NOT: POLİTİK OLANIN DA BİR MÜKTESEBATI VARDIR.
1. Giriş: Türkiye’nin İçinden Geçtiği Dönem ve CHP’nin Sorumluluğu
Türkiye gelir dağılımı derinleşen bir ekonomi, demokratik gerileme ve kurumsal çöküşün içinden geçmektedir. Bu koşullarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin sadece “muhalefet eden” değil, iktidar alternatifi olarak toplumu dönüştüren bir politik aktör olması zorunludur. Bu nedenle Merkez Yönetim Kurulu’nun yapısı, niteliği ve siyasi kapasitesi, yalnızca iç denge meselesi değil, CHP’nin iktidar hedefinin doğrudan belirleyicisidir. Yeni MYK, parti içi dengeyi gözeten bir yaklaşım sergilemekle birlikte, Türkiye’nin “içinde bulunduğu siyasal şartlarda” gerek duyulan “sıçrama kapasitesini” karşılamaktan uzaktır.
Bu rapor, yeni MYK’nın yapısal olarak neden yetersiz kaldığını/kalacağını, hangi stratejik riskleri barındırdığını ve bu noktada “PM’nin üstlenmesi gereken sorumluluğu” kapsamlı biçimde değerlendirmektedir.
2. Yeni MYK’nın Genel Karakteri: Denge, Bölüşüm ve Kontrollü Yönetim
Bazı isimlerin “çalıştıkları kurumlar üzerinden PİAR” larının yapılmaya çalışılmasının siyasi açıdan hiçbir önemi yoktur. Çünkü kurulu bir şirketi yönetmeyeceğiz; CHP’yi, muhalefeti, halkı inşa ederek yeni bir hayat kuracağız. Bu da ancak “politik müktesebatı” olan kadrolar tarafından yerine getirilebilecek; zora dayanıklı liyakatli partililer tarafından yürütülebilecek siyasal bir mücadeledir.
Açıklanan MYK listesi incelendiğinde dikkat çeken temel özellikler:
-Denge gözeten bir yapı kurulmuştur.
Ancak Türkiye’de siyaset “denge koruma” değil, sıçrama yapma dönemindedir.
-Dünya Bankası, finans piyasaları, işletme sahipleri gibi özel sektöre yakın bir MYK görünümü baskındır.
Oysa mevcut koşullar siyasi ağırlığı yüksek, kriz yönetimi ve kampanya kapasitesi güçlü bir yapıyı gerektirir.
-MYK, toplumsal karşılıktan çok kongrelerde bilinçli bir şekilde oluşturulan örgüt içi karşılık üzerinden şekillenmiştir.
Bu, iktidar yürüyüşünü zayıflatan, zaman ilerledikçe sıkıntıları ortaya çıkacak en elverişsiz durumdur.
Genel olarak; MYK, “partiyi idare etmek” için yeterli olabilir; ancak “iktidara taşımak” için zayıf bir profil çizmektedir.
3. Stratejik Eksiklikler ve Risk Alanları
3.1 Örgütlenme ve Seçim Kapasitesi
Örgütlenme için atanan isim, klasik örgüt yapısını sürdürecek bir profil sunmaktadır. CHP’nin ise acilen: Dijital örgütlenme, gençlik ve kadın dinamiklerinin yeniden inşası, mahalle tabanının güncellenmesi, üye yapısının şeffaf ve aktif hale getirilmesi gibi yenilikçi bir dönüşüme ihtiyacı vardır. Bu alan yeni MYK ile yenilenmeye değil, mevcut yapıyı sürdürmeye işaret etmektedir.
3.2 Ekonomi Politikalarının Yeterince Güçlü Olmaması
Türkiye'nin en temel sorunu: Mevcut ekonomi politikalarının neoliberalizme servis veren ve bu nedenle de sürekli kaybeden taraf olmasıdır. Ülkeyle birlikte sürekli kaybeden halk; iç ve dış sermayeyi korkutmayan değil, gelir dağılımını yeniden düzenleyen bir iktisadi programın peşindedir. Bu nedenle, ekonomi politikaları Gelecek ve DEVA partilerinden gelenlere bırakılamaz; bu CHP’ nin kendisini inkârıdır. CHP’nin seçmende güven yaratması ekonomik vizyonuyla mümkündür. Bu nedenle ekonomi politikalarının başında, toplumsal karşılığı ve siyasi ağırlığı olan “varlığıyla mesaj verebilecek” bir ismin bulunması beklenirdi. Mevcut tercih iktisat politikalarını yönetebilecek eğitim düzeyine sahip olmayıp; siyasi liderlik ve etki gücü bakımından önemli bir boşluk yaratmaktadır. Ayrıca siyasal kökeni/geçmişi CHP’nin toplumu ikna etmesindeki zorlukları (programın da gizlenmiş/derinleştirilmiş olan sıkıntılar yüzeye çıkacaktır) arttıracaktır. CHP’nin iktisat politikaları borsa, finans ve özel sektörün yatırım rehberliği düzeyine indirilemez. En güçlü olduğu/olması gereken alanın önce programla sonra da doku uyuşmazlığıyla sorunlu hale getirilmiş olması sonucunda; CHP’ nin mahcup solcusu Yalçın Karatepe bile çok aranacaktır.
Bu durum CHP'nin ekonomi alanındaki iktidar iddiasını oldukça zayıflatmaktadır. Çünkü ortada neoliberal amaçlara uygun ekonomik hedefler vardır. Bu zaten büyük bir sorundur ve burayı yumuşatabilecek olan siyasi kadrolar da burayı dönüştürebilecek yetenekte olmadıkları için işler iyice karışma riskiyle karşı karşıyadır.
3.3 Medya ve Halkla İlişkiler Kapasitesi
Bulut’un iletişim performansı bugüne kadar güçlü bir dijital dönüşüm vadetmediği bilinmektedir. Kampanya dili, kriz iletişimi, sosyal medya stratejisi açısından zayıf bir seçimdir. Türkiye’de medya alanı: Hız, kriz iletişimi, dijital kampanya, algı yönetimi, genç seçmene ulaşım gibi konularda son derece stratejik bir başlıktır. Bu alanın güçlü bir siyasal iletişim uzmanına teslim edilmesi beklenirken, mevcudun tekrarı (eczacı) CHP’nin iletişim zafiyetini gidermekten uzak durmaktadır. Seçimlere giderken bu eksiklik hayati risk barındırmaktadır. Oldukça önemli bir makamın siyasal tercihi “arkadaşlık düzeyinde” devam ettirilmektedir. Bu durum, CHP’nin liyakat söylemiyle çelişmektedir.
3.4 Emek, Yoksulluk ve Sosyal Politikalar
Türkiye’nin en büyük toplumsal dinamiklerinden biri olan emek dünyası ile CHP arasındaki bağ, hâlâ stratejik düzeyde zayıftır. Sendikalar, taşeron işçiler, güvencesiz emekçiler, emekliler, genç işsizler CHP’nin doğal tabanı olması gerekirken örgütlü bir ekosistem yaratılamamıştır. Bu alanla ilgili bağı sürdürmek mesleği müteahhitlik olan kişilerin yapabileceği bir iş değildir. Emek ve müteahhitlik yan yana getirildiğinde, yurttaşa verilecek mesaj çok etkisiz/yetersiz kalacak; inandırıcı olamayacaktır. Bu nedenle, bu alana yapılan görevlendirme hem sendikal hareket hem de toplumsal mücadele açısından yeterli performans gösterebilecek bir konumda değildir.
3.5 Genel Strateji, Veri Yönetimi ve Kampanya Mekanizması
En kritik eksikliklerden biri: Strateji, kampanya yönetimi, veri işleme ve saha analizi için güçlü bir MYK ayağı yoktur. Bu başlık Türkiye’de her seçimi belirleyen temel adımların başında gelmektedir. CHP bu kapasiteyi MYK düzeyinde kurmadan, seçim başarısını tesadüfe bırakmaktadır. Genel strateji; siyasi tecrübesi kısa süreli CHP yöneticiliğinden ibaret olan bir insanın başarabileceği/yön verebileceği, sorumluluğunu taşıyabileceği düzeyin çok üzerinde bir birikim gerektirir.
4. Toplumsal Karşılığı Zayıf Bir MYK
MYK üyeleri arasında tek tek analizleri sürdürmek mümkün ancak yazının uzaması kurumsal eleştirilerin azalmasını sağlayacağı için daha fazla uzatılmayacaktır. Yeni MYK, toplumsal kesimlerin -gençler, yoksullar, kadınlar, emekliler, beyaz yakalılar, kentli muhafazakârlar- hiçbirine doğrudan hitap eden bir siyasal ağırlık taşımamaktadır. MYK’nın siyasallaşmış, kampanya yürüten, sokakla bağ kuran, toplumsal öfkeyi örgütleyebilen bir yapı olması gerekiyordu. Gereği yerine getirilemedi...
Asıl Gelişecek Problem: CHP’nin seçim öncesi büyük bir sıçrama için yanlış kadro mimarisi kurmuş olmasıdır. İktidar olmayı hedefleyen bir partide: Strateji başkanlığı, Seçim kampanya başkanlığı, Dijital dönüşüm, Veri yönetimi, Yerel yönetim - merkez koordinasyonu, Politika üretim ofisleri çok güçlü bir kadro sistemini zorunlu kılar. Kişisel siyasal hesaplara göre konuşlanmış dengeler üzerinde bu isimlere rastlamak çok mümkün görünmemektedir. Bu yönelim partiyi iktidar sürecinden uzaklaştırmaktadır. Bunu, bütün mümkünlerin kıyısında (imkan dahilinde) olduğumuz bir dönemde söylemek önemlidir, sonradan değil...
Partinin amacı: Programını hayata geçirmektir. Bunun için de toplumsal öfkeyi politik güce çevirmek, seçmeni tutmak değil büyütmek, sadece muhalefet etmek değil, iktidar teklifi/vaadi sunmak olmalıdır. Ancak bu MYK amaç ve amacı karşılayacak ihtiyaçlar düşünülmeden oluşturulmuştur. Dolayısıyla bu sorumluluğu taşımakta yetersiz görünmektedir.
5. Sonuç ve PM Açısından Sorumluluk: Mevcut MYK;
-CHP’nin iktidar yürüyüşünün başarısı MYK’nın niteliğiyle doğrudan ilişkilidir. CHP bu kadroyla ancak savunma yapar, iktidar hamleleri yapamaz.
-Yönetir ama dönüştüremez.
-Toplumsal dalgayı yakalayamaz,
-Stratejik siyaset (proje ve akılla örülmüş siyasal üstünlüğe dayalı bir yol inşası) üretmekte zorlanır.
-Toplumsal dönüşüm kapasitesi (dönüştürücü siyaset kişisel konuşlanmayı reddeder) sınırlı,
-Kampanya (aynı şeylerin sürekli tekrarlandığı mitinglerle değil / bir zaman sonra yalnızca emek, zaman ve para harcandığı, muhalif enerjinin de zayıfladığı görülecektir) gücü yetersiz,
-Iletişim ve örgütlenme alanlarında zayıf bir profil çizmektedir.
PM'nin görevi, Genel Başkan’ı uyarmak, eleştiriyi kişiselleştirmeden, parti çıkarı doğrultusunda şu noktaları gündeme taşımaktır:
-MYK’da stratejik alanların yeniden yapılandırılması
-Ekonomi, örgütlenme ve medya alanlarında güçlendirilmiş bir yönetim mimarisi
-Dijital ve saha temelli yeni bir kampanya mekanizması kurulması
-MYK’nın toplumsal karşılığını artıracak düzenlemeler yapılması
-Parti içi denge merkezli değil, iktidar hedefli kadrolaşma modeli oluşturulması
6. Öneri: MYK’nın Tamamlayıcı Bir “Politika Üst Kurulu ” ile Güçlendirilmesi
Bu raporun sonunda PM’ye somut bir öneri sunmak gerekir: CHP’nin, MYK’nın eksiklerini tamamlayacak güçlü bir “Politika, Kampanya, Strateji ve Veri Yönetimi Üst Kurulu” oluşturması zorunludur. Bu kurul hiçbir tavassuta gerek duyulmadan: Politikalar üretme, seçim kampanyası, veri analitiği, dijital strateji, söylem inşası, hedef kitle yönetimi, saha koordinasyonu alanlarında uzman kişilerden oluşmalı ve MYK’ya paralel ama bağımlı olmayan bir yapı olarak çalışmalıdır. En önemlisi de partinin yeniden inşa edilmesi ile ilgili süreçleri planlamalı, PM’ye, Genel Başkana ve MYK’ya yol göstermelidir. Bu kurula partinin “Politika Kurulu veya Maden İşçileri Kurulu” adını da verebiliriz. Bunun için tüzük değişikliğine gerek kalmadan; yönetmelikle düzenlenebilir.
Genel Değerlendirme:
Yeni MYK, partiyi “yönetmek” için yeterli olabilir; ancak Türkiye’yi değiştirecek politik kapasiteyi taşımamaktadır. Bu nedenle PM’nin görevi, bu yapının stratejik eksiklerini giderecek adımları gündeme almak ve partinin iktidar yürüyüşü için gerekli yapısal dönüşümü başlatmaktır. Eşitler arasında birinci olana bütün yetkiler devredilmemelidir.
CHP’nin yeni MYK yapılanmasında sağlık, eğitim, tarım, orman, afet, göç, bilgi teknolojileri, spor gibi temel politika alanlarında herhangi bir Genel Başkan Yardımcılığı görevlendirilmemiş olması önemli bir ufuk daralmasıdır. Bu başlıklar, Cumhurbaşkanlığı aday ofisi bünyesinde yürütülecek seçim bildirgesi çalışmalarının alt başlıklarına indirgenemeyecek kadar geniş, derin ve süreklilik gerektiren politika alanlarıdır. Halkın doğrudan hayatına dokunan bu alanlarda kurumsal politika üretimi yalnızca bir seçim stratejisinin parçası olarak ele alınamaz; aksine partinin ana omurgasını oluşturması gereken kalıcı ve güçlü bir uzmanlık yapısına ihtiyaç vardır. Bu nedenle temel kamusal hizmet alanlarının MYK düzeyinde temsil edilmemesi, hem bu politikaların parti içinde görünürlüğünü zayıflatmakta hem de seçim sürecinde bütüncül ve inandırıcı bir program oluşturma kapasitesini sınırlamaktadır. Bu kritik alanların Cumhurbaşkanlığı aday ofisinin gölgesine bırakılması, siyasal ağırlığın ve politika üretme sorumluluğunun olması gereken merkezden uzaklaşmasına yol açmakta; dolayısıyla bu işlerin yalnızca seçimlere yönelik kampanyalar gibi düşünülmesini sağlamakta ve en önemlisi de partinin uzun vadeli vizyonunu zayıflatan bir boşluk yaratmaktadır.
Yaklaşan seçim süreci; Cumhurbaşkanı adayının mevcut hassas konumu, iktidarın seçim döneminde geliştirebileceği siyasi manevralar, örgüt yapımızdaki dağınıklık ve MYK’nın stratejik kapasitesindeki eksiklikler nedeniyle partimizi ciddi bir riskle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu koşullarda CHP’nin; güçlü, bilgili, refleksleri yüksek ve operasyonlara kapalı bir kurmay mimarisine ihtiyaç duyduğu açıktır. Kurultay sonrası ortaya çıkan MYK-PM uyumsuzlukları ve kurumsal zafiyetler hızla giderilmediği takdirde, seçim sürecini sağlıklı yönetmek, krizlere anında yanıt üretmek ve kampanya üstünlüğü kurmak son derece güç hale gelecektir. Bu nedenle, vakit kaybetmeden; strateji, iletişim, veri yönetimi ve seçim kampanyasını kapsayan bağımsız ve yüksek yetkinlikte; parti örgütünün yeniden inşasına katkı yapabilecek nitelikte bir “Üst Kurul” kurulması, partinin seçim başarısı için artık ertelenemez bir zorunluluktur. Çünkü önemli bir siyasal süreç başlamıştır: CHP programının merkeze genişlemesiyle birlikte siyasal alan yeni arayış ve aktörlere ihtiyaç duyar hale gelmiştir. CHP kurultaydan önceki halinden daha geride bir konumda mevzilenmiş; önemli bir siyasal alanı, söylemi ve tabanı %51’e erişmek adına boşaltmıştır. Oysa ki Amerika ve İngiltere’de üniversitelerin yaptığı araştırmalar oy verme alışkanlıklarının, moment anları hariç, CHP’nin izlediği yol ve yöntemlerle değişmediğini saptamışlardır. Altılı Masa bunun en iyi örneğidir. Şimdi yapılmaya çalışılan: Altını Masa Mutabakat Metni’nin özetiyle ve bizzat hazırlayanlarla, aynı yol ve yöntemlerin tekrar edilmek istenmesidir. Oysa ki bu denenmiş ve yenilmiş; şimdiki yönetimin de (o zaman da karar alma süreçlerinde vardılar ve hiçbir şeye itiraz etmediler hatta bizzat “Altılı Masa Mutabakat Metni’ni Yazan Komisyonun” da kendisidirler) göreve gelmesini sağlamıştır.
Sonuç; Uzatmadan, yukarıda özellikleri belirlenmiş, arkadaşlık ilişkilerinden arındırılmış politika üretebilecek bir ÜST KURULA ihtiyaç vardır ve derhal kurulmalıdır.
Uğur TUNÇAY
(İnş. Müh. / Siyaset Bilimci)


































