‘’Egosu tavan yapan isimlerin ortak özelliğidir, kendi ders alacak yerde herkese ders vermeye kalkmak. UEFA kupasını kazandıktan sonra taraftarların “İmparator” tezahüratını fazla ciddiye alan Galatasaray’ın eski teknik direktörü Fatih Terim, kendisini eleştirenlere “Ben ders almam ders veririm” diye çıkışmıştı. Yandaşlarının “Reis” diye yücelttiği Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da hem içerideki muhaliflerine hem de dışarıdaki hasım gördüklerine “Eyy!” diye başlayan cümlelerle sürekli ayar verir. Eğer kendi ülkesini her alanda örnek alınması gereken bir düzeye çıkarmışsa varsın ders versin. Ama üçüncü dünya dediğimiz gelişmemiş ülkelerin bile standartlarının gerisine düşürmüşse bırakın ders vermeyi ders alması gerekir. Hele ki istikrarlı bir şekilde geçmişteki hatalarını tekrarlıyorsa.’’ dedi.
KPSS skandalına da değinen İlknur, ‘’ KPSS sınavındaki rezaleti konuşuyoruz günlerdir. Böyle bir rezalet ilk kez başımıza gelmiş olsaydı ve cumhurbaşkanı da hemen Devlet Denetleme Kurulu’na soruşturma yetkisi verip ÖSYM başkanını da görevden almasını alkışlar, aynı rezaletin bir daha tekrarlanmayacağı umudunu koruyabilirdik. Ama bu kaçıncı birader?
Bir değil, iki değil, üç değil...
Sorun nerede peki?
Liyakat yerine tarikatı esas almamızdan. Dersane tarikatçı, soru hazırlamakla görevli hocalar da muhtemelen öyle. Görevden aldığın ÖSYM başkanının yerine atanan da tarikatçı. Yarın onun da kendi tarikatının yayınevleri ve dersanelerine soruları vermeyeceğinin garantisi var mı?
Partizanlık her siyasi iktidar döneminde oldu. Ancak bu partizanlık daha çok müsteşar ya da düz memur atamalarında olurdu. Devletin kurumsal hafızası ve sorun çözmede deneyime önem verilirdi. Ancak daha iyisi ya da muadili varsa eski bir bürokratın yerine yenisi atanırdı.
Polis sınavlarında usulsüzlük 80’lerden önce başlamıştı. MHP iddianamesinde Abdülkadir Aksu’nun polis sınavları için isim listesi istediğine yönelik mesajları MHP Genel Merkezi’nde bulunduğu bilgisi bunu kanıtlıyor. Sonraki yıllarda da Mehmet Ağar’ın hazırladığı listelerin sınav sonucu ne olursa olsun polis olduğunu biliyoruz.
TSK sınavlarına sonsuz bir güven vardı. FETÖ ile birlikte o sınavların da ruhuna el Fatiha.
FETÖ, sadece TSK ile yetinmedi, ÖSYM sınavlarının bile ırzına geçti. Hırsızlığı FETÖ yaptı ama AKP de bu hırsızlığa kalkan oldu.
Eski yıllarda toplumun en çok güvendiği ve asla sorgulamadığı üç kurum vardı. Bunlar ÖSYM, YSK (Yüksek Seçim Kurulu) ve Milli Piyango İdaresi’ydi. AKP sayesinde bu üç kuruma da güven yerlerde sürünüyor.’’ diye yazdı.


































