Telefon
WhatsApp
Av. Fevzi Gümüş: Yeni Parti’nin Asıl Sınavı: Eski Alışkanlıklardan Kurtulmak
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Yeni bir parti kurmak kolay değildir. Daha da zoru, yeni bir siyaset kültürü kurmaktır.

Yeni Parti’nin önündeki temel sınav da burada başlıyor.

Yeni bir isim, yeni bir tüzük, yeni bir örgütlenme modeli elbette önemlidir. Ancak bir partiye gerçekten “yeni” niteliğini kazandıran, geçmişten devraldığı siyaset yapma biçimlerini ne ölçüde değiştirebildiğidir.

Bu nedenle Yeni Parti’nin açıkladığı örgütlenme modeli üzerinde özellikle durmak gerekiyor.

“Siyaseti yurttaşa geri vermek” iddiası, yalnızca güzel bir slogan değildir. Eğer içi doldurulabilirse, Türkiye’de siyasal partilerin uzun yıllardır yaşadığı önemli bir soruna doğrudan cevap verebilir.

Üyenin karar süreçlerine katılması, yöneticilerin üyeler tarafından seçilmesi, yerel düzeyde katılımcı mekanizmaların geliştirilmesi, hesap verebilirliğin güçlendirilmesi…

Bunların tümü önemli.

Ama bir soru daha sormamız gerekiyor:

Yeni Parti, eski CHP’nin kötü alışkanlıklarından gerçekten kurtulabilecek mi?

Belediye başkanı ile parti örgütü arasındaki sınır

CHP’nin geçmişten bugüne taşıdığı sorunlardan biri, bazı dönemlerde belediye başkanlarının parti örgütleri üzerindeki ağırlığı olmuştur.

Burada mesele belirli bir belediye başkanını suçlamak değil.

Mesele bir siyasal kültürü tartışmaktır.

Belediye başkanı halk tarafından seçilir. Kamu gücünü kullanır. Büyük bir idari ve ekonomik kapasiteyi yönetir. Doğal olarak siyasal ağırlığı vardır.

Fakat belediye başkanının siyasal ağırlığı ile parti örgütü üzerinde belirleyici olması aynı şey değildir.

Parti örgütü üyelerin örgütüdür.

Belediye ise kamu kurumudur.

Bu iki alan birbirine karıştırıldığında, parti içi demokrasi zarar görmeye başlar.

Belediye başkanının desteğini alan örgüt yöneticisi, zamanla üyeye karşı değil kendisini destekleyen güce karşı sorumluluk hissedebilir.

Böylece parti örgütü, siyasal özne olmaktan çıkar ve belediye yönetiminin uzantısına dönüşür.

İşte eski alışkanlık dediğimiz şey tam olarak budur.

“Delege yok, üye var” demek yetmez

Yeni Parti’nin örgütlenme modelinin en önemli iddialarından biri üyeyi siyasetin merkezine koymak.

Bu çok değerli bir hedef.

Fakat burada önemli bir ayrım var.

Delegeyi kaldırıp yerine belediye başkanının gücünü koyarsanız, demokratikleşme gerçekleşmiş olmaz.

Üyenin özgür iradesi, yalnızca genel merkeze karşı değil, parti içindeki bütün güç odaklarına karşı korunmalıdır.

Bir üye belediye başkanının desteğini almadan aday olabilmeli.

Bir ilçe örgütü belediye başkanının tercihine göre değil, üyelerin iradesine göre şekillenebilmeli.

Parti yöneticisi herhangi bir makamın himayesine değil, üyelerin güvenine dayanmalıdır.

Aksi halde biçim değişir, güç ilişkisi değişmez.

Siyaseti yurttaşa geri vermek

Yeni Parti’nin örgütlenme raporundaki “siyaseti yurttaşa geri vermek” yaklaşımı tam da bu nedenle önem taşıyor.

Siyaseti yurttaşa geri vermek, yurttaşa yalnızca oy kullandırmak değildir.

Söz hakkı vermektir.

Bilgiye erişim sağlamaktır.

Karar süreçlerine katmaktır.

Seçtiği yöneticileri denetleyebilmesini sağlamaktır.

Ve en önemlisi, yurttaşın iradesini parti içindeki güç ilişkilerinin üzerinde tutmaktır.

Bu anlayışın doğal sonucu, parti örgütünün de bağımsız olmasıdır.

Belediye başkanı güçlü olabilir.

Ama örgüt de özgür olmalıdır.

Genel başkan güçlü olabilir.

Ama üye de söz sahibi olmalıdır.

Genel merkez güçlü olabilir.

Ama yerel örgüt de kendi siyasal iradesini ortaya koyabilmelidir.

Demokratik parti anlayışı tam da bu denge üzerine kurulabilir.

Belediye başkanı örgütün üzerinde değil, örgütün karşısında da değil

Aslında olması gereken çok basit.

Belediye başkanı belediyeyi yönetmeli.

Parti örgütü partiyi yönetmeli.

Parti örgütü belediyenin çalışmalarını izlemeli, gerektiğinde eleştirmeli ve üyeler aracılığıyla halkın taleplerini belediye yönetimine taşımalıdır.

Bu ilişkinin adı vesayet değil, siyasal denetim olmalıdır.

Yeni Parti'nin örgütlenme modelinin gerçekten yeni olup olmadığını da burada göreceğiz.

Çünkü belediye başkanlarının örgüt üzerinde belirleyici olduğu bir yapı, ne kadar yeni tüzük yazarsa yazsın eski siyaset kültürünün izlerini taşımaya devam eder.

Asıl yenilik

Yeni Parti'nin önünde önemli bir fırsat var.

CHP'den ayrılmış yeni bir parti olmak başka şeydir.

CHP'nin yıllar içinde biriktirdiği bazı siyasal alışkanlıklardan koparak yeni bir parti kültürü yaratmak başka şey.

İkincisi daha zordur.

Çünkü bunun için yalnızca örgüt şemasını değiştirmek yetmez.

Güç ilişkilerini değiştirmek gerekir.

Üyeyi gerçekten merkeze koymak gerekir.

Belediye başkanının kamu gücünü parti içi güce dönüştürmesini engellemek gerekir.

Örgüt yöneticilerinin herhangi bir makamın desteğine ihtiyaç duymadan siyaset yapabilmesini sağlamak gerekir.

Genel merkez ile yerel örgüt arasındaki ilişkiyi vesayet değil dayanışma ve ortak siyaset temelinde kurmak gerekir.

Ve parti içinde hiçbir makamı dokunulmaz hale getirmemek gerekir.

Çünkü demokratik parti, yalnızca ülkeye demokrasi vaat eden parti değildir.

Kendi içinde demokrasiyi yaşayabilen partidir.

Yeni Parti’nin gerçek sınavı da budur.

Sadece CHP’den ayrılmak değil…

CHP’nin kötü alışkanlıklarından da ayrılabilmek.

Yeni Parti gerçekten “siyaseti yurttaşa geri vermek” istiyorsa, önce siyasetin sahibinin kim olduğunu açıkça göstermelidir:

" Ne belediye başkanı, ne genel merkez, ne dar bir kadro…

Partinin sahibi üyedir."

-Av. Fevzi Gümüş-

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği