Cumhuriyet Halk Partisi tabanı, yıllar boyunca Deniz Baykal gibi söylemleriyle zaman zaman toplumu ayrıştıran bir isme tahammül gösterebilmiş, hatta onun genel başkanlığı döneminde ciddi bir eleştiri yöneltmemiştir. Buna karşın, Kemal Kılıçdaroğlu gibi demokrat, uzlaşmacı ve halkçı bir lidere yönelik saldırıların artması anlaşılır bir durum değildir. Bu tezatın tek bir açıklaması vardır: Bugün Özgür Özel’in ekibi iktidara daha yakın görülmekte, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden öne çıkma ihtimali ise bu iktidar olasılığını zayıflatabilecek bir gelişme olarak algılanmaktadır.
Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu’na yönelik küçümseyici söylemlerin ve sistemli saldırıların ardında esas olarak iktidar hırsı ve iktidar nimetlerinden pay alma arzusu yatmaktadır. Oysa herkes çok iyi bilir ki, geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel aynı hedefler uğruna birlikte çalışmış, birlikte üretmiş ve bu partiye önemli katkılar sunmuşlardır. Her iki isim de Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerli emekçileridir.
Ne var ki, bugün Kılıçdaroğlu’na en ağır ifadelerle saldıranlar, dün ona en yakın olan kişilerden başkaları değildir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçteki suskunluğu ise partinin tabanında ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır. Bir zamanlar Deniz Baykal’a tahammül eden bu tabanın, bugün Kılıçdaroğlu’nu aşağılayacak, incitecek ölçüde bir tutum içine girmesi; CHP’nin genetik yapısı ile, gelenekleriyle, vicdanıyla ve siyasi kültürüyle bağdaşmayan, son derece üzücü bir durumdur.
Açıkça görülmektedir ki, bu tablo sadece parti içi dinamiklerle açıklanamaz. Dış etkenlerin ve belirli merkezlerden yürütülen algı operasyonlarının bu süreçte etkili olduğu açıktır. Bu nedenle, her bir üyenin, her bir yoldaşın dikkatli olması, kırıcı değil birleştirici davranması gerekir.
Elbette ki mevcut genel başkanımız Sayın Özgür Özel’e saygı göstermek hepimizin görevidir. Ancak geçmiş genel başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na saygısızlık etmek de hiç kimsenin ne hakkıdır ne de haddidir.
Bu parti hepimizindir. Kişisel beklentiler ve çıkar hesapları uğruna örgüte zarar vermek, en hafif tabirle parti emekçilerine ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerlerine ihanet anlamına gelir.
Özgür Özel, bugün Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı ve hakaretleri durduramazsa, yarın Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’ndan ayrıldığında kendisi de benzer, hatta daha ağır eleştirilerle ve haksız suçlamalarla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle, Sayın Özgür Özel ve ekibinin, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik haksız, incitici söylemleri ve organize saldırıları bir an önce durdurması büyük önem taşımaktadır.
Bu uyarıyı bir taraf olarak değil, Cumhuriyet Halk Partisi’ni, halkını, demokrasiyi ve ülkesini seven bir yurttaş olarak yapıyorum. Çünkü mesele kişiler değil, partimizin birliği, demokrasinin onuru ve ülkemizin geleceğidir. YAŞASSIN CUMHURİYET HALK PARTİSİ.
Süleyman Rıdvanoğlu - Cumhuriyet Halk Partisi Parti Okulu Eğitmeni


































