Bu çalışma, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 2020 yılından bu yana Türkiye'ye uygulanan CAATSA (Countering America's Adversaries Through Sanctions Act) yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin açıklamalarının hukuki ve siyasi dayanaklarını açık kaynaklar çerçevesinde değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmada, söz konusu açıklamaların ABD Kongresi nezdinde yürütülen somut bir yasama faaliyetini mi ifade ettiği, yoksa mevcut CAATSA mevzuatı kapsamında yürütme organının inisiyatifine dayanan diplomatik ve idari bir süreci mi yansıttığı incelenmiştir. Bu kapsamda yaptırımların uygulanma ve kaldırılma usulleri, 2025–2026 döneminde yaşanan diplomatik gelişmeler ile Kongre'nin süreçteki rolü birlikte değerlendirilmiştir.
CAATSA YAPTIRIMLARININ KALDIRILMA MEKANİZMASI
CAATSA yaptırımları, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi tedarik etmesinin ardından 14 Aralık 2020 tarihinde, yeni bir kanun çıkarılmaksızın mevcut CAATSA yasasının 231. maddesi uyarınca ABD yürütme organının idari kararıyla uygulanmıştır. Mevzuat incelendiğinde, yaptırımların kaldırılması için de ayrıca yeni bir kanuni düzenleme yapılmasının gerekmediği görülmektedir. Yasa, yaptırımların sona erdirilmesine ilişkin usulü kendi bünyesinde tanımlamış olup, sürecin ABD Başkanı tarafından Kongre'nin ilgili komitelerine yapılacak sertifikasyon ve bildirim mekanizması üzerinden işletilmesini öngörmektedir.
Bu çerçevede ABD Başkanı'nın aşağıdaki hususları Kongre'nin ilgili komitelerine sertifika ile bildirmesi halinde yaptırımlar kaldırılabilmektedir: • Yaptırım uygulanan kişi ya da kurumların artık S-400 veya benzeri bir Rus savunma sistemine sahip olmadığının teyit edilmesi, • Söz konusu sistemlerin Türk topraklarında Rus vatandaşları tarafından işletilmediğinin doğrulanması, • Türkiye'nin gelecekte benzer nitelikte bir Rus savunma sistemi edinmeyeceğine ilişkin güvence verilmesi. Dolayısıyla yaptırımların kaldırılması, yeni bir yasa çıkarılmasına değil; Başkanlık makamının mevcut CAATSA hükümleri çerçevesinde gerekli sertifikasyonu Kongre'ye bildirimiyle işler. Bu yönüyle süreç, hukuki zemini önceden belirlenmiş olmakla birlikte, uygulanması büyük ölçüde “siyasi irade ve diplomatik müzakerelerin seyrine bağlı” idari bir mekanizma niteliği taşımaktadır.
2023-2026 YILLARI ARASINDA GÜNCEL GELİŞMELER
2025 ve 2026 yıllarında Türkiye ile ABD arasında gerçekleştirilen üst düzey diplomatik temaslar, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunun iki ülke arasındaki stratejik gündem maddelerinden biri olmayı sürdürdüğünü göstermektedir.
DİPLOMATİK TEMASLAR
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında 2025 yılının Eylül ayında Washington'da bir araya gelmiş ve yapılan görüşmelerde CAATSA yaptırımları ve F-35 programına ilişkin konuları ele almıştır. Görüşmenin ardından Trump, "iyi bir toplantı gerçekleştirirsek yaptırımları hemen kaldırabiliriz" yönünde kamuoyuna yansıyan bir açıklamada bulunmuştur. Bu açıklama, yaptırımların kaldırılması konusunda yürütme organı düzeyinde siyasi iradenin tamamen ortadan kalkmadığına işaret etmektedir.
HAKAN FİDAN'IN AÇIKLAMALARI
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mart 2026'da Reuters'a yaptığı açıklamada, ABD ara seçimlerinden (Kasım 2026) önce CAATSA yaptırımları konusunda sonuç alınması amacıyla çalışmaların sürdürüldüğünü ve Türkiye'nin bu süreçte üzerine düşen siyasi adımları attığını ifade etmiştir. Fidan aynı açıklamasında, İsrail'in bölge ülkelerinin belirli askerî kabiliyetler edinmesine karşı tutum sergilediğini, bunun da sürece dolaylı etki edebileceği imasında bulunmuştur. Bu ifade, yaptırımların kaldırılmasına ilişkin sürecin yalnızca ikili ilişkilerden değil, bölgesel güvenlik dengelerinden de etkilendiğine işaret etmektedir.
SÜRECİN ZAMANLAMASI
Sürecin zamanlaması Türk basınında yer alan değerlendirmelere göre, yaptırımların ABD ara seçimleri öncesinde sonuçlandırılmasının gerekçesinin Kongre'deki siyasi denge olduğu belirtilmektedir. Buna göre, Demokrat Parti'nin seçimler sonrasında Kongre'de daha güçlü bir konuma gelmesi halinde Türkiye'ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına daha mesafeli bir yaklaşım sergilenebileceği ve bunun süreci zorlaştırabileceği değerlendirilmektedir. Bu çerçevede mevcut diplomatik girişimler, yalnızca teknik bir yaptırım kaldırma prosedürünün işletilmesinden ibaret olmayıp, aynı zamanda ABD iç siyasetindeki olası değişimlerin doğurabileceği riskler dikkate alınarak belirli bir zamanlama içerisinde yürütülmektedir.
KONGRE BOYUTU
Açık kaynaklarda yapılan inceleme sonucunda, Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını doğrudan amaçlayan ve halen ABD Temsilciler Meclisi veya Senato gündeminde görüşülmekte ya da oylanmayı beklemekte olan bağımsız bir yasa tasarısına rastlanmamıştır.
Konuya ilişkin tespit edilebilen en somut yasama girişimleri, yaptırımların ilk kez gündeme geldiği 2020 yılında hazırlanan PACT (Protect Against Conflict by Turkey Act – H.R. 4695) ile S.2641 numaralı tasarılardır. Ancak söz konusu girişimler, yaptırımların kaldırılmasını değil, Türkiye'ye yönelik yaptırım mekanizmasının genişletilmesini veya ağırlaştırılmasını hedeflemiş; yürürlüğe girmemiş olmaları nedeniyle mevcut süreç açısından doğrudan hukuki bir sonuç doğurmamıştır. Mevcut tablo, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin sürecin esas itibarıyla Beyaz Saray ile ABD Dışişleri Bakanlığı öncülüğünde yürütüldüğünü göstermektedir. Bu kapsamda Kongre'nin rolü, yeni bir kanuni düzenleme hazırlamaktan ziyade, Başkan tarafından mevcut CAATSA hükümleri çerçevesinde sunulacak sertifikasyon bildirimini denetlemek ve siyasi açıdan değerlendirmekle sınırlı görünmektedir. Dolayısıyla mevcut açık kaynak verileri, yaptırımların kaldırılması sürecinde belirleyici mekanizmanın yasama faaliyetinden ziyade yürütme organının siyasi ve idari tasarrufları olduğunu ortaya koymaktadır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Yapılan açık kaynak incelemesi, DİB Hakan Fidan'ın CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin açıklamalarının tamamen temenniden ibaret olmadığını, Ankara ile Washington arasında bu konuda sürdürülen somut bir diplomatik sürece dayandığını göstermektedir. Bununla birlikte, söz konusu süreci destekleyen ve ABD Kongresi'nde Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını amaçlayan bağımsız bir yasa tasarısı veya aktif bir yasama faaliyetine ilişkin doğrulanabilir bir bulguya ulaşılamamıştır. İnceleme kapsamında ulaşılan veriler, CAATSA yaptırımlarının 14 Aralık 2020 tarihinde ayrı bir kanın çıkarılmadan mevcut yasanın 231. maddesi uyarınca yürütme organının (Dışişleri Bakanlığı) idari kararıyla uygulanmıştır. Aynı şekilde yaptırımların kaldırılmasının da yeni bir kanuni düzenlemeye değil, ABD Başkanı'nın mevcut mevzuatta öngörülen sertifikasyon mekanizmasını işletmesine bağlı olduğunu ortaya koymaktadır.
Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kongre'deki Türkiye karşıtı eğilimlere dikkat çeken değerlendirmeleri de bu siyasi risk alanının varlığını teyit etmektedir. Türkiye ile ABD arasında 2025 ve 2026 yıllarında gerçekleştirilen üst düzey temaslar ile kamuoyuna yansıyan siyasi açıklamalar, taraflar arasında yaptırımların kaldırılmasına yönelik diplomatik müzakerelerin sürdüğünü göstermektedir. Ancak sürecin nihai sonuca ulaşabilmesi, yalnızca yürütme organlarının siyasi iradesine değil, aynı zamanda Kongre'de oluşabilecek siyasi yaklaşım ve olası itirazların yönetilmesine de bağlıdır. Nitekim Bakan Fidan'ın Kongre'deki Türkiye karşıtı eğilimlere dikkat çeken değerlendirmeleri de bu siyasi risk alanının varlığını teyit etmektedir. Sonuç olarak mevcut bulgular, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin sürecin üç temel unsur üzerine inşa edildiğini göstermektedir: • Türkiye ile ABD arasında yürütülen siyasi ve diplomatik müzakereler, • Mevcut CAATSA mevzuatında tanımlanan sertifikasyon prosedürünün işletilmesi, • Bu sürecin Kongre nezdinde siyasi açıdan kabul görmesi. Bu çerçevede, açıklama tamamen asılsın bir temenniden ibaret denilemez. Ortada "Kongre'de aktif bir yaptırım kaldırma yasası" faaliyeti bulunmamakta; süreç büyük ölçüde mevcut hukuki mekanizmaların öngördüğü siyasi/idari müzakeresi ve yasanın öngördüğü irade prosedür doğrultusunda işletilmesine dayanmaktadır.
AYSUN PALALI KÖKTAŞ


































