsiz koşullara, baskılara ve dengesiz ortama rağmen mavi liste, ilkeleri ve kararlı duruşuyla geri adım atmamış; beklentilerin üzerinde oy alarak güçlü bir direniş göstermiştir. Bu sonuç, örgütlü ve ilkeli mücadelenin ne denli etkili olabileceğini bir kez daha kanıtlamıştır.
Ancak unutulmamalıdır ki, Etimesgut halkı iradesine her zaman sahip çıkmıştır ve bundan sonra da çıkacaktır. Dışarıdan yönlendirmeler ve siyasi müdahaleler ne kadar güçlü olursa olsun, Etimesgut’u sadece Etimesgut halkı yönetecektir. Bu kararlılığı hiçbir güç engelleyemeyecektir.
İlçe başkanı, tüm üyelerin başkanıdır. Görevi, herkesi kucaklamak, fikir ayrılıklarını zenginliğe dönüştürmek ve ortak akılla ilerlemektir.
Kadın Kolları’nın, yönetmelik gereği tarafsız ve bağımsız bir duruş sergilemesi gerekirken, açıkça bir tarafın yanında konumlanması, o taraf için sahada çalışması ve kongre sürecinde aktif olarak yer alması, ciddi bir ilke ihlalidir.
Yetmezmiş gibi, seçim sonrasında sanki büyük bir siyasal mücadele kazanılmış gibi, ilçe başkanı tarafından kendilerine seçim sürecinde ve kongrede emeklerinden dolayı kadın kolları yönetimine takdir belgeleri verilmesi ve bu belgelerin sosyal medyada hiçbir çekince duyulmadan paylaşılması, siyasi etik açısından sorgulanması gereken bir durumdur. Aslına bakarsanız bu bir tüzük ihlalidir ve disiplin suçudur.
Bu tablo, sadece tarafsızlık ilkesine değil, aynı zamanda parti içi güvene ve adalete de zarar veriyor. “Bu kadarı da olmaz” demek geliyor insanın içinden ama ne yazık ki hâlâ bunu sorgulayan, yanlış bulan pek az kişi var gibi görünüyor.
Unutulmamalıdır ki, sağlam yapılar ancak ilkeli duruş ve kapsayıcı bir anlayışla inşa edilir. Umuyoruz ki bu kongre süreci herkes için bir ders olur ve yeni dönem; daha katılımcı, daha şeffaf ve daha demokratik bir dönemin başlangıcı olur.
Etimesgut, Etimesgutlularındır.
Etimesgut’u yalnızca Etimesgut halkı yönetebilir.
Etimesgut’un kaderi, bu kentin öz evlatlarının ellerindedir.
Bu anlayışla, Etimesgut’ta siyasetin dili ve yöntemi değişmek zorundadır. Artık siyaset; dar kadrolar arasında, kapalı kapılar ardında değil, halkla birlikte, halkın ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda, şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmelidir.
Etimesgut’ta kim bu değişimin öncülüğünü yaparsa, kim ilkelere sadık kalarak, kişisel hesaplardan uzak, halktan ve örgütten yana bir siyaset inşa ederse, hem kendisi kazanır hem de Cumhuriyet Halk Partisi örgütü güç kazanır.
Gerçek başarı, sadece seçim kazanmak değil; örgütsel güveni yeniden tesis etmek, partiye kırılanların güvenini kazanmak ve yeni kuşaklara umut verecek bir siyaset anlayışını yerleştirmektir. Bu hedefe yürüyen her adım, Etimesgut’ta toplumsal dönüşümün anahtarı olacaktır.
-Süleyman RIDVANOĞLU-


































